:: bir ::29.09.2003
Yatak Odası
Saat 09:53--- dağ başını duman aaa ---
*yorganın altında dönerken uykulu suratını burşuturur* Bu... bu ne be sabah sabah?
(Yankılanan bir ses pencereden giren ışıklardan kaçınarak) "Baban Cumhuriyet'in 80. yılında sabahına hoş geldik."
--- güneş ufuktan şimdi doo ---
*yorganı üstünden atarak* Nasıl yani? Niye ki? Sonunda marşla da uyandım ya artık gözüm açık gitmem.
--- sesimizi yer göksu dinle ---
(Gölgeler oynaşırken gülümser) "Kalk da duruma bir el at demek isterdim ancak sülalen olaya kendini kaptırmış görünüyor. Günaydın mı desem gözün aydın mı kestiremiyorum."
--- sert adımlarla her yer inlesin inle ---
..................................................29.10.2003
Saat 10:22
Yemek Odası*pideyi bölerek içine margarin sürerken* Baba karar verdim sen bu dünyaya ya mafya babası ya da asker olmak için gelmişsin.
[elini uzatıp kızının elini sıkar] "Bravo.. Doğru, asker olmayı çok isterdim."
*Nerde o eski Ramazanlar ifadesiyle pideyi afiyetle ısırırken* E niye olmadın peki? Hayır yani ben her milli günde böyle marşla mı uyanıcam bundan sonra? Yaş ilerledikçe daha bir içine oturuyor sanki bu olman gerekeni olmamışlık. Bu gidişle bir kaç sene içinde, bir kaç seneyi görebilirsem ölmeden tabii, sen sabah 8de ayağa dikip, 10 dakika saygı duruşunda da bulundurursun alimallah.
[çayını yudumlayarak] "Olabilir.. Bu sabah ağzından bal damlıyor kızım. Genelin aksine hafiften iğneliyorsun, hayırdır?"
Sen bana bakma. Marşla uyandırılmak iyi gelmedi. Bir nevi ters taraftan kalkmış gibiyim. Herneyse neden asker olmadın?
"Olabilirdim. Kalmamı çok istediler ama yükselişim ancak sınırlı olablirdi."
Peki ya mafya babalığı?
[tek kaşını kaldırır]
Peki...
..................................................29.10.2003
Saat 11:15
Yatak OdasıBu da olmadı. *aynadaki aksine bakıp iç geçirir*
"E bir densen diyorum."
E bir denesen diyorum. Peh. Çamaşır günü düzenlemek lazım. Temiz tek bir şeyim kalmadı nerdeyse. Hafta sonuna doğru da Avukatla randevum var.
"Sebep?"
Vekalet vermem gerekiyor. Babam halledememiş.
(belli belirsiz gülümser)
Kafandan geçenleri biliyorum. Sakın dile getirme.
(omuz silkerek) "Nasıl istersen. Sadece bu randevunun sebebini bilmek isterdim. Yine işlemlere başlayıp yine hayal kırıklığına uğramanı istemiyorum."
Yeterince uğradım, Nyx. Bir eksik bir fazla farketmiyor. *saçlarını tararken içini çeker*
"Tüm bunların acısını çıkaracağın günerin hayallerini paylaşsana benimle. Dinlemek hoşuma gider."
*belli belirsiz gülümser* Gerçekten mi?
Bekliyorum.
O halde dinle...
:: iki ::Yaşamı peteklerden seçmek nedir bilir misin Nyx?
Bir sahneyi karasinek gözünden görmek misali
Binlerce değişik planı aynı yüzün..
Kalorifer petekleri arası birikmiş is gibi
Çöktüğünde karası eklemlerine
Sabrının odaları yan yana dolarken
Koca iğneli ar(ı) tarafından
Tarafını şaşırmış bir yolculukta bulmak misalidir.
Kırılmış pusulalar diyarında kuzeyi ararsın
Güneyi seyretmekteyken.
Ve ben hep düşlediğim o Pazar öğleden sonrasında,
Hala pıhtı atmamışsa yüreğim,
Neyin kanı bir bardak çay yudumluyor olacağım
Hisar'da kimbilir?
"Umrunu bunlarla yorma sen... ve devam et."
Sonra vurup kendimi bir Vapura
(Vapur özgürlüğün kürek mahkumudur)
Kanlıca'ya el sallayacağım uzaktan
Eski günlerdeki gibi
Eski günlere gibi
El sallayacağım..
Kadıköy'de mis gibi kokan sahaflara varacağım, Nyx
Burkacağım bileğimi, yüreğimi biraz,
Belli belirsiz bir gülümseme taşıyıp dudak uçlarımda
Yarım ekmek arası midyemi yerken -- sarmısağı cömert
Savurup saçlarımı denize bakıp, "Yeniden geldim işte" diyeceğim.
Eskisi gibi olmayacağım muhakkak.
"Orası öyle..
Hem,
gibi'nin lafı mı olur,
daha antresini yaptığında?"
Pamuk helva da alırım belki, Süreyya'yı ziyaretimden önce
Adımlarım inerken yokuşları binip,
Buharlaşan nefesimi bırakırım son kez oraya...
Ve buraya dönerim denizin beşiğinde yeniden.
"Bu kadarı yeter mi?"
Yetmez!
"O halde.."
:: üç - antrakt ::"Tam senin havan var" dedi babam bir soru işaretiyle yüzünde
Sebebine girecekti illa ki.
"Kuzum kızım söylesene allasen ne bulursun sen bu kışta?"
Sessizlik. (Pide arası Ekmeküstü esnası)
Buyur bul bakalım yiyorsa ekmek arasını.
Sence neden olsa gerek pederim?
"Kasvet? Ruh halini yansıtma meselesi?"
İlgisi olabilir mi sence pederim?
Bak şimdi bana
Dinle şimdi beni
Nedeni(m) şudur:
...................
Ve gülümseyerek onaylandım nitekim,
"Ben de diyordum ki neden
böylesi entellektüel ve esprili biriyken sen
(alıntıdır, ben de babamın yalancısıyım)
Gönlünü bu kışa kaptırmışlık?
Madem ki budur sebebin,
Ki bin yıl düşünsem aklıma gelmeyecekti muhakkak..."
Böyle eklendi Kışperestlere,
Olmama vesile şahsiyet de işte.
Ve gong sesi duyulunca bir kez daha,
Yerler alındı,
Işıklar bir bir sönerken Antrakt sonunda.
....Ben iyi yaşamayı hep bildim
Yaşam beni hiç iyi bilemedi....
5 yaşımda bir gün ansızın elime gazete almışım, Irulan.
Ansızın.
Babannem anneme seslenmiş,
Annem yanıma varmış,
"Nedir bu durum güzel yavrum? Hevesli misin bu kadar okumaya?"
Ne hevesi anne kendine gel.
Bak burda Dudu Gül cinayetinin detaylarını vermişler onu okuyorum.
Annem dumur, babannem sıfatsız...
"Okuyor yahu bu çocuk ciddi ciddi ama nasıl ve ne şekilde?"
Çekilir misiniz mümkünse,
Gazetem bitince çizgi film izleyeceğim.
Yoğun bir insanım ben bu çocuk bedeninde.
Gidin kek yapın, börek açın...
Bırakın beni kendi halime, kendi kendimle.
"Eh böyle çocuk büyürse..."
Büyür, Irulan, hem de çok büyür büyüyebilse.
Ama işte sana kilit kelime!
Bir
"b ü y ü y e b i l s e."
"girmeyelim gel bu sapa köşelere ve devam de kaldığın yerden
öykünün en heyecanlı yerindeyken
kanyeli estirme ne kuzeyden ne güneyden"
Sıkı giyin ki ceyeranda kalma
Öykünün tam da ortasında...