<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: uykuma online ::

Why So Alone?Artık uyumak istiyorum! Bilmem anlatabildim mi? Takat tokat geçmiyor zaman bir şekilde. Alaz'la sınırsız pizza eşliğinde geçen bir akşamda üstümüze inadına inadına sinmeye çalışan kasvetten kurtulma çabaları bir bitiş hikayesiyle tamamen tarumar oldu. Öbür Taraf diye bir yere gidip koltuklara yayılıp serzeniştik. "Bu Serzenişlerin Bir Anlamı Olmalı" diye bir şarkı çalıyordu o sırada bir yerlerimizde. Eşlik etmek istedik ama birileri sesimizi kısmıştı. Biz de biz'den vurduk diplere. Bata çıka konuştuk. Yine de hiç gülmedik. Oysa biz hep güleriz.

"Olgun bir kadın olduğunda yaşananlar ister hafif ister masif olsun her bitiş ağır oluyor" demeden önce gitti bitirdi o. Sonra geri geldi. Oturduk yanyana. Fındıklı Cafe Crown içtik. Sustuk.

Sonra kalktım Sen Uyurken'i okudum ona. Benim yazdıklarımı benim sesimden dinlemeyi sever Alaz. Kendi okumaz. Biz okur yazar insanlar değiliz. Yaşar dinler tipleriz. Ondan olsa gerek. Bir de "ben zamanında çok okurdum" diye bir şey vardır.

Sonra gitti yine. Ben yalnız kaldım.

Çok kaçmak istiyorum bu aralar nedendir bilinmez. Her bir gün ağır geldiği için uykumu güne buladım. Gün ışığına apaçık tahammül edemiyorum. Geçenlerde bir gündüz sahil boyu yürüdüm. Bir ara mutlu oldum ama sürekli üşüşen düşüncelerin hepsinin üstünde sinekler uçuşuyordu. William Golding'e "Lady of the Flies"ı sipariş ettim. Suratıma kustu. Eve dönene kadar bu yüzden pis pis somurttum. Hani benim pembe gözlüklerim? Hani benim heyecanım, hevesim? Kursağımı bir bulsam orda olduğuna 1'e 10 bahse girerdim. Oysa kemirgenliğimden kurtulamıyorum ve kabak dudaklarıma patlıyor. Onlardan alıyorum hıncımı hep ve sonra konuşamayınca, acıyan, sızlayan, bazen kanamış dudaklar yüzünden bir sürü öğünü aksatınca vücut kendinden yiyor. Kursağı da öyle kaptırdım zaten. Bu yüzden gündüzlerin bana yaramadığı kanaatim kesinleşti.

Bir sürü sorgum var. Sualim var ve yemin ederim içimdeki sesleri bu kez susturabilmek için sahip olduğum hiçbirşeyin hepsini verirdim. Veyahut sahip olduğun herşeyin hiçbir yerinde yaşardım gül gibi. Lakin ben hiç bir gül olmadım. Bir ara olur gibi oldum ama dikenlerim o kadar fazlaydı ki kimse tutamaz oldu. O yüzden vazgeçtim. Ben AyÇiçeği olabilirdim bir olsam olsaydı. Şu durumda güneşin hep doğacağını bilirdim. Hep ona dönerdim. Bir de insanlar beni severdi çünkü onlara toplayıp, tuzladıktan sonra hayatlarındaki her yaza ya da evde televizyon başında geçirdikleri saatlere damgasını vuracak bir meyve verirdim. Adsız bir kahraman olurdum.

Ben hiç beyaz atlı prens hayali kurmadım (Beyaz adlı prens hayali gibi cin harfli bir espri de yapmadım).

Nerden geldim buralara ama işte ya böyle alıp başımı gidiyorum ya da bir duygu fırtınasına kapılıp hortumdan hortuma savrulup duruyorum. Cidden kaçmak istiyorum ama ben hiçbirşeyden kaçmadım ki hayatım boyunca. Sadece istedim. Nasıl kaçılır bilmem. Keşke bilseydim. Keşke...

[İclal Aydın Mod ON]
... bugüne kadar güzel sözler duydum sesimin ulaştıklarından. Küçük flooz "ben de büyünce senin gibi bir kadın olmak istiyorum" derdi örneğin (Bu tanımadığım birinden duyduğum en güzel sözlerden biriydi). Burdan yetkililere sesleniyorum: Sakın benim gibi bir kadın olmayın! Sakın! Bana bakıp ne olMAmanız gerektiğini çıkarabilirsiniz, o ayrı.

Düşünmeyin sakın. Büyümeyin hiç. Saçlarınızdaki kırıkları sevmeyin misal ve onlardan hemen kurtulun. Sakın ha yarısı çıkmış ojelerle dışarı çıkıp sanki herkes tırnaklarınıza bakıyormuş gibi elleriniz cepte gezmeyin. Sakın Cihangir yokuşundan bu akşamki gibi ılık ama sert esen bir rüzgarda tek başınıza inmeyin. Uçuşan gazete kağıtlarından ve insanları kaybetmiş, tenha sokaklardan hüzünlenmeyin. Sakın ha azla ya da elde olanla yetinmeyin adımlarınızı atarken. Hırslarınızı adam edin ama hep layık olduklarınızın peşinde olun. Bir savaşçı (ing. survivor) olmayın. Kadınlığınızdan, kadın olma hakkınızdan ödün vermeyin. Bir de gözyaşlarınızdan utanmayın, akıtın. Yardım isteyin. Sızlanın. Zayıf, kırılgan, paramparça olabilme hakkınızı kullanın. 2 asırlık bir İtalyan ailesinin en yaşlısı mağrurluğuyla herşeyi birarada tutmaya çalışıp herkese "Herşey yolunda" mesajları yollarken ilk tek başına kaldığınız anda hıçkırıklara boğulmayın.
[İclal Aydın Mod OFF]

Bu kıyağımı da unutmayın hadi (işte şimdi kendim gibi bir laf ettim).

Yağmur başladı dışarda. (Pıtır pıtır pıtı pıt pıtı)

Bense uyumak istiyorum. Uyumak istiyorum artık...

İsterseniz aşağıdaki bağlantılar yardımı ile bu yazıya yorum ekleyebilir veya yazıyı del.icio.us'a kaydedebilirsiniz.
Yorum yaz | Kaydet | Sayfa sonu