<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: bazen :: Çarşamba, Eylül 15

Her güzel şey gibi sona ermeyi istemiyordum oysa. Bir sahilim olsun, biraz uçsuz bucaksızlık, biraz da sessizlik bozan gelgit tıslamaları. Ufka baktığımda hiçbir kara parçasının görünmeyişinin getirdiği rahatlama. Aslında günlük hayattan bir kaçıştan ziyade, düşünce izolasyonlu, negatif geçirmez bir mekanda tıkılıp kalmak belki de...

Hep imkansızı seçmek bu olsa gerekti. Neyi öğrenmek istedim bir yaz boyunca ve neyi seçeceğim ki kış kapımı çalarken?

Kendi ellerimi tutarken, doğa yalınlık senfonileri çalsa etrafımda ve işte sadece o anlarda sussa gelgit sesleri. Belirsizlik hızla pas tutmaya başlarken, ıslak kumlara bir tahta parçasıyla yazılanları silmiş olsa dalgalar.

...ve ben tüm bunların ortasında kendime kumdan bir kale yapmaya başlasam. İçine girmeyi seçsem de her an elimin bir hareketiyle yıkılabilecek, taştan olmayan... karanlık barındırmayan.

Mordorun gözü gibi kuşkunun bakışları. Korkunun yüzüğü parmağa her geçtiğinde yakalayan ve umutsuzluğun kara atlılarını salan peşine...

... derin bir nefes almak gerek ruzgara karsi bugun ...

ve anlasilmamak en iyisi bazen.