<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: bal10 ::

Grey
"Önemli olan kafana yediğin engel değil, önüne çıkan engeldir" - somonya atasözü

...Ahah yok öyle değil şekerim. Bak şimdi bunun yolu derin bir anladım ben seni hissiyatı içersindeyken naif neonarsist yaklaşımlar büyütmekten geçiyor. Ne kadar maymun hatta ne kadar üç tane var bunlardan o kadar köfte. Bunu benden önce güya yavşar hep söylemişti. Kendisi ermiş, kendisi sümeyye, kendisi mahmut. Kendisi tarihteki en sakar webcam kızından bile daha memeli. Burdan tüm bombacılara sesleniyorum! Sıradaki gardırop sizin için geliyor! Oh rahatlamasam da açıldım...

...yok bir sıkıntım, neden sordun?! Sabah sabah biraz çıktım yürüdüm iyi geldi (yalan! uykum bölündü pembe panjursuz evlerde), hava da güzel kelebekler bile olabilir inanmazsın. Bak bana, ben inanıyor muyum? Pıtır böcek pıtır böcek diye sevin sen o kadar küçük bir kızken ama hani nerde bunların aslı astarı? Bence kelebekler bi mit, okurhan. Ansiklopedilerin uydurması, gavur icadı bunlar. Hatta kelebekler de Noel Baba gibiler. Büyüdükçe kaybolan, büyüdükçe değerinden yitiren, soluklaşan aslında...

Noel baba da aziz valentin misali çok şişirilmiş bir karakter yani bazen. Diğer vakitlerde Noel baba o kadar da şişman değil. Ondaki göbeğin yüzde doksanı oyuncak dağıtma heyecanından mütevellit gaz! Hem düşününce, o geyiklere ne kadar güvenebilirsin ki sonuçta?! Hani at olsa güven bi nebze veyahut olsun olsun köpekleri koşumla, kat önüne ama sen geyik diyorsun bana. Bambi mi yani? Anime kızı gözlü, çıtkırıldım bacaklı olanlar mı?

Ben olsam çitaların çektiği bir çekirdek çıtlama diyerek tam yarı yolda bitirmeye karar verdim bu cümleyi. Devamını getirmeyeceğim kendime has sebeplerden ötürü. Aslında çok da özel değil ama geçenlerde aldığım bir yorum üzerinde düşününce hayır cazcı bir kardeş değilim ama bazen kulaklarımın pasını "acid jazz"la silebiliyorum galiba'yı belirtmek isterim. Kaldı ki, farkettim de, chillOUT seviyorum dedikten sonra acid jazz sevmem demek biraz abesle iştigal etmek. Lakin sürekli değil, hep değil, hep hep hep olamaz. Bu da böyle bir özedönüştür. Hakveriş hazırlıyorum şimdi. İnce ayrıntılarda gizli şeytanlarla karşılaşıyorum ve sonra beni dansa kaldırdıklarında da dans ediyorum (dadada). Ayrıyeten burda sana Joker'in Vicky Vale'i kulede tırım tırım döndürürken söylediği sözü anımsatıyorum.

Joker deyince akla gelen tim burton, asil adam. Sweeney todd da öyle. Haksız yere haksız kaldıktan sonra haklı yere adam öldürmek üzerine yapılmış çizilmiş bir sürü öykü var. Hazır sırası gelmişken beni vaktim gelince bir tim burton dünyasına göm. Sakil dalları masallardaki cadı kollarına benzeyen herhangi bir ağaç altına olabilir çekinme. Eski koltukların kol dayama yerlerine benzeyen tepelerden birinin köşesine de olabilir. Tepenin köşesini bulmak sana kalmış.

Gerçi bu emek ister, okurhan. Köşe kapmak hayatta kimileri için kolay olduğu kadar küstah da! Diğerleri için zor olduğu kadar timsah da. Bir diğer deyişle kendini bir feriştah fantazisindeki numan portakalı gibi hissetmeye benzer bu durum. Onca portakal arasında ham değil, tam portakal olduğunu nasıl gösterirsin ki? Sonuçta tüm portakallar yuvarlak, tüm portakallar oranj.

Belki de portakal alınmıyor. Soyulup başucuna koyuluyor ya da rahmetli büyükannemin yaptığı gibi bir parça kabuğu yastık altına konuyor. Mis kokuyor.



ps: Bu yazıdaki tüm isimler küçük harfle yazılmıştır. Lütfen alıcılarınızın ayarıyla oynamayınız..

Etiketler: ,

İsterseniz aşağıdaki bağlantılar yardımı ile bu yazıya yorum ekleyebilir veya yazıyı del.icio.us'a kaydedebilirsiniz.
Yorum yaz | Kaydet | Sayfa sonu