<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: ankh ::

-- ekşi sözlük'te yayınlanmış şekliyle / Arka Plan Teması: Josh Groban & Tanja Tzarovska: Remember Me --

Nile Fire

Çok eskidendi. Zamanını hatırlamıyorum. Anıların epey tozlanmış raflarından birinden çıkarıyorum bu hikayeyi zira. Üniversite yıllarıma denk gelen bu öyküye Gecenin Günlüğü'nde bir kez değinmiştim. Bir defasında bir falcı bana eşruhumu bulacağımı ama onunla olmak için ne kadar çabalarsam onun benden o denli uzaklaşacağını söylemişti. Nedenini hiç anlayamadım. Anlamaya zorladım çok kendimi insanın hayatı boyu belki de asla karşısına çıkmayacak bir fırsatla karşılaşma şansım olduğunda neden onu yitirip gidebileceğimi.

Bir neden bulamadım. Zaten hayat üzerinde durulması gereken çok daha büyük soru(n)lar verdi.

En yakın arkadaşım Charon, Gorecki & Adak'ın Dip Notlarında "imkansız aşkların arkeolojisi" deyimini ilk ortaya attığında, hayatım konusunda yine her zamanki gibi olağanüstü bir özet çıkarıyordu.

Miladın öncesine vuruyor aşağıdaki öykünün geçtiği zaman dilimi. Bu konuda söyleyebileceğim yegane şey kimbilir kaç yaşam önce BİR olduğum ve bu inanılmaz ruhsal deneyimi paylaştığım insanın beni koşulsuzca ve sınırsızca sevmesinin karşılığında ölmüş olduğudur. İngilizcede "uğursuz" veya "uğursuzluk (getiren/getirmek)" anlamındaki "jinx" kelimesi boşuna "iynx"ten türetilmemiştir.

..................................................


... Nil'in şafak kızıllığını yansıtan sularına bir kez daha kanın karışacağı bir gündü. O sabah, o zamana dek tüm neden olduklarımdan daha fazlasını ödemek üzere olduğumun bilincindeydim. Kobra misali zehrimi akıttığım her beden, ölmeden önce Osiris'e beni lanetlemesi için yalvararak gitmişti. Elbette bunlar bildiklerim... Ya bilmediklerim?...

... ilk kez tapınak merdivenlerinde görmüştüm. Ağabeyim yüce Horus için yapılan, açılış kutsamaları, ayinleri ve törenleri için bir ay ayırdığımız bu kutsal abide, yüzyıllar ötesine kum'un, Firavun'un ve Nil'in sonsuzluğunu taşıyacaktı. Tebaamla birlikte geniş taraçaya adım attığımda sürmeli gözlerim (saygıyla olmasa da) Ra'nın kudretiyle kısıldı. Çöl kıyısında tanıdık bir öğleden sonraydı. Rüzgar belli belirsiz esiyor, Satet, yaşam kaynağımızın suları arasında fazla sessizce duruyordu. Merdivenlerdeki mahşer kalabalığının ötesinde, tam karşımdaki taraçada farkettim onu. O andan sonra zaman geçmek bilmedi asla...

... r yüzbaşıydı. Yetenekliydi yetenekli olmasına da Firavun'un etrafındaki bitip tükenmeyen yalakalıklardan sesini duyurabilmesi zordu. Sarayda büyümüştü gerçi. Sanıyorum anası babam ulu Firavun'un odalıklarından biriymiş. Ancak üç kardeşin en küçüğü oluşu yüzünden ona ancak orduda bir yer bul(dur)abilmişler. Gurursuz muydu bilmem ama bazen daha hırslı olmasını dilerdim içimden...

... Nut'un öfkesiydi yaşadığımız belki de. Yine de beni ilk kez kollarına aldığında çöl kızgınlığının göğün delice esen nefesine rağmen beni kucakladığını hissetmiştim. Gizli bir mezarda olmuştu ilk birleşmemiz. Belki de bu yüzden Nekropolis'in gölgesi düşt...

... ek zayıf noktam olduğunu biliyordu Nil'in kulakları ve ona atılan iftiranın eninde sonunda benim yüzümden olduğunu biliyordum. Sayısını unuttuğum düşmanlarımdan birinin son hamlesiyle aşkı ve laneti olmuştum. Aşkım ve bedelim olmuştu...

... o sabah bronz platformdan yukarıya çıkarken hizmetçim haremun bir mısır düşmanının, bir hainin idamına şahit olacağı için heyecanlıydı. Tüm saray erkanını içimden bir parçayı öldürebilmek için sabırsızlanan aç kurtlara benzettim o sabah. Sözümona "hain"i aslında tanımıyorlardı bile. O sabah makyajıma her zamankinden daha özen göstertmiştim. O günden itibaren yüzümdeki kanın ebediyen çekileceğini bile...

... okçuların gözleri ağabeyim Firavun'daydı, benim gözlerimse onun örselenmiş yüzünde. O son an, şişmiş gözlerini kalabalığa, bilerek ya da bilmeden tam da benim olduğum tarafa doğru kaldırdı. Başı belli belirsiz yükseldi. Bakışlarımın gözlerine dokunduğu o kısacık anda, asla unutulmayacak bir serapta son kez gördü ruhlarımız birbirini... ve Firavun'un kolu inip, oklar yaydan çıkarken ruhunun ruhuma bıraktığı gözyaşı yanağımdan süzüld...

(Yarı yanmış veya hiç yazılmamış bir papirüsten)
..................................................

Remember, I will still be here,
As long as you hold me in your memory

Remember, when your dreams have ended,
Time can be transcended,
Just remember me

I am the one star that keeps burning so brightly,
It is the last light to fade into the rising sun

I'm with you,
Whenever you tell my story,
For I am all I've done

Remember, I will still be here,
As long as you hold me in your memory,
Remember me

I am that one voice in the cold wind,
That whispers,
And if you listen, you'll hear me call across the sky

As long as I still can reach out and touch you,
Then I will never die

Remember, I'll never leave you,
If you will only remember me

Remember me...

Remember, I will still be here,
As long as you hold me in your memory

Remember,
When your dreams have ended,
Time can be transcended,
I live forever
Remember me

Remember me,
Remember me...


Ankh

İsterseniz aşağıdaki bağlantılar yardımı ile bu yazıya yorum ekleyebilir veya yazıyı del.icio.us'a kaydedebilirsiniz.
Yorum yaz | Kaydet | Sayfa sonu