<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: fikr-i firar :: Pazartesi, Eylül 30

neyse sonra evden içeri girer girmez dışarda bir kıyamet kopmasın mı?

"kopmasın"

bir grup efkar duvarı aşmış genç bünye naramsı denemelerde bulunmakta.. aralarından biri 'ieeyt seviyorum ulan var mı?' diye bağırmasın mı?

"bağırmasın"

ama sen böyle yaparsan.... tabii üst baş değiştirirken akıldan şu düşünce geçmedi diil... aceba bir ademoğlu da bizim için oturup bir cuma akşamı bu şekil bir efkara salınmış mıdır?

"mış mıdır?"

mamıştır... mıştıysa da sebebi biz diilizdir bilesin... neyse tam üstümü değiştirdim banyoya doğru yönelmekteydim ki bi bağırış daha 'seviyorum ulan işte o*biiip*uyu!!' diye

"a-ha"

yaa.. işte bak kilit sözcük... ne kadar hoşumuza gitmese de, ne kadar adi, efenime söyliim ne kadar seviyesiz ne kadar..

"sadete gel"

...olsa da sözügeçen sıfatta hatun kişilere duyulan aşka bak beri gel... misal, ol bak aklı başında, hanım hanımcık, sadık, göz süzen gönülçelmeyen kaç günde konuluyosun aşkın önüne hesabını sen çıkar artık.
..................................................


ah be ah nerden giydim? bu fıdıl elbiseyi iş görüşmesi için bilmem ki.. sözümona "ciddi" takılıcaktık işveren bünye karşısında. nerdeee... adam üstümde ne var ne yok bakmadı bile, cv'min tek sayfa olması sorunsalında kitlendi herif. ne yani? double space yazaydım gözüne mi girerdim entel kılıklı con lenon bozması?

üff bu ayakkaplar da pek bi yordu... e be ferruh, sen evde olma da hıncımı senden çıkariim. bula bula arnavut kaldırımlı sokakta buldun bi ev! koca istanbulda stüdyo tipi daire kalmadıydı... hay alla kahr bela !!! topuuma ciklet yapıştı mahallenin körolası enik encikleri... iyk eh ben sana sormaz mıyım bunun hes...

o da ne? bu kapı açık mı bu kapı? du bakiim bi kafayı uzatalım bi içeriye hele....

ana! teyip sesi geliyo leyn içerden.... ulan ferruh ulan ferruh bu kez yakaladım seni, yemez miyim seni de o aşifteyi de... yok belliydi zaten geçen gece davette bi içine düşmediğin kaldı hatunun... hoş düşeydin zaten vidanjörün babası gelse çıkaramazdı.. kadındaki leğen kemiği şamdan bağdata mübarek..

du ses çıkarmiim de iş üstü yakaliim hanzoyu...

ene.... e ferruh e ferruh ben sana salonun oytasına koyma demedim mi, parkeleri yeni cilalattım demedim mi? tabe ! sen akşama kadar burda resim mi boyuyon resim mi seni boyuyo belli diil ben fellik fellik iş bulcam diye bel fıtığı yapiim. yaktım seni fer.... aaa .... ayol örtü indi aşaa... bu ne ? allah cezanı ferruh !!! yeni aldıımız diş fırçalarına büyük sempatin şimdi anlaşıldı... herif fırça fetişi mi nedir diye şüpelendiydim gözlerin parlıyınca zati. boyaya boyaya bunu mu boya..?

ay! ... arkamdan bitti yer elması "bu ne?" aaa ... herif malak gibi sırıtıyo deli mi ne...ayol ferruh dilini mi yuttun? benim trene benzer bi halim var mı desem onu da anlamaz bu zevzek sıpası. bak hala gülüyo... geliyo topuklu...

e pes! herif konuşmadıı gibi elime sicim tutuşturdu... yok safiye dediydi bu heriften koca olmaz sen mühendis şadan'la nişanlan diye de dinlemediydim.... kararttın hayatımı ferruh! ... ananemin yüzüğünün sende ne işi var be adam? üç aydır aramadıım köşe kalmadı bu viraanede... agh agh ferruh bana bunu da mı yapıcaktın?

nası yani? yüzük parmaama geçti... yukardan bırakınca aşaa düşer tabi ferruh.. yerçekimi kanunu bu boru diil. e sonunda evlenme teklif ettin yani... e sarıl bari.... du heycanlandım bak çişim geldi... bacaamı kaldıriim belki geri pompalanır.... eki ki...

aa.. merdivenlerden bi kadın mı iniyo üstüme iiilik saalık??.... ana zübeyde bu be !!!!! e ferruh allah belanı !!! ben favorilerine epilasyon yapmaz mıyım şimdi senin ham kelle? biliyodum biliyodum!!!! hnrrahiykha !!!!!

:: çaykaşığı sonatı :: Çarşamba, Eylül 25

Evlerin ışıkları bir bir teslim olurlarken yıldızlara
ve soluklar yavaşlarken her gece tekrarlanan
ölümden bir adım ötesi provasında,
gözlerim ağırlaşır penceremden süzülen
ayışığının soluk sessizliğinde..
ve sen sanki beklemişcesine bu lekesiz tenhalığı
alacakaranlıktan ödünç an be an yavaşlayan soluklarımda
sokulursun usulca
sevgililerin en vefalısı.
sesin uğuldarken kulaklarımda ürperir çaresiz bedenim
beceriksizce sarındığım buruşuk çarşaflar ardında.
nefes alışlarım sıklaştıkça
tenimde gezindikçe belirsizliğin,
tarih bile kıskanır acıyla zevkin böylesi eleleliğini.
kaçamaz varlığım, varlığının bana açlığından
öyle doyumsuz
öyle kuralsız
defalarca tekrarlanan
yaşamına yaşam vermek için
teslim olmaktan başkası gelmiyorken elimden
.bir daha
..bir daha
...bir daha
....bir daha
...bir daha
..bir daha
.bir daha
yok olmaya mahkumdur mahremiyetin al teni.
ta ki kısılmış gölgeler günün ilk ışıklarıyla yıkanana dek
avuçlarımın arasında son bulma vaktini çaldığında saat,
kendime bulanır ellerim.
hınzır bir gülümseme yansırken cesedine
allahın belası s i v r i s i n e k !
böylece alındı intikamı işte uykumun
sonsuza dek!

:: chips & miller weekend :: Pazartesi, Eylül 23

Starring: Iynx
Charon
Colette

Featuring: Io, Colette'in kedisi.

En'ler (ie Highlights) :

* Iynx: Bir kere otuz yaş üzeri adamlarla çıktın mıydı, lanetleniyosun. Ondan sonra 20'liler bi daha anca rüyanda...
Charon: Tam tersi de geçerli mesela Ayda için
Iynx: Tabi. Bak ben örneğin hep elma şekeri alıp gezdiriyorum yanımda yakında sanat için Adile Naşitlie soyunucam.

* Charon: Aa Lawyer'a ne kadar benziyo
Charon: Aa Lawyer.

* Iynx: Neden 'sen gittin ben bittim' tarzı şeyler bizim de başımıza gelmez, hayret.

* Charon: Belgin Dobik

* Iynx: Ne bu pembe yoğurt kadın? Çilekli mi aldın naaptın?
Colette: Saçmalama light yourtlar bu biçem oluyo.. Yumurta da alalım mı?
Iynx: Alalım... şu pembe kutulu olanlar da light yumurta mı şimdi?

* Iynx: Susuz 2.5 lt. cola alıyorum ama bulamadım bi saatir.
LEME (lapin erkek migros elemanı) : Susuzlar dolapta hanfendi.
Iynx: Teşekkürler.
Colette: 2.5 lt.lik cola benim dolaba sığmaz diye 2 tane bi litrelik aldım kızlaaar hadi gidelim (LEME kopar gider, charon kıkırdar, nyx homurdanarak elindeki 2.5 litrelik kolayı leme'nin eline tutuşturur ve olay yerini terkeder)

* Colette: Peki şimdi sen Faerin'e nasıl geldin?
Charon: Hah bak.... (yarım saat sonra) ... bizim Gould'her sen Jori'yle ahbap ol...
Iynx: Jori de Catherine'in karakteri o da Euralia gibi humanoid.
Colette: ????!!!!!!!!??????????!!!!!!!!!!!!!???????????

* Buffy ve ayrılmaz ikili (yoğurt sosu + cips).

* fırında soya kıymalı kabak, çorba, salata, spanish omlette, bol miktarda miller + ayrılmaz ikili, çay, kahve, kola vs..

* LEME2: Buyrun hanfendi hoşgeldiniz.
Iynx (sinirli içses) : Hoşbulduk bulmasına lakin yok olsan da ben de rahat rahat....
LEME2: Ne aramıştınız?
Iynx (sinirli dışses) : Teşekkürler *kafasıyla ped'leri işaret ederek* aradığımı buldum.
LEME2: eee hık mık.... (koşarak uzaklaşır)

* Io aşağı, Io yukarı, Io ve uçan böcekler, Io televizyon üstünden ekrandaki kuşları yakalamaya çalışırken , Io televizyon üstünde, Io hala televizyon üstünde !

* Iynx: Hayır zaten ben Jack'ten sırf bu yüzden..
Charon: Zaten Lok da domuzun teki ...
Colette: Bizim Lawyer'la 2 senelik ilişkimiz süresince...

* MTV Movie Star Weekend: Ayda becoming Petek Dinçöz.

* Charon ve kedi alerjisi --> pşı.

* Iynx: Kesinlikle 15 odanın üzerinde potansiyele sahip evlerde yaşayanların ben yalnızım deme hakları ellerinden alınmalı *ekrandaki jenifer lopez'in tribine ithafen*
Colette: Öyle deme. Tek odalı evlerde yaşanılan yalnızlıklara yeğdir.
Charon: Şunu da unutmamak lazım gelir ki kalabalıktaki yalnızlık gibisi yoktur (konu geridönülemez biçimde geyiğe sarmıştır bir kez)
Iynx: Ya kendinle başbaşa olduğun zamanki kalabalıklara ne demeli?
Colette: Oysa minimum on beş odalı evlerde yaşanan kalabalık yalnızlıklar...

* Taxim otobüs kaosu --> Colette: Hayır ben ne zaman durağa gelsem hep olurdu bu otobüs şimdi noldu anlamadım
Charon: Hı? Acaba beni yarın arıycaklar mı?
Iynx : Vay anasını amma yakışıklı çocuk...

* Might and Magic IX--> Nyx: Şimdi Sturmford'a geri mi dönsek yoksa Prison'a mı girsek naapsak?
Charon: Birazdan dış kapıyı kilitliycekler.. ama sen prison'a gir.
Iynx: nası yani?
Charon: E merak ediyorum l!
* Colette: Crusader ne?
Charon: Haçlı
Colette: Crusader naapar?
Iynx: E haçlı.

* Colette: Şimdi onca yolu nası dönücem?
Charon: Dön dön orda diildi bi sonraki adamdaydı galba
Colette: Hem karnım da acıktı
Iynx: Yok o adamla daha önce konuştuyduk.
Colette: Neyse ben gidiim bari
Charon: şunla konuş o zaman... pardon biz bi "promote" olucaktık..

* Skirts-only Brithday vs. Couples-only Birthday vs. Masquerade Birthday.

Arka Plan Temaları:

*???*

:: rüzgar gibi deşti :: Cumartesi, Eylül 21

şimdi sen ne beklersin bu durumda? bak sinirden isilik dökücem yakında.

"dökme bebeğim. şöyle düşün ya tam teşekküllü bi hastaneden görümce olabilir raporu almak zorunda kalsaydın?"

katlanılabilitesi yüksek olurdu. bilhassa psikoloktan gelin'in karnı-yarığını beğenebilir kısmı (şimdi bak orda 'k'ye ne oldu? iki ünlü arası yumuşadı.. sert sessizler bile tereyağı kıvamına gelebilrken insan denen türde inat guatr boyu). ne yani film üç saat sürüyosa benim günahım ne? 10 oskarlı klasik, hık mık.

"haliyle dellendi senin şizofren amcan. tutmamak lazım adamı. sonra hormonları azar."

ha şimdi köpürdü ha şimdi köpürücek diye bekliyoruz 30 senedir ama hala köpürmedi... hayır kapasite var tabii kolay değil ortama 17 saat kadın budu seyredip hala fikri koruyabilmek. bak koruyamamış işte.

"akıttığı salyaları sen temizlemek zorunda kalma da..."

yok şükür hamam böcekleri su diye içiyolar.. tüketici yaratıklar vesselam.. artı yemek seçmiyolar.. iyi bi şii... alınacak dersler var aslen. düşününce...

"aman düşünme.. gece 1.30 olayına dem vur onun yerine"

ne diyim? bir başka eski tarafından daha yoklamam alındı.

"oooooo"

ne ooooo'su? görmemişim 2 senedir zaten, birinin daha evlilik mantarı mı azdı nedir? hele ki aç bana göster yüzünü bu saatte kısmı ... günler çuvala mı girdi insanoğlu demeden geçmedim... üstelik "ayıpmış söylemesi"..

"ha yani afedersin"

etmem!! n'oldu?? sabah kahvaltı edelim şu hal diyegeldi.

"iyi gelmiş bak şimdi dooruya dooru"

evet şöle bi temiz hava aldık, iki çay içtik, 2 senenin çetelesini çıkardık üç paragrafta... ironik hadiseler bunlar... hayır bu tür durumları açığa kavuşturmak maksadıyla nöbetçi filozof aradık da bulamadık.

"çıkarım yap bakiim?"

Oasis 'Wonderwall' ve Bon Jovi 'Keep the Faith' eşliğinde yine görüşelim bla bla...

"mümkünatı?"

var.

"akşam için plan?"

Ange'le muhabbetin dibinden kum çıkarıp, rakı şişesinde lepistes olsam sonatı.

"şussaat itibariyle genel mizaç?"

panda yuva yapsa söğüt dalınası.

"leziz"

:: ayur-veda :: Cuma, Eylül 20

"İyi misin?"

*başını sallar*

"Açık yaralardan biri daha kabuk bağladığı için sevinirsin sanıyordum."

*başını sallar*

"Bilmece...."

Bir bilmece yok, Nyx. Bilmeceleri yaratan daima ben oldum. Kimseye benim için bir bilmece oluşturma hakkını verecek değilim.

*bu kez başlarını sallayanlar gölgelerdir*
..................................................


Artık terasta oturulmuyordu. Rüzgar olanca hızıyla yüzüme çarpıyor, gözlerimi yaşartıyor ve kendimle yüzleşmeye çağırıyordu beni. Oysa yaz boyu böyle değildi. Yaz boyu dört duvar hapishanemden kaçardım yüksekteki sığınağıma. 'Ben'le bir olmaya... Bunaltan sıcaktan huzura, sessizliğe açılan yegane kapımızdı bizim alçak teras kapısı. Bir zamanlar Alis'in Harikalar Diyarı'na açılan ufak geçit olarak tarif etmiştim o kapıyı. Eşiği atladık mıydı, herşey susuverir, herşey ardımızda kalırdı.

Oysa şimdi...

Bana karşı olan rüzgara bir sigara yakıp olanları bir an düşünmeye izin verdiğimde haklı olduğum kadar haksızlığım da beliriverdi uçup giden dumanla... Öyle fazla gerçekdışılık bezemişti ki o öyküyü, inanamamak için kendimi fazla zorlamama gerek kalmıyordu. Belki de inanmamak istemiştim, kimbilir... Belki de kendimce hükmettiğim karanlıktan sızdırmamıştım bu kurgunun mucizevi pırıltısını. Bana "orada olsaydım seni severdim" demişti (ki buna da inanmamıştım) oysa nice zamandır içimi kemiren korkuları elime alıp yüzüne fırlattığımda onlara alay eder gibi bakmış sonra bir an bile duraksamadan hakaret etmişti ardarda bana.

Sigaramdan bir nefes daha alıp, kot ceketime iyice sarıldım. Şayet tüm söyledikleri gerçek olsaydı onu suçladığımda yüzüme tükürmektense korkularımı gerçekleriyle tüketir, omuzlarımdan tutup sarsar ve herşeyi bir kalemde silmek yerine nerde olursa olsun koşar, yanıma gelirdi.

Sevgiyi biliyordu... acısına aşinaydı... ve "gerçek" sevginin böylesine buruşturulup bir kenara atılamayacak kadar derin olduğunun da farkındaydı, eminim... beni sevdiğini iddia eden adam tereddütsüz sırtdönüşüyle tüm korkularımı doğrulamıştı aslında...

Böylece hiç başlayamadan bitmiştik... kimi hikayeler bu yüzden hüzünlüydü işte... ne var ki herşey olması gerektiği gibiliğini sürdürürken hayıflanma lüksüne sahip olduğum çağlar da çok gerilerde kalmıştı.

yüzümdeki tükürüğü silmedim bir süre... o pis izine baktıkça içimde bir duvar daha örerek son buldurdum bir geri dönüşüm kutusu masalını daha ... söylenecek hiçbirşey bunu değiştiremezdi artık...

Elimin yanmasıyla irkildim... sigara şiddetli esintiye çoktan yenik düşmüştü... üşümüştüm de... hem de çok... titreyerek Harikalar Diyarı'nın kapısına yürüdüm aslında adımlarım geri geri giderek... eğilip öte yana, gerçekliğe, geçtim... ama kapıyı kapatmadan önce Eylül gecesine doğru beni demek zorunda bıraktığı "hoşça kal ve mutlu ol"u fısıldadım...

Biliyordum ki bu vedayı, bu rüzgar ona taşırdı...

:: telefonlar :: Çarşamba, Eylül 18

Alt kat komşusu yirmi küsuruncu kez dinlerken şarkıyı, o aynada yansıyan ağır makyajlı yüzüne baktı görmeyen gözlerle. Yabancıydı bu. Kendisi değildi, olamazdı bu gizlenen. O da kadındı, o da istememişti bu noktaya gelmek. Gözleri yansımasından masanın üzerindeki küçücük, parıltılı, keskin nesneye takıldı. O sırada her bir notanın üstüne basa basa yükseldi şarkıcının sesi.

"Aldırmasan da ağlıyorum
Kör sevdalım ömre zarar yanım
Tebessüm et yüzüm güzüm gülsün"

Titreyen, terleyen avuçlarının arasına aldı nesneyi. Tarifsiz korkuyordu. Hep korkmuştu aslında da sözümona yiğitliğe sürdürmemişti.

"Ne'm varsa uğuna hazır, köle
Yadırgansa, ayıplansa
İçim razı"

diye devam etti şarkıcı. Kuruyan dudaklarını ıslattı. Diğer eli bir an telefona gider gibi olduysa da vazgeçti. Hıçkırdı, kusmak istedi. Tüm içini yanıbaşına kusmak. Zorla öğürdü. Dünden beri ağzına bir lokma koymamışlığıyla yüzleşti. Zaten onun da kusmak istediği yediklerinden çok daha fazlasıydı...

"Sensizlikten çok iyidir ölüm"

Buruk bir gülümseme yayıldı yüzüne. Bu kadardı. Buraya kadar.... Anafikir açıklanmıştı.

"Yar yar yaşlanıyor bedenim
Yan yıkıl gece, dağıl güneş, ay
İpi çekildi gençliğin zaman dar
Yar
Kapını sonsuza değin kapama yüzüme."

Başını iki yana sallayıp avucunu sımsıkı kapadı, metalin keskin kenarları girdi tenine... canı yandı... ama aldırmadı.... can yanması bu değildi zira....böyle ol(a)mazdı... çok daha fazlasına göğüs geren biri için... avucunu açtı.. kendi kanına selam verdı.

"Yar yar ellerin ille de yar
Yan yaıkıl gece, dağıl güneş, ay
Acemisin yar eller ağlatır kal, kal
Kapını sonsuza değin kapama yüzüme
Ne olur"

"Sus be kadın" diye geçirdi içinden... "Aşk acısının hayat acısı yanında ne önemi var ki? Adamın birinin bırakıp gitmesiyle, yaşamın seni bırakması aynı şey değil, olamaz. Kes sesini de yok olanın alt tarafı bir adam oluşuna şükret!" ... Dinlemedi şarkıcı... aynı sözleri yinelemeye başladı uzun bir piyano solosunun ardısıra.

Başını eğdi. Artık yansımasına bakacak gücü de kalmamıştı. Kan içindeki parmaklarının arasına aldı keskin metali.... ve iyice zayıflamış olan bağlarının attığı incecik bileğine yaklaştırdı... Gözlerinden akan yaşlar kucağını ıslattı sessizce.
..................................................


Alt katta adam biten şarkıyla birlikte numarayı çevirdi. "Alo?" dedi usulca "Beni bağışla ne olur. Sensiz olamam asla anla beni. Ben..."

Telefondaki ses "ben de sensiz olamam" dedi
"yoldayım" dedi
"birazdan yanında olacağım aşkım" dedi.

Adamın genzinden boğuk bir mutluluk sesi çıktı anlamı olmayan.. Bir kez daha başa aldı şarkıyı, yüzünü yıkadı, saçlarını düzeltti, kendine gelmeye çalıştı.

Çalan kapıya koştu... Kollarına aldı sevdiğini... Bağrına bastı. Bir süre öylece kaldılar, hareketsiz. Birbirlerine sığınamadıkları dakikaların acısını çıkarırlarken bir üst kattan gelen anlık gürültüyü duymadılar bile.
..................................................


Kadın yerde yatarken bir zamanlar sevmeye yaklaştığı o yüzü hatırlamaya çabaladı. Adı neydi sahi?... çok soğuktu.... bileklerinin dibinde oluşan ıslaklığın rengi neydi? ... siyah görüyordu... herşey siyahtı.... telefon çaldı bir kez... sonra sustu telefon.... "güçsüzlüğüme aldanma yalandır" demişti bir zamanlar kendine... şimdi büyümüş "güçsüzlüğüme inan, zira yalan olmayan yegane şey bu" diyordu artık ... sahi ne zaman büyümüştü? .. hatırladı adını o adamın.... zorlukla gülümsedi.... vazgeçti, yaşamak istedi.... yaşamak .....karanlık basmadan önce düşünebildiği tek şey bu oldu.

*son pişmanlığın hiçbir zaman fayda etmemesine ve aşkın cılkını çıkarmaya çaışan birine ithafen*

:: harlequin weekend :: Salı, Eylül 17

Starring : Charon, Squirrel, Nyx.
Featuring: Sezzy & erkek arkadaşı

- Countdown : 26 gün -

En'ler (ie Highlights) :

*Sssııızzzzzzzzzzzzz
*Buffy & Angel (illa ki)
*Patlıcan Kebabı + Sarmısaklı Pilav
*Mumyalar Müzesi, Büyücü Tepesi, Kuzgun Adam, Köle, Şeytanla Anlaşma, Rehine, İki Su Damlası.
*"Yakışıklı olduğunuz kadar küstahsınız da" + "kapana kısılmış yırtıcı kaplan" klişeleri.
*Sssııızzzzzzzzzzzzz
*Uzun boylu, geniş omuzlu, adeleli kol ve bacaklı, dar kalçalı erkek prototipi.
*Pardon hiç beyaz dizi okumuş muydunuz?
- Hayır, neden?
Sızlıyolar da.
*'Twilight Union'ın temellerinin atılışı.
*Final Fantasy X
*Sağanak yağmurda gidiş/geliş anıları.
*Sssııızzzzzzzzzzzzz
*Charon'un sebepli pazartesi heyecanı.
*El yazısı karşılaştırmaları.
*"Peki kaynar su ne için?"
"Bilmem, filmlerde hep öyle yaparlar ben de gel zaman git zaman bunu hasta yakınlarının ayak altından çekilmelerini sağlamak için kullanır oldum."
*Sssııızzzzzzzzzzzzz

Arka Plan Teması :

*Best of Henry Mancini

unutulmaz bir "en":

"Simitçiiiiiiiii.......... simitçiiii geeldiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii..."
Hoşgeldiniz.
?????????

:: gökkuşağı :: Cuma, Eylül 13

- Countdown : 30 gün -

Fikrimi kapadığımda gördüğüm melodiye doğru uzatsam
elimi ve sen tutacak onca insanın arasından sıyrılıp yakalayabilsen (keşke).
Hiç konuşmadan ağlasak yılların acısını birbirimizin gözlerinden ve
ben o zaman ben olsam, sen de sen...
Her kimsen, ne kılıktaysan gelip gözlerimi alsan ya
ve deli saçması bir diziden alıntı yapıp, kamaşsak karşılıklı:
"İşte hayallerimdeki kadın!"
Biliyor musunuz siz de benim hayallerimdeki erkeksiniz
zira benim hayallerimdeki erkek beni ilk gördüğü anda
"işte hayallerimdeki kadın" diyen erkektir!

Hurrrrrrrrrraaaaaaaaaaaaaaaaahhhh !!!
Ne oluyor? Bu gürültü de ne?
"Tiyoyu alanlar ilk sırada sana bunu söylemeye geliyorlar!"
Makus kaderimin göbeğine bir piercing iyi gider sanırsam.
Haydi saklanalım
ve eşlik edelim Elisa'nın şarkısına...
"Rainbow" diyelim:

..................................................
You are not an enemy anymore, there’s a ray of light upon your face now
I can look into your eyes and I never thought it could be so simple
You can hear the music with no sounds, you can heal my heart without me knowing
I can cry in front of you 'cause you’re not afraid to face my weakness

When we’ll wake up, some morning rain will wash away our pain
'Cause it never began for us, it’ll never end for us
'Cause it never began for us, it’ll never end for us

You are not my enemy anymore, there’s a ray of light upon your face now
It will be all new again, there is something else just ‘round the corner

I was looking for a place to stay
Are you looking for a place to stay?
No it never began for us, it’ll never end for us
'Cause it never began for us, it’ll never end for us...

..................................................

.........."Biz" hiç başlamadık ; Bu yüzden "Biz" hiç bitmeyeceğiz..........

:: ritmo de la noche - ikinci bölüm :: Salı, Eylül 10

- Countdown : 36 gün -

Gecenin bitimine yakın birer bardak meyva suyu almak için yeniden barın önünde sıraya girdiğimizde tam önümde duruyordu. Önce her zamanki gibi farketmedim, Nyx. Daha sonra yan döndü... ilk başta elindeki ince puro dikkatimi çekti... Daha sonra bir hairstylist'in elinden çıktığı belli olan saçları... sonra duruşu ... biçimli yüzü ... puroyu tutan elinin üzerindeki hafif, ince, erkeksi tüyleri... parmakları ... ve sadece profilini görebildiğim o yüzdeki bende kalmasını istediğim birkaç detay... O an öyle birşey oldu ki bunu anlatmak çok güç... Sanki aramızda son derece yoğun, elle tutulabilecek, hatta belki de zorlasan görülebilecek, bir elektrik akımı vardı.... ama o da ben de birbirimizi sadece göz ucuyla süzüyorduk... ben tamamen şaşkınlığımdan... o ise, kimbilir neden... bir kez tam anlamıyla yüzüme baksaydı, bakışlarımı onunkilerden kaçırmazdım muhtemelen... o bir tek içten ve erkeğe özgü adımı atmış olsaydı...ama yapmadı... söylediği iki şeftali suyunu alıp sanki arkasını dönecekmiş gibi duraksadı.... ve sonra vazgeçerek yürüyüp gitti....

"Yazık"

Öyle... ardından Küpeşte bar'a geçtiğimizde ise bunun tam aksi oldu.. Sol'la kahvelerimizi yudumlamış, gecenin yorumunu yapmış, kalkmak üzereyken bir genç yanıma yaklaşıp "afedersiniz masanıza oturmamda bir sakınca var mı acaba?" diye sordu... Ben de kalkmak üzere olduğumuzu söyledim... Bir süre ne yapacağını bilmez bir şekilde etrafımda dolandıktan sonra yeniden "Belki de bir süre sonra kalkmazsınız" dedi şeker bir ifadeyle. Ben de benzer bir ifadeyle gülümseyip ona medeni cesareti ve denediği için teşekkür ettim sonra da hesabı ödeyip ordan ayrıldık.

"Dürüst olmak gerekirse ben ikinciyi tuttum"

*başını sallar* Çünkü ilkindeki maske, ne denli çekici görünürse görünsün, buram buram "ben sahteyim" kokuyor.. Oysa ikincideki doğallık gerçekten de aynı şekilde karşılık verilmeyi hak ediyor.

"Şu da var birincide deneyimlediğinle ikincideki aynı şeyler değil."

Doğru. Ama aynı ortam da değil, dikkat et. Birincisi bir davet, diğeri ise bir bar... İkincide her ne şekilde olursa olsun (ister doğal ister yapay) bir erkeğin yaklaşımını kabul etmem. Bu da tamamen bana özgü bir seçim..

"Asıl demek istediğini anlıyorum."

Güzel.. Çünkü geçen Cuma'yla ilgili daha fazla konuşmak istemiyorum... Muhteşem bir pazar gününün ardından (Rainman'de, Charon'la birlikte olağanüstü bir sabah kahvaltısı ardından "Monsters Inc." ve 4 saatlik "Stephen King's Rose Red" terapisi.... Sonra Charon'larda son buluş, Squirrel ve geceye Ozzy'nin de katılmasıyla birlikte sabah 4:30'a kadar dinmeyen eğlence) bugün kendimi çok yorgun ve çok mutlu hissediyorum. Geçen Cuma geçeli çok oldu artık....

:: ritmo de la noche - birinci bölüm :: Cumartesi, Eylül 7

*yorganı çenesine kadar çekerek çalınan kapıya seslenir* Evet?

"Girebilir miyim?"

Ne zamandan beri yanıma gelmek için izin alıyorsun? *yan döner ve başını yastığın altına sokar*

"Hadi Ayda. Yeter artık çıkar şu kafanı da bana olanları anlat".

*yastığın altından* hmrhmrhmhmrhmhmhmrrhmph

"Haklı olduğuna eminim de hani daha net anlaşabileceğimiz gözönüne alınırsa.."

*aniden yastığı fırlatır* Ne !? Ne bilmek istiyorsun, Nyx?! *yüzünü buruşturur ve çocukça bir sesle* Çok mutsuzum!

"O kadar kötüydü ha?"

Hayır.. Aslına bakarsan değildi. Yani kat-i suretle eğlenmiş olmama rağmen şu an itibariyle tamamen şımarıklık yapıyorum ve bu hoşuma gidiyor .... *ağlamaklı bir sesle devam eder* Chhoook muutsuuzuum.

"Sebep?"

..................................................

06.Eylül.Cuma
Saat 17:14
Bakırköy


*telefonu açar* Efendim?

"Naber canım?"

Sol! İyidir hayatım sen nasılsın?

"Ben de iyiyim. Elimde bu akşam Holiday Inn'de yapılacak Cuban Night'a 2 kişilik davetiye var. Gidiyoruz."

Kaçta?

"19:30"

"Hazırlanmaya başladım bile"

..................................................

06.Eylül.Cuma
Saat 19:04
Banyo


Baba şimdi ben küvetin dışında yere çömelip başımı arkaya atıyorum, sen de makyajımı bozmadan saçlarımı yıkıyorsun. anlaşılmayan bir nokta var mı?

"Kızım ıslak saçla........"

..................................................

06.Eylül.Cuma
Saat 20:14
Yatak Odası


Hazırım. Nasıl görünüyorum ortak?

"Gayet iyi gayet iyi"

*göz kırparak* Sağol babacığım sen olmasan asla yetişemezdim.

..................................................

06.Eylül.Cuma
Saat 20:30
Holiday Inn Crowne Plaza


En'ler (i.e Highlights) :

*Çin Mutfağı, Hint Mutfağı, Türk Mutfağı, Papua Yeni Gine Mutfağı, Mozambik Mutfağı...
*Dondurma sırası, içki sırası, tuvalet sırası, döner sırası...
*Ritmo Latino Kupaları, sticker'ları, anketleri, ve alt tarafı bir kaç soruyu cevaplamak için üç defa değiştirmek zorunda kaldığım "tükenmiş" kalemleri...
*"Pardon bir resim alabilir miyim lütfen?"
Tabii. (gülümser , flaş patlar, adam-lar- uzaklaşırlar. Ardından Sol'a dönerek) Sence bu adamlar babam yaşında mıydı, dedem mi?
*Zeynep bakışlı kız atışması.
*Sol'un sürekli yanımdan ayrılmasıyla (Sol after quality food) yeni birinin yörüngeme girmesi.
*Cin-portakal vs. Beyaz Şarap
*Külah dondurma vs. Kağıt helva arası dondurma
*Mevcut Erkeklerin klasifikasyonu:
%90 = Kel ya da göbekli ya da yaşlı.
%10 = "Eli yüzü düzgün"den "yakışıklı"ya uzanan yelpazede.

Ki bunun da açılımı:

7/10 = Kız arkadaş sahibi
2/10 = Benden/bizden kısa
1/10 = Benden/bizden küçük
*Ve o !!!!
*Gone ...... Yorgan !!
*Kupa kalmadı mı? Nasıl kalmaz?
*"Kıvırcık" sendromu (aa lütfen birer kupa daha alın siz form doldurmuştunuz)
*Sticker Canavarı'na döndün bilmem farkında mısın?
*Ve 24:00 --> "Küpeşte Bar"

..................................................

"Ee?"

Pekala asıl noktayı daha sonra anlatacağım.... Şimdi biraz daha pineklemek istiyorum...

"Seni yalnız bırakayım"

Nyx??

"Evet?"

bırakma.... yanımda kal.... lütfen....

"Peki."

:: yandım kandım sandım ben senin elinden :: Perşembe, Eylül 5

- Countdown : 41 gün -

04.Eylül.2002
Saat 10:24
Yatak Odası


*radyodan yükselen melodiye gökgürültüsü ve yağmur eşlik etmektedir
.Even through the darkest phase
..Be it thick or thin
...Always someone marches brave
....Here beneath my skin*

"Bugün neşelisin bakıyorum."

*üstündeki siyah body'nin düğmelerini iliklemeyi bitirip saçlarını fırçalarken* Olmamam için bir neden yok. *duraksar* Aslında var ama kendimi dinlemeyeceğim. Hiçbirşey bunu bozamayacak.

"Gözlerim taşardı."

Taşartmanın sırası mı şimdi? *göz kalemine uzanır*

"Bunun nedeni bayağı bir uzun olmasın sakın?"

*hafifçe gülümser*

"Hatta hatta bu neden bayağı bir geniş omuzlu, bayağı esmer, bayağı top sakallı ve bayağı yakışıklı da olmasın?"

E bu kadar "bayağı"laşmasan diyorum, Nyx. Ne alakası var? Gördük, bakıştık, Allah sahibine bağışlasın dedik döndük gittik sen de...

"Tabi. Bu yüzdendir ki bu sözsüz elektriklenme safhası takrıben 3 saat sürdü. Bence de.."

*kahkaha atar ve eline geçirdiği bir yastığı gölgelere doğru fırlatır* Kapa çeneni!

"ıska, mon amie."

*çantasını ve kot ceketini alarak* Tüm bu hazırlık akşamki yemek için.

"Yo yo ben inanıyorum sana. Keyfine bak yani."

Nyx !!!!!!!!!!!!!! *yarı kızgın yarı neşeli bir şekilde* Tek kelime daha yok anlaşıldı mı?

"Hmphhmph ımph hmm"

*kapıdan çıkarken radyodaki şarkı da fade out son bulur
..........Constant craving
...........Has always been
............Constant craving
.............Has always been*

:: friday The 31st :: Salı, Eylül 3

En'ler (i.e highlights) :

*Buffy The Vampire Slayer (x12) -Angel ve Xander türevleri-
*Telvede çok kötü çıkmışım.
*5 dakika önce: "Sence de kahvenin tadı bi tuhaf mı?"
5 dakika sonra: "Hani böyle tam görüntünün ortasında bir dalga geçiyomuş gibi. Hah şimdi de köşeden kararmaya başladı."
- Biraz daha yoğurt ye.
*Bu kez kesin aynı e-mailden yazalım şu post'ları.
*(Me in) Amsterdam !!!!!!! (Bugüne dek aldığım en değerli hediye)
*Lokman vs. Peter
*Charon: What's this place?
Lok: The Museum.
Charon: Uhm, yes. But it's night you see. It looks different in the dark.
Lok: Uh-huh. How come you still look the same during night time, then?
*Dance Dance Dance vs. Conversations with God
*Magnum Sandwich vs. Cornetto --> loosers trio (Charon, Nyx, TeleMusician).
*Defterler kapanmıyor benimkilerde. Kuluçkaya yatıyolar bi süre sonra ay/yıl itibariyle tekrar ortaya çıkıyolar.
*Slayer & Mutant
*Tarot
*[Unutulduk iyice]
*Tükettik yahu : sosisli makarna, sosisli omlet, bir paket tavuk kroket, 2 lt. cola, 1 lt. sprite, bir paket ruffles, ayçekirdeği, fındık, üç poğaça, iki salamlı "negerek" + sayısız bardak çay ve kahve...
*Eight Legged Freaks (kamera arkası)
*Squirrel'in beklenmedik dönüşü ve akabinde sabahın köründe 1.90'lık sarışın bi dutch'a (Squirrel'in erkek arkadaş adayı) günaydın deme çabasındaki hezimet.
*Charon & Nyx vs. Tyson --> Tys'ın olaya bakış açısı : "You guys are not real"
Nyx: Great. How long did that take, hun?
Charon: Around 20 minutes.
Nyx: Kewl.
Charon: We broke our record.
*Yarımay'dan Dolunay'a...

..ve daima hakettiğimize, my delicious other. i luv u..

Arka plan temaları :

*Classicals - Various (& Star Wars Main Theme??)
*Moonlight Sonate - Beethoven
*Romeo & Juliet - Prokofiev
*No Angel - Dido (album)
*A New Day Has Come - Celine Dion (concert)
*Emotions - Destiny's Child

Gelecek Program :
??????????????