:: ucube gösterişi :: Perşembe, Temmuz 27
.. ben... her neysem ne işte. Akabinde gözlerimi karanlığa kapattığımda gidecek yer bulamadım. Uykuya mı dalsaydım? Korkardım rüyalardan. Aslında ne kadar korktuğumu bir bilseniz.Sorunlu biri değildim, yo. Sorumlu biri de olamadım pek ne yalan söyleyeyim. İçimdeki Gece'nin sesini dinledim hep. Çenem biraz yukarda kaldı genele göre bu yüzden bazı bazı. Yine de gocunmuyorum olandan, bitenden ve belki olabilecek birçok keşke'den. Benim hikayem de böyle yer yer hoş, hadi sen de coş işte.
Lezizim geçen gün bir çay fincanının ötesinden şöyle dedi bana: "Bugün insanlar bizimle durulmuş, içimizde birçok şeyi çözmüş dönemlerimizde karşılaştıkları için dengeli halimizin kıymetini bilmiyorlar. Yoksa ne sen dünyanın en sevgi dolu insanısın ne de ben göründüğüm kadar sıradan biriyim."
Bak şimdi hikayem bir peri kızının kanatlarını alır, koparır, bacaklarını kırar, kollarını keser, sökülmüş kanatları da yerde acıyla çırpınan, bir zamanlar peri olan şeyin üstüne çaprazlamasına fırlatırdı, afedersin! Ölünün üstüne atılan gazete kağıtları gibi.
Benim de illa ve mutlaka lakabım, babalarının her daim küçük kalacak kızları gibi "prenses" olsun istediğim zamanlar oldu ya neyse. Pembe bebek bezleri, pembe patikler, pembe tulumlar niye yaparsınız ki bebek kızlara? Oyuncak mı lan onlar? Bildiğin küçük insan. Hem o senden daha çok şey biliyor, daha çok şeyi hatırlayarak geliyor bu dünyaya. Ben bebeklere bu yüzden saygı duyarım çok mesela. Çünkü bebeğin gözlerindeki o ifade var ya insanın içini eriten. Hahh işte o cümleten aslında Sevgi'den geldiğimizin hemzeminidir. Ha sonradan zorla perdeler çekeriz o gözlere o ayrı.
Neeyse hadi şimdi herkesin bir şekil bildiği insani çözümlemelerle uğraştırmayın beni.
Lakin beni de rahat bırakın bir!
Lütfen.
İşbu yüzden Carnivaleseverim ben. Bir yabancı olmayı bildiğimden ama yabancının çürüğü değil, eziği hiç değil! Yabancının, yabaniliğinin farkında olanı. Ucubenin gösteri yapanı.
Kim alçak gönüllü olduğumu söyledi?
Gayet de yüksek gönüllüyüm!
İşbu yüzden (#2) hiçbir şeyin karşılığını bekleme(di)m ya (kendini bilmek?). Salt bu yaşamımda Gece'nin Kraliçesi tarafından kuluçkaya yatırılıp Ebedi Sevgi'nin Cadısı'na doğdum. Yolum bu benim. Değiştirmeyeceğim.
Zamanında yeni tanıştığım biri bana şöyle demişti: "Bak ben iyi biriyim, tamam mı?". Yıllar sonra bugün bu cümlenin gerçek anlamını kavramaya başlıyorum sanırım. Şu bir gerçek ki çok iddialı bir lafmış bu. İyi biri olmak için doğuştan potansiyel yetmiyor, bayağı da çaba gerekiyor. Bu önemli bir durum. O yüzden öyle kolay kolay "tamam" filan değil.
Bir de Mad Science meselesi var ki ona hiç girmiyorum. Şimdilik...
Bu yazı dün gece yazdığım ama gönderemediğim bir yazının şeysi olacaktı. Hiç alakası olmadı şunla bunla veya dün Gece'yle ya dur bakalım. Ben bir lezizimle buluşayım, bu akşamı onlan geçireyim, azcık mızmızlanayım, küçücük bir balkonda onunla şarkılar söyleyeyim, leb demeden leblebeyim, vesaireyim.
Son söz: İlk kez bir başka blogger'ın kelimelerine yer vereceğim Gecenin Günlüğü'nde. Kendisine saygıyla:
sendeki ben arttıkça ben yalnız kalırım. bana da sen lazım bu durumda.
yalnız bırakacaksan, anlattırma..
~ zihinsel istifrağ
Edit 1744: -emeyeyim.
