:: geri dönüşüm kutusu hikayeleri - 2 ('o'na mektup - ikinci bölüm) ::
Dün yıllardan sonra ilk kez biraraya gelişimiz çalındı aklıma kurumuş gözyaşlarının ardından. Geçen yıl bu ay... Birbirimize 2 yıldır sürekli teğet geçtikten sonrası ne olacak diye tedirgindim. Terasa çıkıp, uzun, siyah, deri pardösüme sokulup beklemeye başladım sessizce. Siyah saçlarım rüzgara eşlik ederken kendimi bu kez nasıl bir "şey"in içine attığımı düşünürken buldum. Titrememe rağmen sen gelinceye dek ayrılamadım oradan ve en nihayet geldiğinde, kapının eşiğinde dizlerimin titremesine engel olmak, kesik bir şaşkınlık çığlığı atmamak için ne kadar zorlandığımı bir kez daha hatırladım gülümseyerek.
Nedenini biliyorsun... bu hikayenin büyüsü, bu kadarı, fazlaydı... anlatılacak ne çok şey var aslında anlatıldıkça iyileşen.
tarot seansları, "e biz evlenelim o zaman"la belimi kavrayışın, "senden çok etkilendiğim bir sır değil"lerin, karşılıklı kahvelerimizi yudumlarken 'esas kız'ın arayışı, "sen de gayet iyi biliyorsun ki bu görüntüyle baştan çıkaramayacağın birisi olduğunu sanmıyorum"ların, zayıf takıntın, kolay yaşam tartışmaları, evlilik anıları, bir pizzayı bitirene kadar koca mekanı açık tutturuşumuz, ayrılırken bana sıkı sıkı sarılıp da bırakamayışının akabinde "ya hemen uzaklaşacaktım ya da elinden tutup seni de beraberimde götürecektim"in, fırında yumurta, yağmurda fransız konsolosluğunun önünde iki çocuk gibi sarılsak mı öpüşsek mi elele mi tutuşsak bilemeyişimiz, yürüyüşüme hayranlığın, kedin, F.'nin pis kokan köpeği, en sevdiğim klasik parçanın senin uzun zamandır arayıp da bulamadığın oluşu, beremin esrarengiz parçalanışı, 60 saat, konuştuklarımızı yıllarca evli olanların dahi konuşamayacakları, elbette sevgili özgür (o olmasaydı esas kızın eski evinin her yerine sinmesiyle bu kadar kolay baş edebilir miydim sanıyorsun? her neredeyse ne yapıyorsa daima 'iyi'yle kuşanmasıdır dileğim o güzel insanın), uyuyuşumu seyretmen, bir koltuk üzerinde biriyle bu kadar "karışmışken" bu kadar rahat olunabilmesi ve daha sayısız şey...
bu noktada bir es verip hintli falcının sözlerini hatırlayalım mı? "bu yaşamında eski yaşamlarında çözümlenmemiş bir meseleyle yeniden karşılaşacaksın ancak sen çabaladıkça o daha da düğümlenecek. Değiştiremeyeceğini kabullenmen gerek... bir sonraki yaşamına dek."
değiştiremedim, J. o haklıydı ! doğum günümü fırınlanmış mercimeğin dibinin kazara tutması sorunuyla kolayca esgeçmeni engelleyemedim, esas kız seni her yokladığında bir anda sesinin kesilmesini engelleyemedim, new york'tan istanbula ilk uçağa atladığın gibi yarım saatlik yolu bir kez de "gerçek" için katetmemeni engelleyemedim, istediğim koca bir bahçe değil sadece bir tane gülken onu bile alamayışımdan yara almamı engelleyemedim... daha nicelerini engelleyemediğim gibi.
ve bir kez daha sana yalan söylemedim "karanlıktan aydınlığa birlikte çıkmadıktan sonra aydınlıkta bir biz'den söz edilemez" derken.
kendimi aptal bir brezilya dizisindeki ikinci kadın gibi hissettim uzun süre. esas oğlan ve esas kız arasında esas oğlanı seven bir kadın mutlaka vardır lakin bin küsur bölüm sonunda orada bile hiçbirşey değişmedikten sonra...
tüm bunların nedeni iki gece önce gördüğüm bir rüya üzerine "dürtüklenip" gerçekle yüzleşmek zorunda kalmam. esas oğlan ve esas kız yeniden biraraya gelip mutlu son'a kavuşurlarken diğer kadının sonu ya ölümdür ya tımarhane ya da -şayet yazarlar insaflıysa- başka bir şehirde başka bir yaşam.
benim öykümdeki yazarlar insaflı çıktılar. kendi yaşamımın eşiğindeyim ruheşim. nyx'in bana söylediklerini de unutmamak gerek:
"bazı insanlar, senin gibi, doğuştan büyüyle doğarlar. geçmişindekilerin senden vazgeçemeyişleri, seni tanıyan insanların senden kopamayışları da bu yüzden. büyülü olan sensin ve istediğin an büyüyü yeniden yaşayabilirsin.... şunu da unutma ki şayet 'beyond'un en güzel kadını olmasaydın bu taca asla sahip olamazdın. ben yanında olmasam da geleceğinde elini tutacak olan erkek bir kraliçe'ye sahip olacak bunu sakın unutma ve daha azına da asla razı olma."
..bitme vakti..
bu son satırları yazmak sanırım en zor olan. birazdan taburcu edileceğim. bu sabah "adagio for strings"i dinlerken son kez yağmur bizim için yağdı. bundan sonra sen kendi vazgeçilmezinle, benden çok uzaklardasın. dileğim bir ömür boyu mutluluğundur. umarım seni iyileştirmek "biz"e malolmuşken, şimdi onunla yeniden yaptığın bu başlangıcın sonu - hep isediğin gibi- üç noktalı olur.
böylece tüm yaşanılanların boşuna olmadığı bir kez daha serilir gözümüzün önüne.
yeni yaşamımda ebedi aşk beni bekler. bu yaşamımın son günleri ise nyx'imin.
bir başka yaşamda görüşmek üzere,
ayda
..................................................
"hazır mısınız ayda hanım?"
hazırım.
*canım arkadaşıma, dün gece bana eşlik etmesine izin verdiğim tek insana sevgilerimle*
Nedenini biliyorsun... bu hikayenin büyüsü, bu kadarı, fazlaydı... anlatılacak ne çok şey var aslında anlatıldıkça iyileşen.
tarot seansları, "e biz evlenelim o zaman"la belimi kavrayışın, "senden çok etkilendiğim bir sır değil"lerin, karşılıklı kahvelerimizi yudumlarken 'esas kız'ın arayışı, "sen de gayet iyi biliyorsun ki bu görüntüyle baştan çıkaramayacağın birisi olduğunu sanmıyorum"ların, zayıf takıntın, kolay yaşam tartışmaları, evlilik anıları, bir pizzayı bitirene kadar koca mekanı açık tutturuşumuz, ayrılırken bana sıkı sıkı sarılıp da bırakamayışının akabinde "ya hemen uzaklaşacaktım ya da elinden tutup seni de beraberimde götürecektim"in, fırında yumurta, yağmurda fransız konsolosluğunun önünde iki çocuk gibi sarılsak mı öpüşsek mi elele mi tutuşsak bilemeyişimiz, yürüyüşüme hayranlığın, kedin, F.'nin pis kokan köpeği, en sevdiğim klasik parçanın senin uzun zamandır arayıp da bulamadığın oluşu, beremin esrarengiz parçalanışı, 60 saat, konuştuklarımızı yıllarca evli olanların dahi konuşamayacakları, elbette sevgili özgür (o olmasaydı esas kızın eski evinin her yerine sinmesiyle bu kadar kolay baş edebilir miydim sanıyorsun? her neredeyse ne yapıyorsa daima 'iyi'yle kuşanmasıdır dileğim o güzel insanın), uyuyuşumu seyretmen, bir koltuk üzerinde biriyle bu kadar "karışmışken" bu kadar rahat olunabilmesi ve daha sayısız şey...
bu noktada bir es verip hintli falcının sözlerini hatırlayalım mı? "bu yaşamında eski yaşamlarında çözümlenmemiş bir meseleyle yeniden karşılaşacaksın ancak sen çabaladıkça o daha da düğümlenecek. Değiştiremeyeceğini kabullenmen gerek... bir sonraki yaşamına dek."
değiştiremedim, J. o haklıydı ! doğum günümü fırınlanmış mercimeğin dibinin kazara tutması sorunuyla kolayca esgeçmeni engelleyemedim, esas kız seni her yokladığında bir anda sesinin kesilmesini engelleyemedim, new york'tan istanbula ilk uçağa atladığın gibi yarım saatlik yolu bir kez de "gerçek" için katetmemeni engelleyemedim, istediğim koca bir bahçe değil sadece bir tane gülken onu bile alamayışımdan yara almamı engelleyemedim... daha nicelerini engelleyemediğim gibi.
ve bir kez daha sana yalan söylemedim "karanlıktan aydınlığa birlikte çıkmadıktan sonra aydınlıkta bir biz'den söz edilemez" derken.
kendimi aptal bir brezilya dizisindeki ikinci kadın gibi hissettim uzun süre. esas oğlan ve esas kız arasında esas oğlanı seven bir kadın mutlaka vardır lakin bin küsur bölüm sonunda orada bile hiçbirşey değişmedikten sonra...
tüm bunların nedeni iki gece önce gördüğüm bir rüya üzerine "dürtüklenip" gerçekle yüzleşmek zorunda kalmam. esas oğlan ve esas kız yeniden biraraya gelip mutlu son'a kavuşurlarken diğer kadının sonu ya ölümdür ya tımarhane ya da -şayet yazarlar insaflıysa- başka bir şehirde başka bir yaşam.
benim öykümdeki yazarlar insaflı çıktılar. kendi yaşamımın eşiğindeyim ruheşim. nyx'in bana söylediklerini de unutmamak gerek:
"bazı insanlar, senin gibi, doğuştan büyüyle doğarlar. geçmişindekilerin senden vazgeçemeyişleri, seni tanıyan insanların senden kopamayışları da bu yüzden. büyülü olan sensin ve istediğin an büyüyü yeniden yaşayabilirsin.... şunu da unutma ki şayet 'beyond'un en güzel kadını olmasaydın bu taca asla sahip olamazdın. ben yanında olmasam da geleceğinde elini tutacak olan erkek bir kraliçe'ye sahip olacak bunu sakın unutma ve daha azına da asla razı olma."
..bitme vakti..
bu son satırları yazmak sanırım en zor olan. birazdan taburcu edileceğim. bu sabah "adagio for strings"i dinlerken son kez yağmur bizim için yağdı. bundan sonra sen kendi vazgeçilmezinle, benden çok uzaklardasın. dileğim bir ömür boyu mutluluğundur. umarım seni iyileştirmek "biz"e malolmuşken, şimdi onunla yeniden yaptığın bu başlangıcın sonu - hep isediğin gibi- üç noktalı olur.
böylece tüm yaşanılanların boşuna olmadığı bir kez daha serilir gözümüzün önüne.
yeni yaşamımda ebedi aşk beni bekler. bu yaşamımın son günleri ise nyx'imin.
bir başka yaşamda görüşmek üzere,
ayda
"hazır mısınız ayda hanım?"
hazırım.
*canım arkadaşıma, dün gece bana eşlik etmesine izin verdiğim tek insana sevgilerimle*