:: maşallahlı tetki :: Cumartesi, Ekim 28
Merhaba 50 yaşında da 30 gösterecek olanlar. Merhabalar genlerinde bir Leonardo DiCaprio, bir Cher, beğenmediysen Madonna olmadı Ajda Pekkan ya da sizedebişeybeğendirilmiyo George Clooney taşıyanlar ! Ben, Ayda. Bu, Nyx. Alter ego'm olarak ilk zamanlarda çok sohbetimiz oldu kendisiyle (Bir diğer değişle ben kendi kendime konuşan bir deliydim ve biz gülüyorduk ağlanacak halimize). Sonra tabii zamanla herşey değişti. Çelik bile, düşünebiliyor musun? Tabii biz de değiştik. Burası da değişti. Sen değiştin, misal. Saçına kaç beyaz eklendi? Ya da kaç hüzün geçirdin hayatından bu dört yılda? O da olmadı Allahcezanızıvermesinsizedebişeybeğendirilmiyo hangi sevdiceğini kaybettin? Ya ya... Evet neyse ne diyordum?Bu aralar tam bir Hopebaz oldum. Hope kim ya da ne derseniz ben de kendisiyle Adventure Quest ekibinin yeni oyunu Dragon Fable'ın ilk animasyon denemesini seyrederken çıkan SenTüp* linkleri aracılığıyla tesadüfen tanıştım. Şimdi doğruya doğru, ben öyle trend takip etmeyi bırakalı oldu. Hani yani etrafta gördüğüm Goth kızları Punk kızlardan, Punk'ları Retro'lardan ayıklayabiliyorsam öp başına koy sen beni. Bir de EMO varmış bir süredir. O ne yenir mi derken konu hakkında bir briefing aldım. Tabii ben ha evet iyi tamam dedim yalandan karşı tarafa ayıp olmasın diye. Neyse sonra kaldı bu konu böyle. Ta ki Hope is Emo linkini görüp de aha işte beklediğim fırsat diyerek Hope'un bir EMO parodisi olduğunu farkedinceye kadar. Neyse hem EMO neymiş anladım hem bol bol da güldüm eğlendim. Bütün videolarını seyrettim o gazla. Tükürerek kahkahalar attım bazı yerlerde. Canlandıran aktrise burdan gözyaşlarımı gönderdim. Maillen yazıştık bir süre ve böylece yılbaşından sonra Hope'la aynı eve çıkmaya karar verdik. Yanımıza da Engin Koç'u alıcaz. Nuri Alço da olabilir. Kararsızız çünkü Hope, Nuri Alço'nun çorba içerken bıyıklarına bulaşan şehriyelerin çok hüzünlü olduğunu, Engin Koç'un yürürken sallanan göbek yağlarınınsa elemi çağrıştırdığını düşünüyor. Böyle işte bir hayat bizi bekliyor 2007'de.
Onun dışında bayramda ilan ettiğim olağanüstüdomestik hali bozdum. Moralimi de bozdum onunla birlikte. Bu yaz geçirdiğim ıbızbazıvzıva roza diye bir deri döküntüsü vardı hatırlarsınız. Anlatmış idim herşey karnımdaki bir ana lezyonla başlamış, o lezyon bir süre öyle durduktan sonra ordan bütün vücuduma yayıldı demememiş miydim ben size? Aha işte öyle bir lezyon keşfettim dün yine. Dişlerimi sıktım. Çok sıktım. Aynı şeyi bir kere daha çekersem, dahası bu şey böyle canı her çektiğinde bana dadanacaksa, yanmışız. Ya da doktor bu vaziyetin çoğunlukla belli bir mikroba karşı bazı bünyelerin gösterdiği bulaşıcı olmayan bir reaksiyon olduğunu söylemişken, ben ailemle yaşadığım bu "ev"den o mikrobu kapıyorum, bünyem de "E s**ıcam ama Ayda! Benim gibi güzel ve narin bir bünyeye bu mikrop, demek!? Çektin tepkimi!" diyor. Bakalım önümüzdeki günler neler getirecek.
Lapitap için yetkili servisten evi aramışlar. Bir fenalara geldim bunu öğrenince. Allahtan Cuma geç saatti de o sinirle arayıp çıkışamadım. Yani telefona haliyle amcam çıkmış. Kadın bızır bızır konuşmuş ve amcamın bütün bunlara verdiği tepki, "Olur ben akşam gelince aradığınızı söylerim" diyerek telefonu kadının suratına kapamak olmuş. E be kardeşim ev telefonu istediniz diye verdik ama cep telefonumuz ne güne duruyor. Onu niye verdik şu vakit? Ya bu ara benim celallenesim var ya da etrafımda çok aptal şeyler olmakta.
Cuma günü Grudge 2'ye gittik. Ben ilkini çok sevmiştim bilmem söyledim mi sana. Evet kaç kere seyrettiğimi bilmiyorum açıkçası. Özellikle de DVD'si olunca... Aah ah taşınırken nereye gitti o DVD'ler bilmem. Lapitap'a DVD yürütgeci yükledikten sonra çok üzülmüştüm onları kaybettiğime. Gerçi Lapitap'ta son durum ne ki? Hem zaten içimdeki çok hazinli bir ses bana Lapitap'ın yapılsa da bir daha asla eskisi gibi olamayacağını fısıldıyor. Bir kere servis gördü mü bir aparat, işi %50 bitmiş demektir. Düzenli sorun çıkarır. İnşallah yanılıyorumdur. Ben yanılıyorsam/yanılmışsam , tükürdüğümü seve seve yalarım hiç gocunmam. Size de Fujitsu/Siemens yetkili bayiilerini överim bir yazıda dur bakalım. Neyse Grudge 2'yi de beğendim ben. Bir iki sahnede hopladım yerimden filan. E hoplamaya gitmiştim zaten. Hoplattıysa film niye beğenmeyeyim. Hani öyle ayılıp bayılmadım ama yine olsa yine seyrederim. Ben ki Silent Hillmanik bir bünye olarak şu ana dek henüz iki kere seyrettim kendisini. Üçüncüsü de yakındır. Seviyorum. Bozuk psikolojimi bozup düzeltiyor gelirim filmleri.
Ailemin tüm bireylerinin birbirinden kaçık olduğunu artık bilmeyen kalmadı. Bir normal kişi babamdır ama aramızda o da mavi ekran veriyor sık sık. Dün geceki aile meclisindeki gibi. Şöyle ki:
Nine: Ya ya... sonra da Hamiyet'le bana para gönderirdi. Adam masonmuş. Hukukçuymuş.
Baba: Hamiyet'in nesi oluyormuş peki bu hukukçu?
Nine: İşte arkadaşı yau.
Baba: Ha Hamiyet kevaşe yani.
Nine: Kevaşe değil de... Maşallahlı!
Böyleyken böyle. Maşallahlı... evet.
*SenTüp: Türkçemizi koruyalım akımına yakalanmış YouTube.




