<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: bizim evin neyleri :: Cumartesi, Aralık 20

17.12.2003
Saat 20:16
Antre


Hayır işin kötü tarafı giyecek hiçbir şeyim yok... dur ben bir babama danışa.. *kapıyı açar ve olduğu yere mıhlanır zira ninesi ve amcası antrede duvara vurarak ellerini kollarına sürtmektedirler*

Nine: ...sonra böööyle üç kere kollarına süreceksin. Sür bakayım...

Amca: (sürer)

Nine: Sonra böööyle öbğr kolu... (Nyx'e dönüp kıkırdar).. hihi...

Ayda: Hayırdır nine?

Nine: Teyemmüm abdesti alıyoruz.

Ayda: Destur nine. Sebep?

Amca: Sular kesik de... Sonra napıyoruz anne?

Nine: Ama iyi sürmedin bak şimdi şöyle. Esirgeyen bağışlayan Allah'ın..

Ayda: *mırıldanır* Yok ben rüya görüyorum.

Nine + Amca : (duvara senkronik şaplaklar indirmek suretiyle hadiseye baştan başlarlar)

Baba: Aydaaaaa...

Ayda: E...efendim baba?

Baba: Barbara Cartland'ları sen mi aldın kızım?

Ayda: Ne Barbara'sı baba..

Baba: Okumak için kiraldıydım geçen gün sen mi aldın?

Ayda: Baba sen okumak için Barbara Cartland mı kiraladın?

Baba: Ne var bunda?

Ayda: İ... hiiç... yani ben...

Nine + Amca: (şapladıkları ellerini ahenkle yüzlerinde gezdirirler)

Ayda: Şey yani... e Allah kabul etsin nediyim? *dönüp hızla odadan içeri girer ve kapıyı kapayıp sırtını kapıya yaslar*

Nyx: Hayırdır?

Ayda: *fısıldayarak* Önümüzdeki 2 saat boyunca dışarı çıkılmaya.. Acil durum.

Nyx: Çabuk ol. Walkman nerde?

Ayda: Şu yığının altında. Cep telefonu cep telefonu...

Nyx: Tamamdır... Sigarayı unutma.

Ayda + Nyx: *(Etrafa son bir kez bakıp, yorganın altına sinerler.)*

:: bizim evin halleri :: Çarşamba, Aralık 10

08.Aralık.2003
Oturma Odası
22:14


Baba şöyle kaba bir tahminle ne kadar zamanım kaldı? Yüzümdeki ilk çizgiler, selülit sorunu ve yaşımın fiziğime çelme atmaya başlaması ne zaman başlar?

"Sen son derece nev-i şahsına münhasır bir yaratıksın (!?), uzun yıllar deforme olmazsın."

---------

"Takdire şayan. Çok az baba kızına "yaratık" diyebilme yetisine sahiptir herhalde."

Ne demezsin Nyx....


---------

Süreklilik
Banyo
Saat gözetmeksizin.


[Ayda banyoya girer zira evin bu kısmı hacet ihtiyacı, el / yüz / diş / beden hijyeninin yanısıra ekstradan çok yönlü amaçlara bile (hacet giderme, makyaj rötüşlama, nemlendirme, tonikleme, erkekler için traş dahi olabilme vesaire) hizmet edebilen güzide bir mekandır. İçeriye girişinin takrıben ikinci dakikasında kapı vurulur.]

"Ayda.... Ayda? Yavrum çok sıkış...."

Tamam nine çıkıyorum.... *apar topar çıkar*

[Akabinde Ayda işini nihayete erdirebilmek maksadiyle yeniden banyoya girer ki aynı olay yeniden tekrarlanır]

----------

"ve....."

İnanlımaza inanmak gerek bazı bazı.

----------

08.Aralık.2003
11:54
Banyo


[Ayda yüzünün yarısını yıkamaktadır her ihtimale karşı ki kapı çalınırsa tüm yüz bulamaç bir biçemde çıkmak zorunda kalmasındır. O esnada içerden gelen sesleri duyar.]

"...mı yavrum? Saçını da tara öyle çık. Hemen hallet işini gel..... Ayda mı var orda? Bu da banyodan çıkmıyo mübarek."

----------

E bi 10 dakika müsade edilse, her işimi görüp çıkabilerem ama... Hangimiz küvete yatak atası bir kişilik acaba? Siz mi ben mi? Ya mı sabır mı?

"Hiçbiri"

E bravo yani.

:: öldüreBilememe :: Cumartesi, Aralık 6

*içini çekerek* Belki de ben yanılıyorumdur. Bilmiyorum.

(ışık hafifçe gülümser) Bilmek zorunda da değilsin. Bırak akıp gitsin herşey. Bir "şey"in olabilmesi ve anlaşılabilmesi için " o şey olmayan"a ihtiyaç vardır daima.

*gözlerini gökyüzüne çevirir ve bir sigaraya ihtiyaç duyuşunu frenlemeye çabalar* Haksızlık mı ediyorum ona kızarak? Yani... fazla mı vicdanlıyım Irulan? Bunca yıl... Beş koskoca yıl... sence anlamlı mı? İnsan yaşamında döngüler vardır, doğru. Hayat her daim yukarıya gitmez. Bazen düşersin bazen durursun... ama ne kadardır bunun standartı? Ne kadar düşersin? Ne kadar durursun?.. ve ne kadardan sonrasında pes etmeyi bilmek gerek?

"Sanıyorum sana söyleyebileceğim yegane şey şudur bu konuda. Buffy'nin ilk sezonlarını DVD'de seyretmeden pes etmemek gerek. Hepsi bu. Artık sözler de yetersiz biliyorum. Bilgelik de gereksiz umut da. Daha doğrusu.. (gözlerini ufka doğru çevirirken) ... bunca zamandan sonra yetersiz bunlar, Odille. Aksi olsaydı, yolun başı olsaydı, ortası olsaydı dürterdim seni. Bir ilüzyonla mutlu edebilirdim belki ya da "küçük bir şey"le motive edebilirdim. Ne yazık ki o noktayı geçtin artık. Sadece Buffy-Lezizlik çiftini yeniden, son kez yaşayacağın anı bekle...ve öldür zamanı öldürebildiğince."

*başını eğerken yanağından süzülen bir yaşı elinin tersiyle siler*

Bir mevsimlik ömrüm kaldıysa şayet
Ya da yapraklar senkronize sararıyorsa ruhumla,
Bir duman yığının içinde yaşamayı bıraktıysam
Ve parmaklarım nikotinden derisini atıyorsa yavaş yavaş,
Dilek şart kipiyle kurulacak başka cümle kalmadıysa bunun ardından,
İşte buna ben : "Bilmiyorum" derim.
... hem de göğsümü gere gere bilmiyorum ...
Bir "bilmiyorum"un ardına saklanmadan "bilmiyorum" üstelik.
Dobra dobra,
Dolu dolu,
Bir son mevsim boyu
b i l m i y o r u m.

:: aralık postası :: Salı, Aralık 2

Sayın Ayda,

Bu ayın ve önünüzdeki zaman diliminin size özlediğiniz pek çok değişikliği de beraberinde getireceğini müjdelemek isterim. Gözünüzün aydınlığı inanılmaz boyutlarda. Sizi daha fazla merakta bırakmadan derhal neler olacağı kısmına geçelim isterim. Şöyle ki :

* Satürn'ün Mars'a kafadan girişiyle amcanızın şizofreni/mani krizlerinde belirgin bir azalma olduğunu görüp (daha doğrusu duyup) rahatlayacaksınız. Bu durum aile ortamındaki gerginliği kısmen hafifleterek bu geçiş esnasında akşamları televizyonda bir kaç film izleyebilmenize neden olacak. Gerçi ay ortasına doğru Mars intikamını Satürn'e attığı bir pandikle alacak ve bu kez nineniz dellenip televizyonu altıncı kattan aşağı atacak ancak siz olaylara iyi tarafından bakın ve seyredebildiğiniz filmleri yanınıza kar sayın. Üstelik Teleloye, Pazar Seyri tarzı magazin programlarındaki baldır bacak görüntülerden kurtulduğunuz gibi Hülya Avşar'ın son konserinde yırtmacından neler çektiğini bilmek zorunda kalmayacaksınız artık. Ne müthiş değil mi?

-Kız ev içi negatif etkilere tümden açık olmıycak mı Madam?
- !!
-Pardon

* Şans ve Neş'e gezegeni Jüpiter artık sizin 2. Evinize konuk oluyor ve ikamet etmeye başlıyor. Burası sizin para eviniz bunu biliyor muydunuz? Yani evinizde ben diyeyim çılgın partiler siz deyin çil çil altınlar bilmem anlatabiliyor muyum. Lakin burada daha önce ikamet etmekte olan kehanetler, felaketler gezegeni Plüton evin içine... *öh*... etrafı biraz dağıttığı için Jüpiter evi toplayıncaya kadar biraz süre geçecek tabi. Badana boya, yerlere cila, komple tesisat yenilema derken biz diyelim 5 siz deyin 10 yıl anası ağlayabilir Neş'e'nizin ancak olsun! Sabreden derviş mutlak muradına... Ne mülayim değil mi?

-Madam bu gezegen bu evde topu topu 1 yıl kalmıycak mı?
- !!
-Pardon.

* Güneş, bakın sıkı durun şimdi, sizin Beşinci eve doğru.... yani tıpkı şu şekilde.... Ne yapıyor?.... Giriyor! Bu ev sizin aşk, romantizm, sosyal çevre, efendime söylüyorum.... gösteri, isteri, difteri evinizdir! Tam manasıyla ışıl ışıl, efil efil günler, yıllar var önünüzde. Bir sıcaklık, bir şey... Dahası bu evde kümelenen kutup yıldızı ve büyük Ayı da size ekstra şans getirecek ve hayallerinizde bile tahmin tasavvur edemeyeceğiniz bir prens beyaz bisikletiyle evin önünde belirecek. O tam kapıyı açıp içeri girmişken güneş tutulması olacak gerçi ancak o esnada ev çoktan cayır cayır yanmakta olduğundan siz karanlıkta kalmayacaksınız. Ne adil değil mi?

-Diğer deyişle güneş kızın ocağına mum dikiyo di mi Madam?
- !
-Pardon.

* Bunlar yetmezmiş gibi ay sonuna, yıl başına doğru Venüslen Mars kaldır açı yapıp sarmaş dolaş sizin umut ve dilekler haneniz olan 12. evin çatısına düşeceklerdir. Siz damda ne olduğuna bakmaya çıkarken ayağınız kayacak ve bu şekilde düşüp belinizi kıracaksınız ama olsun! Bakın Orlando Bloom da çatıdan düşmüş belini kırmış ancak bu Lord of The Rings'te hopidik bir elfi canlandırmasına mani olmamıştır. Umudunuzu kaybetmeyin yani. Ne manalı değil mi?

- Umudunun kökü mü kazınmış kızın Madam? Vah..
- Matmazel salatalığın bir diğer adının hıyar olması ne ilginçtir değil mi?
- Pardon.

Sevgi ve Saygılarımızla,
Madam Öngörür Astroenteroloji Merkezi.