:: lakayt oyunlar ve çeki düzen ::
"Casual Games" adı verilen çizgi film grafikli, directory x üzerinden çalışan, az yer kaplayıp çok eğlendiren ve kaptırsan bir bilemedin iki günde bitebilen oyunların çok pis hastasıyım. Gelişmeden önce illa ki bir girişi var tabi bu konunun. Bunlardan birinin üretici firmasının oyun yazarlığı için verdiği ilanla başladı herşey. Merakta bırakmadan söyleyeyim ilana başvurabilirdim ama vurmadım, okurhan. Çünkü zaten Mart başında yeni bir işe başlamak üzereydim ve bir hikaye geliştirmeye ayıracak vaktim ya da motivasyonum yoktu. Birkaç saniyeliğine "Ne iş yapıyosun Ayda sen?" sorusuna "Bilgisayar oyunları için senaryolar yazıyorum." demenin ne kadar fiyakalı olduğunu tabii ki düşündüm. Beni Pembo mu sandın?! Neyse geçti o his sonra. "Çeviri Koordinatörüyüm" demek yeterince Memati ediyordu beni behöy! Öbür türlü olunca yeni baştan imaj yapmalı, kendimi sıfırdan yaratarak saçlarıma muhtemel mor gölgeler attırıp ben diyeyim bridal punk, sen de flemenko goth ya da daha az masraflısı (daha az kıyafet içerdiği için?) racy ya da valley girl bir tarzım olmalıydı. Bir iki piercing de lazım olabilirdi "öylesine alternatif bir insanım ki Allah belamı versin" tadı yakalamak adına. Bunlar mümkün.
Neyse işte uzatmayalım...
Ya da dur uzatalım çok eğlendim bi an.
Bunlar olduktan sonra büyük olasılıkla abstract ya da emo bir tema yüklediğim telefonumu sağ elime alıp, sağ kolumu parmak ucuna yükselmek zorunda kalacak kadar havaya kaldırmalı ve başımı 45 derece açıyla sola kaydırıp, gözlerime "aaa mandala bak nasıl da sarı sarı uçuyo" şaşkınlığı ya da "şu an o kadar tikiyim ki her an kendimi tikebilirim" kısıklığı vermek suretiyle bir resim çekmeliydim. Bu resimde yaptığım imaja göre babet ayakkabılarımın, postallarımın ya da stilletolarımın ucu görünmeliydi.
Haltetmişim ben.
İlk Home Sweet Home'la başladım. Birşeyler inşa etmeyi taa SimCity'den beri sevdiğimden bunu da sevdim. Oyunda bir iç mimarsın ve her seviyede karşına yeni bir müşteri çıkıyor. Bu müşterilerin farklı beğenileri ve evlerinde görmek istedikleri farklı tarzlar var. O tarzlar da öyle bacanadak belirtilmiyor elbet. Bayan patron (saygı, hürmet burdan) her seviyenin başında sana kısa bir briefing veriyor bilmeceli bulmacalı. Sen bu briefing içindeki kilit kelimelerden müşterinin döşenecek odada nasıl bir tarz istediğini yakalamaya çalışıyorsun ve o unsurları dekorasyonunda kullanıyorsun.
Home Sweet Home'u iki günde yalayıp yutmamın ardından (ki severiz iç mimariyi, severiz bilhassa minimal tasarımları) başıma daha da eğlenceli bir şey geldi:
Jojo's Fashion Show tam da benim gibi modanın güzel birşey olduğunu tahmin eden ama ne menem bişey olduğunu asla kavrayamayacaklardan başlayıp fashion freak diyebileceğimiz dişi zümreye kadar olan geniş bir yelpazeyi nirvanaya bir adım daha yaklaştırmak adına enfes bir girişim. Kız erkek farketmez seksenlerde çocuk olan herkes Şebnem - Çiçek Kız kağıt bebeklerini bilir. Arka kapağından kestiğimiz Şebnem bebeğin üstüne papatya, gül, begonpatı şekilli şeyler giydirirdik (ben nedense arkaya katlanarak kağıt elbiseyi tutturmaya yarayan küçük, sevimli, beyaz tutturaçlara takıktım. Bebeğe arkadan bakınca o tutturaçlar kanca gibi bir tuhaf ama bana ilginç görünürdü) İşte paper-dolling dediğimiz bu hadisenin 10 adım sonrası Jojo's Fashion Show'a çıkıyor. Üstelik benim gibi "moda insanın kendine yakışanı giymesidir" ekolünden, bildiğin standart kimselerin bile moda stilleri konusunda üç beş bişey öğrenmesine neden oluyor. Aferin be!Peki ya sırada ne var? İşte bu!
