<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: kırmızı :: Pazartesi, Temmuz 28

Gecelerim kırmızı koktu,
Kırmızı ellerime bulandı,
Ellerim bedenime sarılırken
Bedenim geceye uyandı.
Ayaklarımı kim yapıştırdı bu zemine?
Bir yanlış yolu seçtiysem ikileme hakkımı kim çaldı?

Ve sen kırmızı ceketini atıp omzuna,
Ne zaman çıktın,
Hiç girmediğin hayatıma?

Ne zaman?

:: u-dönüşü :: Salı, Temmuz 15

Dosya No: 23456-334

Hasta Adı: Ayda

Tanı: Nevrotik Ajitasyon

Şikayetler: Kontrol dışı ağlama, Refleksif titreme ve kasılma, yarı bilinç kaybı.

Tedavi: Serum Fizyolojik Enjeksiyon + Valium 5 mg enjeksiyon + 40 mg. (20 x 2) Fluoxetine Hydrochloride.

Notlar:

Yeter !!!!!!!!!!
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! Ne yaptım böyle kendime??
???????????????????????Nasıl bu hale gelebildim?????????
Böyle yaşamak istemiyorum artık!!!!!!!!!!
??????Hayatımı nasıl bir başkasının avuçlarına bıraktım??????
!!!!!!!!!!!!Böyle yaşayamam!!!!!!!!!!!!!!!!!
!!!!!!Buna dayanamam daha fazla!!!!!!!
!!!!yarım yamalak kalacaksam ölmek istiyorum!!!!
!!!!!!!!!Yaşayamam bu şekilde!!!!!!!!!!!!
?????!!!!!!!!!!!BUnu hakETMek için ne YAPTIM beN!!!?????
!!!!!Ne hakla MAHVOLur yaşamım!!!!!!!
NE HAk
LA???????????????
!!!!!!!!!??????????????????????Ne yaptIM??????????????????????!!!!!!!!!!!
Rahat bırak beni!!!!!!!!!!!!!!!!
HAYIR!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
!!!!!!!!!!!!!!!!!!DEFOL YANIMDAN RAHAT BIRAK BENİ!!!!!!!!!!!!!!!!!!
RAHat bırAKın beNi.......
RAHAT
B
I
RA
k

|Extrémité|

:: nasıl bir yerdir şu venüs? :: Salı, Temmuz 8

Tolga Güngör'ün anasayfadaki (Siberalem) yazı başlığını gördüğümde "Acaba," dedim "Sonunda bir erkek bu kitabı okumuş ve başlığı da bu doğruluda atmış olabilir mi?". Ne var ki yazıyı okudukça bunun da özünde son derece ilginç ve ilişkilere basit ve pratik çözümler getiren "Erkekler Mars'tan, Kadınlar Venüs'ten"le hiçbir ilgisi olmadığını, kadın-erkek ilişkileri üzerine yazılmış her 10 yazıdan 7'sine başlık olarak konulmakta diretilen bir kavram olmaktan öteye yine gidemediğini farkettiğimde başımı sallayıp kapattım gitti.

Şahsen ben kitabı okudum, içindeki örnekler üzerine düşündüm ve bunları kendi mantık süzgeçimden geçirip, kendi sonuçlarıma da ulaştım. Açıkçası, kadın-erkek ilişkilerinde sürekli "sorun nerede?" diye soran her şahsiyetin bu kitabı MUTLAKA okuması gerektiğini düşünmekteyim. Abartıp günümüzde ilişkilerde temcit pilavı gibi ortaya sürülen sorunların hep aynı olmasına dayanarak kitabın flört çağına gelmiş her delikanlı/genç kız tarafından hatmedilmesini şart koşmaktansa bir adım ötedeyim.

Şimdi kitabı okumuş bir şahsiyet olarak yazıda belirtilen noktaların Venüs versiyonlarına değinmek zamanı:


*"Neden Erkekler Alışveriş Yapmaktan Nefret Eder?"*

Hiçbir kadının bu sorunun yanıtını bulmak gibi bir sorunsalı yoktur. Alışveriş tamamen estrojenik bir faaliyettir ve kadınlar erkek arkadaşlarıyla buluşmaları esnasında bir vitrinde "Buna mutlaka sahip olmalıyım!" dedirten birşey görmedikleri sürece, sevgililerini arayıp, "Hayatım alışverişe çıkıyorum, sen de gelir misin?" gibi bir teklifte bulunmazlar. Bir kere günümüzde her Venüslü alışveriş gibi kızlarla paylaşıldıkça artan olağanüstü bir keyfe bir erkeğin varlığının limon sıkacağını bilir. Ayrıca erkek şovenizminin önde gelen yayınları erkeklerin alışverişten nasıl nefret ettiklerini paragraf paragraf gözümüze soktuğundan hepimiz Marslıların alışveriş meraklarının tamamen "donanımsal" ve "sporsal" kaynaklı olduğunu biliriz.

*Neden erkekler hep aynı renk şeyler giyer?*

Günümüzde farklı renkleri biraraya getirip, gayet de erkekçe görüntüler sergileyen tonlarca erkek varken bir Venüslü yanındaki adamın neden "gri/lacivert/siyah" giydiğiyle ilgilenmez... Elbette erkek arkadaşı olmadığı sürece. Bir kere kadınlar genellikle bir erkeğe neyin yakışacağını bilecek kadar keskin gözlerle donatılmışlardır. Şayet tutup da size cam göbeği, merserize bir kazak hediye etmeye kalkarsa bunun size yakışma ihtimali epey yüksektir. Erkeklerin bu tip şeylere gıcık olma nedenleri bilinçaltlarında "düzeltilme" fikrine karşı oluşlarıdır. Böyle bir kazağı ona hediye etmeniz giyim tarzında yanlış bir şeyler olduğunun sinyallerini anında göndermeye başlar. Erkek "değişmeyi" kendi istemediği sürece kesinlikle değişime zorlanmaması gereken bir organizmadır. Marslılar "tekliflere" daima açıktırlar ama "direktiflere" asla! Bundan yola çıkarak onun "siyah/gri/lacivert" giymesiyle ilgili bir derdiniz varsa başta ufak tefek teklifler götürmeniz en doğrusu olacaktır. Örneğin, "Hayatım şu çok sevdiğin siyah pantolonun var ya, onu bir ara bej gömleğinle giymeye ne dersin? Bu kombinasyonun sana olağanüstü yakışacağına eminim ama yine de sen bilirsin." gibi bir zarfı atın önüne. Hoşlanmadıysa sakın üstelemeyin. Konu kapanmıştır.

*Neden erkekler otomobillere bayılır?*

Bu da kadınların ilgilenmedikleri noktalardan biridir. Siz onu yağmur altında 15 dakika beklettikten sonra akşam gideceğiniz davete motoru tekleyen bir külüstürle gelmediğiniz ya da ortak hesabınızda ilerde birlikte çıkacağınız evin depozitosu için biriktirdiğiniz tüm parayı dayanamayıp araba fuarında gördüğünüz pırıl pırıl 4x4'e yatırmadığınız sürece sizin araba merakınızla ilişiği epey sınırlıdır. Elbette kendinize 13-18 yaş grubunda tıkılıp kalmış, erkekleri cebindeki para ve altındaki arabaya göre değerlendiren bir hatuna abayı yakmayı seçmişseniz o sizin bileceğiniz iştir. Yeter ki sonunda ortada kaldığınızda tüm kadınlar bunun peşindedir sendromuyla ruhunuzu anjin ederken bizi sinir etmeyin.

*Neden erkekler Futbol maçı gördü mü dünyayı unuturlar?*

Şu bir gerçektir ki bunun nedeni basittir. Erkekler ruhlarında daima "oyun oynama ihtiyacı" güden bir çocuğa sahiptirler ve ne yazık ki sizin o çocuğun kafasını uçurabilmenizin hiçbir yolu yoktur. İster futbol, ister basket, ister golf, ister voleybol, yüzme, PC oyunları ne olursa olsun Marslı oyun oynamak veya bir oyuna kanalize olmak zorundadır. Ancak bu şekilde kendini unutabilir ve sosyal rollerinin üzerine kurduğu baskılardan kısa bir süre de olsa arınıp, deşarj olabilir. Kadınların kendilerini sürekli kontrol etmesini gerektiren sosyal normlar fazla değildir ama erkeklerin durumu epey farklıdır. Bu yüzden de bu ihtiyaca sahiptirler. Bırakın oynasın... ve sakın araya girmeye çalışmayın... Bu zamanlar sizin arkadaşlarınıza, kendinize, ailenize, alışverişinize vesairenize ayırmak için ideal aralardır. Yokluğunuzu fark etmeyecektir bile..

*Neden erkekler arkadaşlarından asla kopamazlar?*

Siz bir Venüslü olarak kopuyor musunuz? Cidden mi? Soyunuzun tükenmekte olduğunun farkında mısınız? Köşedeki antika dükkanında sizden bir tane daha vardı galiba ama...

*Neden siz sadece salata yerken onlar etten başka birşey yemezler?*

Yesin, kime ne... Ne de olsa 50 yaş civarında bir gün Marslı kolestrolü tepeye vurduğunda ve kalp krizi riski başgösterdiğinde illa ki o esnada yanında olan Venüslü'nün pençelerine düşecek. Bırakın şimdilik yaşamın tadını çıkarsın bol bol. Öyle ya da böyle "Recai, tansiyon hapın! Recai kalp ilacın! Recai kızartma yeme, rakı içme...!" diye başına ekşinecek zaten adamın... Ye sen Marslıcığım, son yiyen iyi yer...

*Neden erkekler terk ederken "ben sana layık değilim" der?*

Eveeet gelelim bu son derece ince noktaya. Ey Marslı! Sen hiç bu cümleyi söylemenin bir işe yaradığını gördün mü ömrü hayatında? Duyamadım... Hayır mı? Peki gelmişsin bu yaşına daha hala neden söyleyip durursun bu zevzek cümleyi be ademoğlu?! Bunun bir kadını daha beter sinirlendireceğini, zira kadınların 6. duyularıyla sözlerinizin ardındakileri tamı tamına olmasa bile üç aşağı beş yukarı algılayabilme kapasitesinin had safhada olduğunu bilmez misin?? Daha da beteri, böyle birşey söylemenin kadını sakinleştirmektense iyice kızdırdığını hiç deneyimlemedin mi? Kadın salak da bunca zaman kendine layık olmayan biriyle beraber oldu anlamına da gelebiliyor mu söylediğin bir bak bakalım! Geliyor değil mi? O halde bu saçmalığa bir an önce son versen de sadete gelsen değil mi?

Şunu sakın unutmayın ki bir kadından ayrılmak istiyorsanız ona neden silsilesi sıralamayın. Bunun yerine gerçek duygularınızı açığa vurun. Sadece ve sadece bu onun sizi anlamasına ve ayrılık fikrine alışmasına yardımcı olacaktır. "Sana olan duygularımın değiştiğini hissediyorum. Giderek bu ilişki beni yıpratıyor ve buna bir son vermek istiyorum. Seni artık eskisi gibi sevmiyorum, birbirimize uygun olduğumuza inanmıyorum..." gibi cümlelerden oluşan bir ayrılık konuşması onu bir kere kıracak ve karşılığında üzülüp, ağlasa bile en azından sizi anlayabilecektir. Unutmayın kadınlar duygularıyla bağlantı kurarlar ve onun sizi anlamasını istiyorsanız böyle kritik anlarda DUYGULARINIZDAN bahsedin, DÜŞÜNCELERİNİZDEN değil.

:: yeni bir yol :: Çarşamba, Temmuz 2

01.Temmuz.2003
Arka Bahçe
Saat 11:30


Ve elbette ki Babel'a kabul edilişimin kutlanması söz konusu. Artık yazdıklarımı uluslararası bir platformda buluşacak insanlarla.. ve ilerde bir gün Amerika'da basılması bile olasılık dahilinde. *kızarmış ekmeğin üzerine biraz reçel sürerek* Üstelik Alexandria'da Admin'liğe kabul edildim. Düşünüyorum da... *ekmeğinden bir ısırık alır ve gülümser* ...özümde şanslı biri olduğumu hatırladığım harika oldu. Yaptığım tüm girişimlerin olumlu sonuç vermesini çok özlemişim. Kendime neler yapmışım bunca yıl, hayret!

"Senin adına çok sevindim hayatım. Bana biraz Babel'dan söz eder misin?"

Birçok tanınmayan yazarın biraraya geldiği ve yazdıklarını sergiledikleri bir yer Babel Magazine. Yarı online yarı basılan bir dergi. Önemli sayıları basılıyor daha doğrusu ve Amerika'da hatırı sayılır bir kitlesi var. Internet üzerindeki popüleritesine girmeyeceğim bile. Editörüm Victor Thorne'dan dün bir email aldım. Yeni yazılarımı beklediğini ve yaptıklarımı oldukça beğendiğini söylemiş. İnanabiliyor musun?! *neşeli bir kahkaha atarak çayından bir yudum alır*

"Bütün bunlara nasıl yetişeceğini merak ediyorum, Ayda. Yine de haklısın, gerçekten harika bir şey bu!"

Şaka maka bir yazar adayı oldum... *hafifçe gülümser* ...herşey bir yıl önce bir denemeyle başlamıştı oysa şimdi... Buraları göreceğimi tahmin bile etmemiştim. Düşünsene yazılarımı okuyanlar arasında kimbilir kimler olacak. Açılabilecek kapılar ise cabası. Yaşamımda hep amacımın müzik ya da sinemayla ilgili olduğunu düşünürdüm. Yazmak hiç aklımda yoktu...

"Bazen doğrular göremediklerinde yatar hayatım."

Haklısın, Nyx... *çay bardağını hafifçe kaldırır. Etrafındaki birkaç kişinin meraklı gözlerine aldırmayarak" ... Artık görünenlerin, şerefine...

"Şerefe... En kısa zamanda yazılarına başlasan iyi olur. Aklında bir şeyler var mı?"

Ah kesinlikle.. Bir kısa öykü ve sansayonel bir şiir. Bak şimdi tasarladıklarım kısaca şöyle...