<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: kafiye olsun :: Cumartesi, Ağustos 23

Önce kışı yaşamak lazım,
Biraz titremek lazım birlikte..
Konuşurken buharlaşan nefesler arasında
Meramını dinletebilmek lazım..
Sokulmak lazım belki usuldan
Ve yürek kıpırdamıyorsa bırakmayı bilmek..
Uzun bir gece ortasında uyandırılmak lazım
Uykusuz bir sesten dinlemek lazım sevgiyi..
Yürümek lazım uzun uzun ah..!
Hep bildik yollarda ilk kez yürüşmek lazım..

Sonra baharı karşılamak lazım
Biraz ısınmak lazım birlikte..
Bildiğini sanırken bilmediğin onca şeyi
Görmek lazım gündüz gözü birlikte..
Karışmak lazım belki usuldan
İlk hayal kırıklığını da yaşamak lazım.
Uzun bir gün ortasından varılan sessiz gecede
Başına çengelleri dolanmış soru işaretleriyle
Durmak lazım uzun uzun ah..!
Ve hep bildik sessizliklerde sessizleşmek lazım..

Yaza uyanmak lazım ardından
Soğumuş ne varsa ısıtmak lazım..
Kararmış tenlerin kokusunda karışırken
Soyulmak lazım birlikte; usul usul soyunmak...
Uzun bir akşamüstünde bedene yenilmek lazım
Tekrarlasak da anı yaşamayı defalarca
Sayısız kez birlikte başa sarmak lazım..
Koşmak lazım uzun uzun ah...!
Diz boyu hissiyatla koşuşmak lazım..

Sonra sonbahara düşmek lazım
Biraz yaprak dökmek lazım birlikte..
Bir ses yükselimi ardından ilk iş
Yalnızlığı dinlemek lazım..
Aynı ayrılığı ısıtırken yataklarda
Kurt düşümlerini gurura av etmek lazım..
İşte o gün özlemek lazım; bir döngüyü özlemek..
Bir kışı, bir baharı, bir yazı özlemek..
Bir kokuyu, bir adı, bir bakışı özlemek...
En sonunda yenilip bir anının keskin alışkanlığına
Kavuşmak lazım ah...!
Kafiye olsun diye bile olsa
Kavuşmak..

:: gel ey seher :: Cumartesi, Ağustos 16

--Polad Bülbüloğlu'na saygıyla--

Ardından göz yaşı dökmemeye sözüm yoktu değil mi?
Ya da olduğumuz yerleri yeniden ziyaret etmeyeceğimin garantisi...
Dik yokuşlardan aşağı tek başıma yürürken şimdi,
Senin güldüğün yerleri işaretliyorum dostum.
Köşeleri döndüğümde karşılaştığım insanlarda
Bir burukluk var sanki,
Bir tarifsiz hüzün taşıyor boğazın suları kıyılara..
Balık ekmek satan tekne daha mı hafif sallanıyor artık?
Veya İstiklal'in sapa sokakları daha mı dar?
Bana mı öyle geliyor yoksa yazın vedası daha mı hüzünlü bu kez?
Belki de ilk kez bakıyorum her gün geçtiğim kaldırımlara...
Kimbilir?
Yeni yarınlara uyanıyoruz artık
Ve başka gecelerde konaklıyor ruhlarımız.
Uzun zaman oldulara hazır mıyım bilmiyorum
Veya bir beyaz şarabı sensiz yudumlamaya...
Aklından neler geçiyor kimbilir..
Ya da sen hangi köşeleri dönüyorsun şu anda?
O insanların yüzğnde aynı hüzün yoktur muhtemelen
Veya balık ekmek satan tekneler, dik yokuşlar...
Manzaralar ve çimler başka cephelerinde kovuşlanacaklar hayatının..
Başka kahkahaları paylaşmanın eli kulağında artık.
Alçağım daha yüksek eskisinden dostum.
Yükseğim daha erişilmez gibi sensizken..
Ve bu şehir bana sensiz daha yalnız,
Olduğum yerlerin sessizliği dayanılmaz bugünlerde.
Ardından baktığım gökyüzünde bir bulut gizliyor Ay'ımı
Ve okyanusları aşmanın vaktinde üzülüyor içim.
Şarkılar çalsalar da söylemiyorlar biraz,
Vatan ara divar olmuyor, yıllar onca dediğin gibi...
Ve ben şimdi bundan çığlık çığlığayım.
Sözlerime ağıt karıştırmamak mecburiyetinde duruyorum.
Bir nota göndermekten başkası gelmiyorken elimden
Yüreğimde ve yanımın en yanında söylüyorum seni
Sana;
"...o gözler gibi her taraf kara
Bu yollar seni götürür nere
Yine bu seher güneş şavkın vurur
Bir yeni masal başlar dünya durur
Uyan ey güneş uyan
Al elvan boya yoksa bu deniz uçar
Karanlık bir gece deniz kaçar
Gel ey seher, gel ey seher
Es deli rüzgar bu günü götür
O biten ömrü yeniden getir..."


..ve böylece gelir,
sensizliğimin ilk acı dalgası.
Müsaadenle.