<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: kar'biletör :: Salı, Ocak 29

"Ayda's coming through!"
"Go! Go! Go! Go!"



Kar yağarken bazı şeyler diğer zamanlara göre daha sessiz olduğu için seviyorum kışı belki de. Evden çıkarken bu sabah yüzüme vuran kar soğuğunda da yine bu sessizlik vardı. Ordan biraz huzur esti, burdan biraz burukluk, şurda bir bardak çatladı. Hepsini boşverdim.

Yürümeye başladım. Güneş vardı, kar toplardı böyle olunca. Bu işin arkasındaki sırrı bilmeye hiç çalışmamıştım. Kar yağarken güneş çıkarsa bunun anlamı birilerinin kar topladığıydı. Kim topuyordu bu karı ve bunun için neden güneşe ihtiyacı vardı? Hem zaten dışarısı soğuktu ama üşümüyordum. İçimde kendisiyle ilgili hiçbirşeyi beğenmediğim ama babamın parasal açıdan zor bir dönemi olmasına rağmen sırf beni mutlu etmek için aldığı ve bu yüzden zamanında üç beş gün yumurtaya talip olmamıza neden olmuş bir hırka vardı.

Bu tip şeylerdi insanı gerçekten sıcak tutan. Böyle şeylerdi şekline şemaline, güzelliğine çirkinliğine aldırmadan giyip sahiplendiğin.

Derken yürürken garip birşey oldu ve kendime bir bilet kestim nerde olduğunu bilmediğim bir deniz kıyısına. Saçlarım açıldı, iyot kokusu doldu burun deliklerime, çıplak ayaklarımın altında yumuşacık ve ılık kumları hissettim. Kışta kendini bulan ve içinde Gece barındıran ben, kendimi bir gündoğumunda ve deniz kıyısında buldum.

Kardan kaçtım ilk kez. Yılın ilk karını mutluluktan uçarak ve kolumu pencereden dışarı uzatıp elimi açarak karşılayışımın üzerinden ne kadar zaman geçmişti hatırlamaya çalıştım ama ayaklarımın altındaki sıcak kumlar buna engel oldu.

Sahilde yürümeye başladım işte. Arada bir savrulan saçlarımı yüzümden çekip, kulağımın arkasına sıkıştırdım. Başımı önüme eğdim zaman zaman. Sonra durup gözlerimi kısıp denize doğru baktım. Bir süre kum vardı, deniz vardı tey tey.

Yavaş yavaş uzaklarda bir cankurtaran kulübesi belirdi. Hafifçe gülümsedim. Bir anda da akşamüstü oldu Allah seni inandırsın. Daha az önce gündoğumuydu, öğlene ne olmuştu bilemedim. Çok da sorgulamadan tırmandım ahşap rampayı ve yere oturup sırtımı kulübeye yasladım. Öylece oturdum tek başıma. Bekledim..

"Ayda's out!"
"Karolina in 2!"

Etiketler: ,

:: büyükbaba :: Çarşamba, Ocak 23

Çanakkale Gazileri
Utanıyorum, büyükbaba.

Hani sendin ya benim için bu toprakları kanlarıyla sulayan. Hani sendin ya sırf ben özgür olayım, kara çarşaftan kurtulayım, kollarıma bağlanmış zincirlerimi kırayım, ülkemi kendi çıkarları, kendi gemilerini kurtarmak için satmaya bile razı bir avuç saltanat düşkününün elinden kurtulayım, özgür irademi kendi ellerime alayım,

dinimi kendi vicdanımla bir, Allah'ımla aramda tutayım ve laik bir düzende hayatı sansürlenmiş bir koyun değil eşit haklar içersinde, ilerleyerek büyüyeyim diye can verdin ya,

hani sendin ya aman at gözlükleri başıma geçirilmesin, "sağı solu değil ben onu nereye sürersem orayı görsün" diyen binicilerin altında düldül olmayayım diye kolunu, bacağını kaybeden,

hani sendin ya yaşın kaç olursa olsun tüfeğini kuşanıp gavurun, saltanatın karşısına çıkan, kendini düşünmesen de çocuğunun (yani anamın, babamın), torununun (yani benim ve benim yaşımdakilerin), ananın, bacının yarınını düşünerek ışık saçlı bir adamın peşinden cephelere akan,

istiklal yani özgürlük için ölen hani sendin ya...

Üzgünüm büyükbaba, ben seni hayal kırıklığına uğrattım!

Üzgünüm büyükbabalarımız,

sadece benim için değil hepimiz için, hepimizin refahı,
hepimizin dünyadan geri kalmaması,
hepimizin çağdaşlarımızla boy ölçüşebilmesi,
hepimizin bağnazlıkla değil hoşgörüyle yürüyebilmesi,
sadece kadınların değil, erkeklerin de
başlarındaki bağlardan kurtulabimesi umuduyla
sakat kaldınız, kolunuzu bacağınızı kaybettiniz
hatta canlarınızı bizim için feda ettiniz ya hani...

Biz size layık değiliz!

Biz kendimizi çoktan unuttuk,
Biz sizleri çoktan unuttuk,
Biz nerden geldiğimizi çoktan unuttuk.

Gururumuz yok bizim büyükbaba, gururumuz!
Hiç onurumuz yok! Geri gidiyoruz bile bile,
İsteye isteye!
Yo büyükbaba kimse başımıza silah dayamıyor...
Kimse kimseye zorla birşey yaptırmıyor.

Bizler seçimlerimizin sonuçlarına katlanıyoruz

Eh bizler seçmeyi bilmiyorsak
Dahası,
Bizler beğenmediysek şayet,
Sizin olduğunuz gibi bir yürek olup,
Seçmeme gibi de bir hakkımız olduğunu düşünmüyorsak,
Baş(ımız)a gelince neden söyleniyoruz? Ne isyan ediyoruz?

Diyorum ya, çoktan unuttuk biz sizi, nerden geldiğimizi, bizi biz yapanları... Kısaca:

Savaşınız boşa çıktı.
Çok üzgünüm büyükbaba,
Çok üzgünüm...

Etiketler:

:: bal10 :: Salı, Ocak 22

Grey
"Önemli olan kafana yediğin engel değil, önüne çıkan engeldir" - somonya atasözü

...Ahah yok öyle değil şekerim. Bak şimdi bunun yolu derin bir anladım ben seni hissiyatı içersindeyken naif neonarsist yaklaşımlar büyütmekten geçiyor. Ne kadar maymun hatta ne kadar üç tane var bunlardan o kadar köfte. Bunu benden önce güya yavşar hep söylemişti. Kendisi ermiş, kendisi sümeyye, kendisi mahmut. Kendisi tarihteki en sakar webcam kızından bile daha memeli. Burdan tüm bombacılara sesleniyorum! Sıradaki gardırop sizin için geliyor! Oh rahatlamasam da açıldım...

...yok bir sıkıntım, neden sordun?! Sabah sabah biraz çıktım yürüdüm iyi geldi (yalan! uykum bölündü pembe panjursuz evlerde), hava da güzel kelebekler bile olabilir inanmazsın. Bak bana, ben inanıyor muyum? Pıtır böcek pıtır böcek diye sevin sen o kadar küçük bir kızken ama hani nerde bunların aslı astarı? Bence kelebekler bi mit, okurhan. Ansiklopedilerin uydurması, gavur icadı bunlar. Hatta kelebekler de Noel Baba gibiler. Büyüdükçe kaybolan, büyüdükçe değerinden yitiren, soluklaşan aslında...

Noel baba da aziz valentin misali çok şişirilmiş bir karakter yani bazen. Diğer vakitlerde Noel baba o kadar da şişman değil. Ondaki göbeğin yüzde doksanı oyuncak dağıtma heyecanından mütevellit gaz! Hem düşününce, o geyiklere ne kadar güvenebilirsin ki sonuçta?! Hani at olsa güven bi nebze veyahut olsun olsun köpekleri koşumla, kat önüne ama sen geyik diyorsun bana. Bambi mi yani? Anime kızı gözlü, çıtkırıldım bacaklı olanlar mı?

Ben olsam çitaların çektiği bir çekirdek çıtlama diyerek tam yarı yolda bitirmeye karar verdim bu cümleyi. Devamını getirmeyeceğim kendime has sebeplerden ötürü. Aslında çok da özel değil ama geçenlerde aldığım bir yorum üzerinde düşününce hayır cazcı bir kardeş değilim ama bazen kulaklarımın pasını "acid jazz"la silebiliyorum galiba'yı belirtmek isterim. Kaldı ki, farkettim de, chillOUT seviyorum dedikten sonra acid jazz sevmem demek biraz abesle iştigal etmek. Lakin sürekli değil, hep değil, hep hep hep olamaz. Bu da böyle bir özedönüştür. Hakveriş hazırlıyorum şimdi. İnce ayrıntılarda gizli şeytanlarla karşılaşıyorum ve sonra beni dansa kaldırdıklarında da dans ediyorum (dadada). Ayrıyeten burda sana Joker'in Vicky Vale'i kulede tırım tırım döndürürken söylediği sözü anımsatıyorum.

Joker deyince akla gelen tim burton, asil adam. Sweeney todd da öyle. Haksız yere haksız kaldıktan sonra haklı yere adam öldürmek üzerine yapılmış çizilmiş bir sürü öykü var. Hazır sırası gelmişken beni vaktim gelince bir tim burton dünyasına göm. Sakil dalları masallardaki cadı kollarına benzeyen herhangi bir ağaç altına olabilir çekinme. Eski koltukların kol dayama yerlerine benzeyen tepelerden birinin köşesine de olabilir. Tepenin köşesini bulmak sana kalmış.

Gerçi bu emek ister, okurhan. Köşe kapmak hayatta kimileri için kolay olduğu kadar küstah da! Diğerleri için zor olduğu kadar timsah da. Bir diğer deyişle kendini bir feriştah fantazisindeki numan portakalı gibi hissetmeye benzer bu durum. Onca portakal arasında ham değil, tam portakal olduğunu nasıl gösterirsin ki? Sonuçta tüm portakallar yuvarlak, tüm portakallar oranj.

Belki de portakal alınmıyor. Soyulup başucuna koyuluyor ya da rahmetli büyükannemin yaptığı gibi bir parça kabuğu yastık altına konuyor. Mis kokuyor.



ps: Bu yazıdaki tüm isimler küçük harfle yazılmıştır. Lütfen alıcılarınızın ayarıyla oynamayınız..

Etiketler: ,

:: uyurgider (kırık Yin) :: Pazartesi, Ocak 14

Slitwrist

...yaşarken attığım her çentikle üzerime
hatırlattım kendime biteni, gideni.
Ardından ben olanca sessizliğim gözlerimde,
uyudum gitti
ve
uyanıp olanca anılarım ellerimde,
unuttum bitti.
Derken "cehennemin dibine" bir yolculukta,
ara verip süründüğüm siyahlarımı ayıklayarak altından
çıkan pembe, cılk etlere hayret ettim gün ışığında. Ne
çok kan vardı üzerimde Gece'nin umutla örttüğü ve ne çok
jilet izi duruyordu doku tutmayan dudaklarımda. Mantra'mın
içindeki Yin öylesine kırıktı ki, parçaları yapıştırma-
ya çalışmak beyhude bir çabaydı ve iki ucu daima keskindi hayatın.

Öyle ki yaşamak kendini bilememeyi bilmekti...

Etiketler:

:: aslan :: Cuma, Ocak 11

:: aslan burcu erkeği ::

Sıkıldınız. Son yarım saattir kokteylde kayda değer birşeyler olmadığı gibi, patronunuzun bilimum Rotaryen arkadaşlarına birkaç bin dolarlık gülümsemenizle sürekli kafa sallamaktan afakanlar basmak üzere. Sonunda sündüğünüz köşede elinizde bir bardak şarapla yalnız kalmayı ve rahat bir nefes almayı başarmıştınız ki kolunuzda tuhaf bir karıncalanma hissettiniz. Aldırmayıp şarabınızdan bir yudum daha aldınız ama o da ne!? Aynı tuhaf karıncalanma ensenizde peydahlandı. Kadınsı içgüdülerinizi izleyerek başınızı çevirdiniz ve o esnada kalabalık bir grubun orta yerinde böğürdeyerek gülmekte olan adamla göz göze geldiniz.

Bardağını size doğru pırıl pırıl bir gülümsemeyle kaldırıp, bakışlarını yine gruba doğru çevirdi. Siz de kafanızı hafifçe sallayarak içkinizden bir yudum daha aldınız ve başınızı çevirdiniz.

Kahkahası bir kez daha yükseldi. Daha beteri içinde bulunduğu gruptan da onunla yarışabilecek yükseklikte kahkahalar kendisine eşlik etmeye başladı.

Şayet bir hava (kova, ikizler, terazi) ya da ateş (koç, aslan, yay) kadınıysanız büyük olasılıkla meraklandınız. Bir su (yengeç, akrep, balık) ya da toprak (oğlak, başak, boğa) kadınıysanız olan biten karşısında cıklayarak daha sessiz köşelere doğru çoktan yola çıktınız bile.

Tipik bir aslan burcu erkeği'nin tüm hayat hikayesi şundan ibarettir: "Bakın en çok ben eğleniyorum!".

Gelin hep beraber bu hayat hikayesini inceleyelim:

Bakın: Aslan erkekleri, Güneş'in etkisinde parıldamakta olan ve tam da bu yüzden her daim dikkatleri üzerinde hissetmeye ihtiyacı olan varlıklardır. Aslan kral sırf bu adamların egosu tatmin olsun diye çekilmiş bir filmdir ki zaten büyük küçük tüm aslanlar da filme hücum ederek gişe rekorları kırmasına neden olmuşlardır. Bir aslan odadan içeriye girdiğinde ve görünmeyen yelelerini savurduğunda ona doğru dönmeyen her baş kendisine göre zavallıdır. Yani şimdi ona bakılmayacak da kime bakılacaktır allasen?

Ossaat içeriye Brad Pitt'in yandan yemiş türk versiyonlarından birini sokuyoruz. şöyle slav kökenli, uzun boylu, açık kumral, mavi yeşil gözlü, 1.90 civarlarında, göğüs kaslarında havuç rendelenesi, omuzlarının gölgesinde dinlenirken fantezi yapılası birşey olsun.

Şimdi tekrar aslan erkeğimize dönelim (şimdi'm gelmiş benim bakın bol kullanıyorum kendisini dikkat ettiyseniz). Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse mor bu adama pek yakışmaz. Onun zaten bir rengi yoktur. Kendine en çok baktırdığına inandığı renkten şaşmaz. İçeri yeni giren bu yunan tanrısından da zerre kadar etkilenmemiştir çünkü aslan erkeği hala herkesin kendisini izlediğinden gayet emindir. İşbu ilüzyona o kadar inanır ki etrafındakiler de bir zaman sonra buna inanmaya başlarlar...

...Ve voila!! Aslan erkeği bir kez daha amacına ulaşır ve etrafında kendisine bakan ve tapan bir hayran kitlesi edinmiş bulunur.

en: Aslan erkekleri için "ya hep ya hiç" diye bir düstur söz konusu değildir. Onlar için durum "ya hep ya hep"tir. Yaşamdaki tüm "en"lerden fütursuzca keyif alırlar bu adamlar. En kaliteli içkilerden, en iyi restoranlardan, en güzel kadınlardan, en pahalı muhitlerden, en çok para kazandıran iş alanlarından, en başarılı üniversitelerden, en şık giysilerden...

En'den daha azına razı olan aslan erkekleri sadece -mış gibi yapmaktadırlar. Elbette bu burcun tüm mensupları şatafatlı hayatlar sürüp, janjanlı görüntüler sergilememektedir. Ama istisnasız hepsi bir gün bunu yapabilme hayaliyle yeni bir güne başlarlar.

Gariptir açlıktan ağzı koksa da bir aslan erkeği bunu asla dışarıya yansıtmayacaktır. Çünkü o aynı zamanda en gururlu ve asil duyguların insanıdır.

çok: Bolluk ve bereket bir şekilde aslan erkeği'ni gelir bulur. Bunun nedeni muhtemelen sonsuza uzanan egosu yüzünden hayatta kendiliğinden bir halt edemeyeceğini anlayan zodyak tanrılarının bu burcu yönetmesi için güneşi devreye dokmuş olmalarıdır. Güneş, saçtığı yaşam enerjisi ve sıcaklığıyla bu burcun erkeklerini donatıp bir şekilde birilerinin kanına girmelerini ve bu birileri sayesinde hayatın bir yerine alıklama atlamalarını sağlar. Ondan sonra da zaten tipik aslan erkeği'ni tutmak zor iştir. Kendisine "yürü ya kul" diyeni aslan da yarı yolda bırakmaz.

Bırakmaz bırakmamasına da yürürken bir çok başka canlının üstüne basıp geçebilir. Bunu isteyerek yapmaz ama yapmamak için de bir sebep görmez. Kendisi her şeyin çoğunu fazla fazla haketmektedir zaten. Ne yani? Siz ne sanmıştınız ki? Onun yüzünden işinizi, eşinizi filan mi kaybettiniz? Tüh. Bir şeye ihtiyacınız var mı? Onun ölmesi mi? Alemsiniz. Başka birşey?

ben: İşte aslan burcu erkeği'nin favori kelimesi. Bu adam nadiren "sen şöylesin böylesin" diyecektir çünkü bir cümlenin içinde kendisi geçmezse verem olur. Genelde cümleleri "bana şunu bunu yaptın"dan ibarettir ki hah işte böylesi caizdir. Herhangi bir insanın karşısına çıkıp "sen şöylesin böylesin" diye bağırıp çağırmasından da içten içe büyük haz duyar zira konu yine kendisidir. Hani yani reklamın iyisi kötüsü yoktur. Kendisini gayet de iyi korur ve suçlamaların şiddetini ona katlayarak cevabını verir ama sahip olduğu megalomani tartışma konusunun kendi olduğu kavgalardan bile zevk almasını sağlar.

eğleniyorum: Vallahi aslan burcu erkekleri de yay biraderleri gibi bu dünyaya vur patlayıp çal oynamak için geldiklerinden bu konuda kendilerinden ya da ceplerinden hiç kısmazlar. Sırf aslan, yay ve ipin uçkurunu kaçırmış balık'lar istiyor diye hedonizm kavramı türetilmiştir. Böylece bu adamlar da minarelerine kılıf bulmuş, muratlarına ermiş biçemde yaşamlarına devam etmektedirler.

Tabii aslan erkeklerindeki bu eğleniyorum hadisesi en'le birleştiğinde işin cılkı kolayca çıkabilir. Bu çıkık cılkla karşılarına çıkan iyi kızlarla eğlenip, kötü kızlara zil zurna aşık olabilirler. Bir aylık maaşlarını bir gecede tüketip, ay boyunca kükürdeyebilirler. Şakanın sırası olmayan yerde cıvıyıp sonra bu yaptığından dolayı üstüne basılan gururuyla başkaları eğlenirken çevreye rahatsızlık verebilirler.

Hiç bir aslan erkeği kendince taçsız değildir de dünyada kraliçe olabilecek prensescikler türeten yeterince krallık yoktur. Zaten kız olsun kadın olsun dünyadaki hatun kişiler de bu devirde yaşam savaşını vermekle meşgul olduklarından bir aslan erkeği yanlarına zıplayıp "şlop şlop hadi kraliçem olsana benim sen şlop" nidalarıyla onları yalamaya başladıklarında, ruhsatlı tabancalarıyla (malum devir kötü) patilerine sıkabilirler.

İşbu yüzden bir aslan erkeği'ni istiyorsanız yapmanız/olmanız gereken üç şey vardır:

1) Güzel olun (ve güzelliğinizi uzun yıllar korumaya hevesli olun).

2) Yaşam statüsü ve ilim irfan durumu açısından ondan aşağı olun (değilseniz de problem değil. yeter ki onun spot ışığına adım atmaya kalkmadan başarılı erkeğin arkasındaki kadın rolüyle idare edebilin).

3) Ona tapın (tüm yaşamınızın merkezinde ondan başka hiç birşey ve hiç kimse olamayacağına razı olun).

İşte hepsi bu kadar basit.

1. şıkka uyduğunuz sürece aldatılmayacak
2. şıkka uyduğunuz sürece takdir edilecek
3. şıkka uyduğunuz sürece de sevileceksiniz.

Evet, tabii.



:: aslan burcu kadını ::

Astroloji aslan ve akrep burçlarının arasındaki ortak paydalara dem vururken ne kadar haklıdır siz bilemezsin azizim. Karşılaştığınız bir aslan bazen akrebin kartal olmuş ve bu vesileyle bu enkarnasyondaki ruhsal gelişiminin son raddesine ulaşmış haline benzer. Çok asildir, çok gururludur ama yelelerini ancak savaşması gerektiğinde savurur. Bazen de öyle bir akreple tanışırsınız ki oynamayı çok seven ve aşırı derecede benmerkezci olsa da süt dökmüş bir kedidir kendisi......

ve bunların konuyla hiçbir ilgisi yok.

Güneş sistemimizin olmasa sadece sistemimiz olarak anılacağı ve elbet cümlemizin torunununtorununporompompomporomporompomporomporomtorununun bir gün tarafından yok edileceği sevgili Güneş tarafından yönetilen aslan burcu kadınları, tıpkı bu gök cismi gibi birer yıldızcık olarak etrafta gezinir ve civardaki tutam tutam erkeği bilinçli bir şekilde itlaf ederlerken zodyağın diğer hatunlarının arasında şöyle bir muhabbet geçmesi olasıdır:

Terazi burcu kadını: (aslan kadınının geçiş merasimini izlerken) Onda bende olmayan ne var ki bende olmayan onda bende olmadığı gibi duruyorken benim olamadıklarım aslında her daim olabileceklerimin...

Başak burcu kadını: Tamam güzelim sen tartışmaya devam et. (yengeç burcu kadınına dönerek) Biliyor musun şekerim bir kadın daima kendini bilmeli ve toplum içinde ucuz görünebilecek hareketlerden kaçınmalıdır.

Yengeç burcu kadını: Şey evet tabii.. Ben... Mmm aslında bunu söylediğim için gerçekten üzgünüm ama sen de fazla sıkıcısın bazen. (boğa burcu kadınına dönerek) Düşündüm de bence o saç ona hiç yakışmamış. Biraz daha klasik ve küt bir kesim yüzüne daha iyi gitmez miydi?

Boğa burcu kadını: Mmm sanmıyorum... Ayrıca saçını hala küt kestiren bir mürüvvet halam bir de sen kaldın. Senin tutunduğun ve bir türlü vazgeçemediğin alışkanlıklar da en az başağın adabı kadar sıkıcı.. Aa hiç surat asma şimdi... (akrep burcu kadınına dönerek) Sence böyle görünmek için ayda ne kadar para harcıyordur?

Akrep burcu kadını: Ahah şu mutfaktan çıkıp biraz da dışardaki gerçek hayatla ilgilensen diyorum Saboğa! Para harcadığını sanmam harcatıyordur. (cıkcıklayarak yay burcu kadınına döner) Sence de kalçaları biraz fazla iri değil mi?

Yay burcu kadını: Seninkilerden daha iri değil. (koç burcu kadınına dönerek) Akşama ne yapıyorsun? Harika bir bilim kurgu filmi gelmiş gidelim mi?

Koç burcu kadını: Aloo hoşlandığın çocuk hatunun önüne atladı birşeyler konuşuyorlar sen hala bilimdesin filmdesin!! (içini çekerek balık kadınına döner) Ne anladım şimdi ben mastırdan doktoradan. Şu dünyayı çeviren erkeklerse onları eviren de dekolte.

Balık burcu kadını: Evet ne var ki bunda? Sendeki bu akıl işleri, zeka işleri, kariyer işleri de en az devlet su işleri kadar anlaşılmaz kusura bakma. Kadın dediğin kadın gibi olmalıdır. (oğlak kadınına dönerek) O mininin altına ben olsam çizme giyerdim.

Oğlak burcu kadını: O değil de dişi olacağım diye bazen ne kadar şopardığının farkında mısın? (ikizler burcu kadınına dönerek) Bu hatun kesinlikle sekretere yönetici asistanı diyen kategoriden.

İkizler burcu kadını: Tüm genellemelerin yanlış olduğunu daha kaç defa söyleyeceğim sana? (kova burcu kadınına dönerek) Ateşin var mı?

Kova burcu kadını: Sen sigarayı bırakmamış mıydın? .... "Aa unutmuşum bıraktığımı" da ne demek allasen?! Tanrım yeter artık şu uzaylıların gelip beni almasını istiyorum!

Onlar tartışadursunlar dişi aslan istediğini elde etmiş ve varlığını mevcut türk ve şayet varsa yabancı varlığına armağan ederek sahneden çıkmıştır. Zaten iş aslan kadınına geldiğinde olay bundan daha fazlası ya da azı değildir. Herkes mümkünse ondan bashetmelidir. Reklamın iyisi kötüsü yoktur... Yoktur da... E zaten konuşulacak ondan daha önemli ne olabilir azizim? MErkez Bankası'nın İstanbul'a taşınışı mı? Ahahah siz çok yaşayın e mi!

Bir aslan kadınını elde etmek istiyorsanız cidden baltayı taşa vurdunuz. Yani şimdi bakın Prens William olmadığınıza göre... Hmm... Peki ya Koçların birşeyi misiniz?... Değilseniz Mermerciler de olur... Maksat sosyete olsun... I-ıh mı? Hmmm bir düşünelim... Ailede şöyle okkalı bir başarıya imza atmış birileri vardır mutlak? ... Hayır ha... Puff... Bu işi zorlaştırıyorsun ama bilesin... Öf iyi hadi aile şirketi de olur... O da mı yok?... ÖSS'de derece?... Ne demek cık!? ... İki dönem üstüste takdir, teşekkür filan? ... Ne işin var senin bu başlıkta oğul?! Aklını peynir ekmekle mi yedin?

Bir kere aslan burcu kadınını istiyorsan göz boyayacaksın. Günde üç su iltifat, beş vakit mesaj atacaksın. Bundan kelli senin dünyan o olacak. Ayrıca mümkünse o dünya yarı bohem, yarı sofistike bir dünya olacak. Paris'te bir haftasonu geçirtemiyorsan da Hilton'da tek gecelik bir süit ayarlayabilecek ve bunu bir sürpriz olarak belirli dönemlerde yapabilecek durumun olacak, çiçekler olacak, şaraplar olacak, mum ışıkları olacak, romantizm olacak, irili ufaklı (iriyse pırlanta olması, ufaksa çok ince düşünülmüş ve ultra anlamlı olması tercih sebebi) hediyeler olacak, günbatımları olacak, hediyeler olacak, gündoğumları olacak, hediyeler olacak, şiirler olacak, hediyeler olacak, erotizm olacak, hediyeler olacak...

Bu işin özcesi akşam uyumadan önce aklındaki son şey ve sabah kalktığında aklındaki ilk şey aslan burcu kadını olacak!

Değilse gözlerini daha tüysüz, hatta en tüysüz burçlara çevirsen iyi edersin azizim. Aslan burcu kadını madurları için kurulmakta olan Florence Nightingale burcu kadını yürürlüğe girmeden önce senin için bundan kelli yapabileceğimiz pek bir şey yok.

Bir aslan kadını ideal birçok şey olabilir.

Lakin o ideal bir çok şey olmadan sen ideal herşey misin onu bir sorgulaman gerekir.

Gerisi çorap söküğü gibi gelir. Hem üzülme, elbet bir gün Allah akıl fikir de verir.


Yazarın notu: Bu sitedeki hiçbir yazı -aksi belirtilmediği sürece- ordan burdan arak, yok copy/paste'in pastasıyım gözlerinin hastasıyım değildir. Onçün, sitedeki diğer yazılar gibi bu burç yazıları da yazanın nefasetinin ürünü olup kesinlikle takdire şayandır, evet.

Etiketler: , ,

:: internet - bir kitapta elinizin altında :: Perşembe, Ocak 10

The Internet Now In Handy Book Form


...ahahah efirlöb öhöh... hah al... alo? efirlöb löb iyidir iyidir, kamulan bak ek$i sözlük karşılaştığım en komik web sitesi diyordun ya hani? Böyle hani senden egzantrikomik yazanı, daha Ayça Şen'i veyahut bundan daha beter bir blog filan yoktu? Hah bir de bunu dene, akabinde istifanı yarın masamda göreyim canım hadi. Sabahtan beri yerlerde yuvarlanarak gülüyorum (irdeleyiniz ROFLMAO) anlatılır gibi değil...

--- dııt dıııt dııt dııııt ---


psBir: http://www.theinternetnowinhandybookform.com (resmin üstüne tıklamayı akıl edemedim yardım edin memedalibey bölümü)

psİki: by David McCandless (emeğe saygı + rep. bölümü)

Etiketler:

:: şamdım şeker :: Çarşamba, Ocak 9

Victorian Anatomical Medical Skeleton Lithograph Print Cameo Corset (LuiseBlack)
"gülünü senin için değerli kılan, uğrunda harcadığın zamandır." - küçük prens

... çok pis gözüm vardı kendisinde ama kapışılmış gitmiş (sold out!). Lakin düşününce, bitmeyecekmiş gibi uzayıp giden adından da anlaşılacağı gibi, nerde giyerim ki bu korseyi? Malum (bu arada malum yazdığımı sanırken maul yazmışım. Bir an Darth Maul'u düşündüm gözlerim kalapı. Al işte bunu da düzeltmiyorum kapıla'ya) şekerim, İstanbul'da goth kültürü Japonya'dakiyle başabaş yarış halinde ya biz de kendimizi sürekli yenilemeli, eskimemeliyiz tövbe tövbe. Eskime. Eskimo. Eskimöğ. Yazılarımda güleç olduğum kadar melankoliğim de dikkat edersen. Ayrıyeten fazlasıyla da dikkatsiz bir insanım. Hele ki hepi topu bir saati bulmayan bir uykunun ardından güne başlayınca şamdım şeker oldum. Öğle yemeğinde bileğimin hakkıyla aldığım pide döneri ben mi yedim yoksa paltom mu belli değil. Biz öyle şatafatlı değiliz adamım. Kürk bilmez kervan geçmez PETAcılardanız. Geçen eve internet bağlattım senelerden sonra (ki eve internet bağlatışımın öyküsünü daha salim bir güne saklamaktayım halen. Zürafaya sormuşlar boynun niye eğri diye, seninki niye değil diye lafı yapıştırınca bizimkisi ahah yani ilahi...) ve akşam akşam sinirlerim altüst oldu. İlerde evime alacağım kedi için Bombay haricinde bir karpuz düşürdü de biri beynime. Hadi iki araştırayım dedim bakayım neymiş ne değilmiş bu muhabbette cinsi geçen kedi. Ordan oraya atlarken, hali hazırda bir eve ihtiyacı olan hayvanları listeleyen, minik paticikler mi şirin şeyler mi ne öyle bir sitede buldum şahsımı. Hayvan isimleri konusunda pati, pıtır, çıtır, tekir, bekir, minnoş, tontoş, godoş, mırnav, tırmav, havhav'dan bir adım ileri gidememiş (a pardon biri gitmiş. Köpeğine İsmet adını veren şahsı tebrik ediyorum. Zaten bekir, tırmav ve godoş'u ben uydurdum) ya memleketim, helal olsun. Neyse işte bakıyorum nerde sakat hayvan var istiyorum hayret edersin. Bu Sokak Kızı İrma'dan sonra ince ayarım bozuldu benim o kadar uğraşıyorum alıcıların ayarlarıyla bana mısın demiyor.

Bir köpek gördüm misal tek bacağı tren altında kalmış, karnında da boylu boyunca dikiş izi, başladım ağlamaya. Hatta o halde ses hızıyla 5 yaşıma geri dönüp babama bile gittim. Babam da kendi evimize geçelim alırız yavrum diyerek beni Kournikova çığlığına maruz kalıp korkudan yarı yolda fren yaparak gerisingeri dönmüş tenis topu gibi kozama postaladı. Hadi bunu atlattım, gittim tek bacağı olmayan bir kediye acımaya başladım. Bir haller oldu işte böyle tuhaf tuhaf. An itibariyle de uykusuzluktan olanca yanaklarıyla yer çekimine teslim olmuş suratım ve jöleyağlı saçlarımla bir güzellik timsaliyim, Lux kadınıyım. Giderim...

Etiketler:

:: pis :: Pazartesi, Ocak 7

Hate You Today

.. ahah bak şimdi ayakta alkışladığım şeylerin başında bana kendimi bir anda çok iyi hissettirebilen şarkılar ve bir de kız gibi büyümemiş kız çocukları geliyor.

Ayakta alkışlamadığım şeylerin başında hepimizin eşit, hepimizin bir olduğuna yönelik inanış var. Geçen gün bir internet cafede otururken çaprazımdaki masaya oturmalarıyla walawala konuşmaya başlayan ve besbelli XXX sitelerden medet uman insanlarla eşit olduğumu kabul etmiyorum. Hadi bunu okuyan coşsun bir anda "vay anam sen kendini bi halt mı sanıyosun zibilli" diye ayaklansın. Umrum değil, adamım. Eşit değilim. Üstünlük gibi bir iddiam yok ama eşit değilim. O adamlarla aynı yerde değilim, aynı ülkede yaşıyor olabilirim ama aynı yerden gelmiyorum. -Miş gibi davranıp "dünya barışı" mesajları da vermeyeceğim.

Şimdi ben bu adamlara "transformerz robots in the skies" desem, küçükken biz, Pannini çıkartma albümleri vardı hani böyle? desem, Charles in Charge'ı çok severdim ama sadece Pembrock ailesini; onlardan sonra gelen ve Nicole Eggert kendini Baywatch'a verip kurnacı olmadan önce evin büyük kızı olduğu aileden itibaren seyretmedim ya sen? desem, Imogen Heap dinliyorum dün geceden beri sinirlerimi çok yatıştırıyor biliyor musun? desem, Walt Disney İlk Ansiklopedim - Bilgi Dünyasına Yolculuk (ki dün gece bunu hatırlayıp nostalji oldum çok.. Özellikle de 6. cildi olan Masallar & Mitoslar ve Söylenceler'i. Ha bir de Anakaralar ve Başkentler'i...) ya da "hala hoop tereyağlı ballı ekmek" desem?

Bunun neresi aynılık, eşitlik?

Hoşuna gitse de gitmese de burası benim doğup büyüdüğüm yer. Maalesef burda iyi kötü kozmopolit bir kültür var ve burda çeşitlilik var. Unutma ki sen, çeşitlilik olduğu için burdasın. Buraya ait olduğun için değil. Tıpkı benim oraya ait olmadığım gibi. Hadi buyurdun hoşgeldin peki buraya inatla ayak uydurmayıp hala köyündeymiş gibi davranmaya hakkın olduğunu nerden çıkardın? İşte o noktada sen benimle eşit meşit değilsin.

Ben senin köyüne/dağına gelip, senin koşulların yerine kendi koşullarımla yaşamaya kalksam, yetmeyip bi de tüm köye karşı kendi dilimde, kendi tavrımla "walawala" yapmaya devam etsem, sen beni ya linç edersin ya adımı çıkartıp tüm köye meze edersin.

İşte dostum bu yüzden hoşuna gitse de gitmese de faşist bir insansın! Ve ben seninle eşit filan da değilim.

Toplumsal nedenlerini topladığın gibi git. "Doğduğum yerde Sorbonne vardı da ben mi gitmedim?" diye sora sora git. Sen üstümde fermuarı boynuma kadar çekilmiş kalın bir palto olmasına rağmen dakka başı bana yiyecek gibi bakma hakkını kendinde gördün ya defol git hatta! Sen benimle aynı filan değilsin!

Ama bir dakika...

Öyle "Anadolu Çocukları" var ki bu şehirde ara sıra yollarımın kesiştiği, onlara olan saygım da sevgim de onları kayırışım da farklıdır. Farklı da olacaktır. Mesela eski çalıştığım iş yerinde araba yıkayan, hadi adı Ahmet olsun, Ahmet ve bir de se'glimin oturduğu apartmanın görevlisi, (yok kapıcı değil; kimse de bana kapıcı dedirtemez) Asım olsun hadi onun da adı, Asım abi. Bu insanlar o pırıl pırıl saflıklarını bu şehrin yaşamına öylesine entegre etmişler ki, özlerini kaybetmeden bulundukları yere öyle bir ayak uydurmuşlar ki düpedüz seviyorsun bu adamları. Tam Anadolu insanı diyorsun. İşte diyorsun ondan kötülük gelmez, işte diyorsun onun için sen "bacı"sın sana yan gözle bakmaz, işte diyorsun başıma bir hal gelse "imdat" desem o bana koşar, karnım aç olsa bir kuru ekmeğini çoluğuyla çocuğuyla o paylaşır benimle. Onunla da ayrı yerde büyüdük ama adam insan işte, kamulan! Yerden, dilden, dinden, kökten bağımsız insan!

Hatırlıyorum ayak bileğim döndü, Ahmet kimseye sormadan koştu buz getirdi, ağrı kesici buldu, evimin önüne kadar arabayla götürdü Allah razı olsun. Asım abi beni yavuklumla gördüğü günden beri ne güler yüzünü ne insanlığını eksik etti, sağolsun.

Siz de gelin Allah rızası için! Daha çok gelin! Biz nasıl ki insanlığımızı unuttuk sağa sola özenmekten, sabah akşam medyanın bize sunduğu hayatları örnek alarak bir ben yaratmaktan, diplomaydı, kariyerdi, paraydı, dış görünüştü diye diye kendi egolarımızın esiri olmaktan, sizi gördükçe utanırız da hatırlarız belki unuttuğumuz insanlığımızı, çoktan rafa kaldırdığımız birbirimize inancımızı, bir sonraki emre kadar kimseye veremediğimiz güvenimizi. Sizin saflığınız ilham olur belki bize. Siz de gelin n'olur.

Neyse kapatıyorum ben...


psBir: Bana çok iyi gelen şarkılardan birinin kendimi bir Hed Kandi kızı gibi hissetmemi sağlaması temalı bu yazı nasıl "pasta yesinler"e dönüştü? Şaşırdım.

psİki: "Binnur Kaya forever" diye bi dövme mi yaptırsam kendime? Ki daha önce ek$i sözlük'te yazarken, kendisine aşkımı ilan etmiştim zaten. Aah ah.

Etiketler: ,

:: yine yıl - ii :: Pazar, Ocak 6

Iynx (anime)... neyse işte sonra da hindiyle aramızdaki duygusal ama anlaşılamaz bağ, kendisini 200 derecede ısıtılmış yaklaşık 1 santimetrekarelik fırına vermemle kesildi. Hindi çoktan ölmüştü. Bari bir işe yarasındı. Yaradı da. Hayatımda ilk defa yaptığım yemeklerin sugötürmez başarısı üzerine bir şeyler söylemem lazım burda. Bu da demek oluyor ki kendimi iyi bir sözlü edebiyatta ahçı, yazılı metinlerde aşçı olarak geçen şeyden saymam için bir yemeği asla iki kere yapmamalıyım. Elimde en çok ne (irdeleyiniz: yemek kitabı)olduğunu anlaman için bu yeterli, okurhan... Hmm... Hmmm... Eheh, evet... Breheh, neyse sonuç olarak bizim çok ekstra birşey yapmamıza gerek kalmadan bir yıl yine geldi. Bunun için insanların allanıp pullanmalarına pek anlam veremiyorum. Doğum günlerini de aynı şekilde anlamlandıramıyorum yani zamanın geçişini mi kutluyoruz? Tamam, pekiyi o zaman neden erkekler orta yaş bunalımına girer? Neden botox icat edilmiştir? Neden göz etrafındaki kaz ayaklarına karşı pre retinol a nanozomları bulunmuştur? Niçin billboard'ları en sarkık göbek ve göğüsler süslememektedir o zaman? İnsanoğlu hakikaten enteresan. Zaman geçsin ama geçmesin. Aşk hayatı süper olsun ama kariyerden vazgeçilmesin. Aşk yapma (Genco, bak sensin bu, okurhan'a el salla heh heh) peşinde koşalım ama aşk yapanı kınayalım. Manyak mısın insan oğlum sen? Bu kategoriye ben de giriyorum zaman zaman, o ayrı. Kendime kızmadığımı kim söyledi? Hızlı çekimde odanın içinde sağ sol tokatlıyorum kendimi, dönerek duvarlara çarpıyorum filan. Breheh bence de komik.

Yeni geliştirdiğim bir aktivite uyuykalıp, gecenin ilerleyen saatlerinde uyandırıldıktan sonra mutkafta yere bağdaş kurup kuruyemiş yemek. Bir diğer yeni aktivite olarak herşeyin yolunda gitmesini, vaadedilen paranın vaadedilen zamanda vaadediliği miktarda ödendiği bir işe girmiş olmayı dilemek var. Reiki meiki Allah ne verdiyse gönderiyorum buna ben. Çünkü boru değil bu, okurhan (bildin sen bundan sonraki kısır döngüyü)...

... aslında daima iyiyi düşünsem de peynir altı suyu tozu bir tarafım olduğunu da kabul etmeli. O.C.'deki Summer'ın başına Marissa'nın başına gelenleri getirelim. Bu durumda Summer'ın bir "şakacı"ya dönüşme olaslığı kaçtır ya da musluklardan biri boş bir artezyeni 47 saatte doldururken...

... elbette, elbette. Benimkisi kişisel bir eleştiri sadece. Yoksa büyük harflerle: M U T L U Y U M. Elimde olsa buraya smiley bile koyardım, düşün artık. Ya sen? Sen nasılsın? Yeni yılın kutlu oldu mu?...

Etiketler: ,