Tolga Güngör'ün anasayfadaki (Siberalem) yazı başlığını gördüğümde "Acaba," dedim "Sonunda bir erkek bu kitabı okumuş ve başlığı da bu doğruluda atmış olabilir mi?". Ne var ki yazıyı okudukça bunun da özünde son derece ilginç ve ilişkilere basit ve pratik çözümler getiren "
Erkekler Mars'tan, Kadınlar Venüs'ten"le hiçbir ilgisi olmadığını, kadın-erkek ilişkileri üzerine yazılmış her 10 yazıdan 7'sine başlık olarak konulmakta diretilen bir kavram olmaktan öteye yine gidemediğini farkettiğimde başımı sallayıp kapattım gitti.
Şahsen ben kitabı okudum, içindeki örnekler üzerine düşündüm ve bunları kendi mantık süzgeçimden geçirip, kendi sonuçlarıma da ulaştım. Açıkçası, kadın-erkek ilişkilerinde sürekli "sorun nerede?" diye soran her şahsiyetin bu kitabı MUTLAKA okuması gerektiğini düşünmekteyim. Abartıp günümüzde ilişkilerde temcit pilavı gibi ortaya sürülen sorunların hep aynı olmasına dayanarak kitabın flört çağına gelmiş her delikanlı/genç kız tarafından hatmedilmesini şart koşmaktansa bir adım ötedeyim.
Şimdi kitabı okumuş bir şahsiyet olarak yazıda belirtilen noktaların Venüs versiyonlarına değinmek zamanı:
*
"Neden Erkekler Alışveriş Yapmaktan Nefret Eder?"*
Hiçbir kadının bu sorunun yanıtını bulmak gibi bir sorunsalı yoktur. Alışveriş tamamen estrojenik bir faaliyettir ve kadınlar erkek arkadaşlarıyla buluşmaları esnasında bir vitrinde "Buna mutlaka sahip olmalıyım!" dedirten birşey görmedikleri sürece, sevgililerini arayıp, "Hayatım alışverişe çıkıyorum, sen de gelir misin?" gibi bir teklifte bulunmazlar. Bir kere günümüzde her Venüslü alışveriş gibi kızlarla paylaşıldıkça artan olağanüstü bir keyfe bir erkeğin varlığının limon sıkacağını bilir. Ayrıca erkek şovenizminin önde gelen yayınları erkeklerin alışverişten nasıl nefret ettiklerini paragraf paragraf gözümüze soktuğundan hepimiz Marslıların alışveriş meraklarının tamamen "donanımsal" ve "sporsal" kaynaklı olduğunu biliriz.
*
Neden erkekler hep aynı renk şeyler giyer?*
Günümüzde farklı renkleri biraraya getirip, gayet de erkekçe görüntüler sergileyen tonlarca erkek varken bir Venüslü yanındaki adamın neden "gri/lacivert/siyah" giydiğiyle ilgilenmez... Elbette erkek arkadaşı olmadığı sürece. Bir kere kadınlar genellikle bir erkeğe neyin yakışacağını bilecek kadar keskin gözlerle donatılmışlardır. Şayet tutup da size cam göbeği, merserize bir kazak hediye etmeye kalkarsa bunun size yakışma ihtimali epey yüksektir. Erkeklerin bu tip şeylere gıcık olma nedenleri bilinçaltlarında "düzeltilme" fikrine karşı oluşlarıdır. Böyle bir kazağı ona hediye etmeniz giyim tarzında yanlış bir şeyler olduğunun sinyallerini anında göndermeye başlar. Erkek "değişmeyi" kendi istemediği sürece kesinlikle değişime zorlanmaması gereken bir organizmadır. Marslılar "tekliflere" daima açıktırlar ama "direktiflere" asla! Bundan yola çıkarak onun "siyah/gri/lacivert" giymesiyle ilgili bir derdiniz varsa başta ufak tefek teklifler götürmeniz en doğrusu olacaktır. Örneğin, "Hayatım şu çok sevdiğin siyah pantolonun var ya, onu bir ara bej gömleğinle giymeye ne dersin? Bu kombinasyonun sana olağanüstü yakışacağına eminim ama yine de sen bilirsin." gibi bir zarfı atın önüne. Hoşlanmadıysa sakın üstelemeyin. Konu kapanmıştır.
*
Neden erkekler otomobillere bayılır?*
Bu da kadınların ilgilenmedikleri noktalardan biridir. Siz onu yağmur altında 15 dakika beklettikten sonra akşam gideceğiniz davete motoru tekleyen bir külüstürle gelmediğiniz ya da ortak hesabınızda ilerde birlikte çıkacağınız evin depozitosu için biriktirdiğiniz tüm parayı dayanamayıp araba fuarında gördüğünüz pırıl pırıl 4x4'e yatırmadığınız sürece sizin araba merakınızla ilişiği epey sınırlıdır. Elbette kendinize 13-18 yaş grubunda tıkılıp kalmış, erkekleri cebindeki para ve altındaki arabaya göre değerlendiren bir hatuna abayı yakmayı seçmişseniz o sizin bileceğiniz iştir. Yeter ki sonunda ortada kaldığınızda tüm kadınlar bunun peşindedir sendromuyla ruhunuzu anjin ederken bizi sinir etmeyin.
*
Neden erkekler Futbol maçı gördü mü dünyayı unuturlar?*
Şu bir gerçektir ki bunun nedeni basittir. Erkekler ruhlarında daima "
oyun oynama ihtiyacı" güden bir çocuğa sahiptirler ve ne yazık ki sizin o çocuğun kafasını uçurabilmenizin hiçbir yolu yoktur. İster futbol, ister basket, ister golf, ister voleybol, yüzme, PC oyunları ne olursa olsun Marslı oyun oynamak veya bir oyuna kanalize olmak zorundadır. Ancak bu şekilde kendini unutabilir ve sosyal rollerinin üzerine kurduğu baskılardan kısa bir süre de olsa arınıp, deşarj olabilir. Kadınların kendilerini sürekli kontrol etmesini gerektiren sosyal normlar fazla değildir ama erkeklerin durumu epey farklıdır. Bu yüzden de bu ihtiyaca sahiptirler. Bırakın oynasın... ve sakın araya girmeye çalışmayın... Bu zamanlar sizin arkadaşlarınıza, kendinize, ailenize, alışverişinize vesairenize ayırmak için ideal aralardır. Yokluğunuzu fark etmeyecektir bile..
*
Neden erkekler arkadaşlarından asla kopamazlar?*
Siz bir Venüslü olarak kopuyor musunuz? Cidden mi? Soyunuzun tükenmekte olduğunun farkında mısınız? Köşedeki antika dükkanında sizden bir tane daha vardı galiba ama...
*
Neden siz sadece salata yerken onlar etten başka birşey yemezler?*
Yesin, kime ne... Ne de olsa 50 yaş civarında bir gün Marslı kolestrolü tepeye vurduğunda ve kalp krizi riski başgösterdiğinde illa ki o esnada yanında olan Venüslü'nün pençelerine düşecek. Bırakın şimdilik yaşamın tadını çıkarsın bol bol. Öyle ya da böyle "Recai, tansiyon hapın! Recai kalp ilacın! Recai kızartma yeme, rakı içme...!" diye başına ekşinecek zaten adamın... Ye sen Marslıcığım, son yiyen iyi yer...
*
Neden erkekler terk ederken "ben sana layık değilim" der?*
Eveeet gelelim bu son derece ince noktaya. Ey Marslı! Sen hiç bu cümleyi söylemenin bir işe yaradığını gördün mü ömrü hayatında? Duyamadım...
Hayır mı? Peki gelmişsin bu yaşına daha hala neden söyleyip durursun bu zevzek cümleyi be ademoğlu?! Bunun bir kadını daha beter sinirlendireceğini, zira kadınların 6. duyularıyla sözlerinizin ardındakileri tamı tamına olmasa bile üç aşağı beş yukarı algılayabilme kapasitesinin had safhada olduğunu bilmez misin?? Daha da beteri, böyle birşey söylemenin kadını sakinleştirmektense iyice kızdırdığını hiç deneyimlemedin mi? Kadın salak da bunca zaman kendine layık olmayan biriyle beraber oldu anlamına da gelebiliyor mu söylediğin bir bak bakalım! Geliyor değil mi? O halde bu saçmalığa bir an önce son versen de sadete gelsen değil mi?
Şunu sakın unutmayın ki bir kadından ayrılmak istiyorsanız ona neden silsilesi sıralamayın. Bunun yerine gerçek duygularınızı açığa vurun. Sadece ve sadece bu onun sizi anlamasına ve ayrılık fikrine alışmasına yardımcı olacaktır. "Sana olan duygularımın değiştiğini hissediyorum. Giderek bu ilişki beni yıpratıyor ve buna bir son vermek istiyorum. Seni artık eskisi gibi sevmiyorum, birbirimize uygun olduğumuza inanmıyorum..." gibi cümlelerden oluşan bir ayrılık konuşması onu bir kere kıracak ve karşılığında üzülüp, ağlasa bile en azından sizi anlayabilecektir. Unutmayın kadınlar duygularıyla bağlantı kurarlar ve onun sizi anlamasını istiyorsanız böyle kritik anlarda
DUYGULARINIZDAN bahsedin,
DÜŞÜNCELERİNİZDEN değil.