:: geri dönüşüm kutusu hikayeleri - 2 ('o'na mektup / birinci bölüm) ::
Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba,
Şu anda ruhsal hastahanemde herşeyden ve herkesten (hatta kendmden bile) uzağım ve burada bulunuş nedenim bu kez çok farklı. Ruhumda bulunan son açık yaranın kanamaya başlaması üzerine dün apar topar kaldırıldım. Kanamayı durdurdular ama tedavim sürüyor. Bir süre daha burada kalmam gerekiyormuş.
Bunca zaman sonra sana bu mektubu yazmamdaki sebep kendimi kandırmışlığımla yüzleşmemin tedavimin en büyük parçası oluşu. Ve işte buradayım. Artık bu yarayla baş etmeye hazırım. En yalın, en çıplak şekilde sana dair ne var ne yoksa son kez karşıma alıp, sonra da geri dönmek zorundayım. Hayatım beni bekliyor.
Evet. Tacımı devretmek üzereyim artık. Karanlığa hükmün sonu... Bu ve önümüzdeki ay boyunca yaşamımın en büyük sınavını vereceğim. Hayatta kalma savaşı olacak bu. Bunu ne kadar uzun zamandır beklediğimi biliyorsun. Ne kadar uzun zamandır "pause"da olduğumu, ölümle yaşam arasındaki o incecik çizgide düşmemek için ne kadar çok çaba harcadığımı... Bir zamanlar bunu en az benim kadar sen de istiyordun.
Yine bir zamanlar bu sadece benim değil "biz"im hayalimizdi. Oysa uzun zamandır sadece benim ve yaşamımdakilerin umudu.
2 yıl öncesi, bir yıl öncesi ve bugün.. herşey ne kadar da farklı ve bazı yönlerden ne kadar da aynı. sana elimi uzattığım o günü hatırladığımda yüzümdeki buruk gülümsemeyi silmek güç oluyor. keşke o 2 ayı hiç yaşamasaydık. keşke onun üstesinden gelmen için beni kullanmana seve seve izin vermeseydim. belki bugün, en azından hala, birbirimizin yaşamında olurduk. ama buna izin verdim.... çünkü birilerinin buna izin vermesi gerekiyordu iyileşmen için... ve kim bunu bu kadar büyük bir sevgiyle yapabilirdi ki?
'ruhunun LEŞİ'nden başka?
yaşamına değdiğim andan itibaren herşeyin düzeleceğini söylediğimde bana inanmamıştın. ruhunun eşi olduğumu söylediğimde inanmadığın gibi. ama pekala herşey değişmedi mi? sana söylediğim ne varsa bir bir olmadı mı? birlikte olduğumuz her an büyüyü yaratmadık mı seninle? birbirimizden ayrı yerlerde aynı şeyleri düşünüp aynı anda yapmadık mı? aynı anda iyi aynı anda kötü aynı anda mutsuz aynı anda hüzünlü aynı anda mutlu olmadık mı? benim için ilk dileğinin nasıl o an gerçekleştiğini, senin için dilediğim ne varsa yoktan varolduğunu unuttun mu? beni düşündüğün her an orası, seni düşündüğüm her an burası değil miydi?
ve sana hiç yalan söyledim mi ben?
ortaya çıktım ve seni kaybedeceğimi bile bile sevdim seni. ruhların eşleri ne içindir ki? yıllar yılı seni beklemişken karşıma çıktığında sevmese miydim? iyileşmeni bir köşede beklese miydim? yardıma ihtiyacın varken seni yüzüstü bırakıp gizemli ve uzak kadını oynasaydım ve sen her insanın yapacağı gibi kaçanı kovalasaydın daha da yorulmayacak mıydın? oysa yanına çömeldim... elini tuttum... ve içindeki kadına rağmen gözyaşlarını öptüm tek tek "Adagio for Strings" eşliğinde...
ve böylesine bir "şey"in üzerine kapatmadım mı kalbimi? bundan "daha"sı ancak "biz" olmakla mümkünken...
"biliyorum sen de gideceksin" dedin...
doğru sen toparlanırken benim gitme vaktimdi.. kalamazdım.. sende bana dair hiçbirşey yoktu ayağa kalkarken... elimi tutarken bırakıverdin birden sadece dost olabileceğimizi söyleyerek.
gülümsedim.... iyileştiğin için.... ve zamanımın geldiği için.... sana hiç yalan söyleyemezdim ya hani.... ve gittim... senin "dostun olamayacağım" için hiç... bir parodiye teslim olmak "ruheşleri"ne yakışır mı? ben onlar gibi senin sevgini "dilenmedim". benden vazgeçtiğin anda bana düşeni yaptım yalnızca.
hem zaten kalmam için ne yaptın ki?
* "o olmamı ister miydin?"
evet
"o halde olacağım"
** "çok sevileceksin... hem de çok inan bana... sadece sabret, içimdeki bu zehirden kurtuluncaya dek sabret"
sabrediyorum merak etme. burdayım ve sen istedğin sürece de yanında olacağım.
*** "seni seviyorum"
sözler altları doldurulmadığı sürece havada asılı kalmaya mahkumdurlar
**** "...üstelik sonbaharda başlayan aşklar bitmezmiş"
***** dışarda tam bizim havamız var.
****** bu üç günün sonunda tek istediğim geri dönerken yağmur yağması.. (ve elimi tuttuğun an yağmur başladı)
******* güneş doğuyor
"gerçekten de... bütün gece konuştuğumuza inanamıyorum"
******** "yanımda olduğun ve beni sevdiğin için..." sadece bir kez, o da muhtemelen yanlışlıkla, syl/kyra.
********* maybe not from the sources you have poured yours
maybe not from the directions you are staring at
twist your head around, it's all around you
all is full of love, all around you
all is full of love (you just ain't receiving)
all is full of love (your phone's off the hook)
all is full of love (your doors are all shut) ...
********* "seni bırakıp gitmemeliydim"
önemli değil gitmeni ben istedim
"biliyor musun? biz onunla hiç böyle anları paylaşmadık"
anlıyorum..
*********** "yanımdayken uyuyacaksın söz veriyorum. hiç kabus görmeyeceksin ve ben bunun için elimden ne geliyorsa yapacağım."
çok canım yanıyor....
çok ....
[kanama başladı doktor]
*tbc*
Şu anda ruhsal hastahanemde herşeyden ve herkesten (hatta kendmden bile) uzağım ve burada bulunuş nedenim bu kez çok farklı. Ruhumda bulunan son açık yaranın kanamaya başlaması üzerine dün apar topar kaldırıldım. Kanamayı durdurdular ama tedavim sürüyor. Bir süre daha burada kalmam gerekiyormuş.
Bunca zaman sonra sana bu mektubu yazmamdaki sebep kendimi kandırmışlığımla yüzleşmemin tedavimin en büyük parçası oluşu. Ve işte buradayım. Artık bu yarayla baş etmeye hazırım. En yalın, en çıplak şekilde sana dair ne var ne yoksa son kez karşıma alıp, sonra da geri dönmek zorundayım. Hayatım beni bekliyor.
Evet. Tacımı devretmek üzereyim artık. Karanlığa hükmün sonu... Bu ve önümüzdeki ay boyunca yaşamımın en büyük sınavını vereceğim. Hayatta kalma savaşı olacak bu. Bunu ne kadar uzun zamandır beklediğimi biliyorsun. Ne kadar uzun zamandır "pause"da olduğumu, ölümle yaşam arasındaki o incecik çizgide düşmemek için ne kadar çok çaba harcadığımı... Bir zamanlar bunu en az benim kadar sen de istiyordun.
Yine bir zamanlar bu sadece benim değil "biz"im hayalimizdi. Oysa uzun zamandır sadece benim ve yaşamımdakilerin umudu.
2 yıl öncesi, bir yıl öncesi ve bugün.. herşey ne kadar da farklı ve bazı yönlerden ne kadar da aynı. sana elimi uzattığım o günü hatırladığımda yüzümdeki buruk gülümsemeyi silmek güç oluyor. keşke o 2 ayı hiç yaşamasaydık. keşke onun üstesinden gelmen için beni kullanmana seve seve izin vermeseydim. belki bugün, en azından hala, birbirimizin yaşamında olurduk. ama buna izin verdim.... çünkü birilerinin buna izin vermesi gerekiyordu iyileşmen için... ve kim bunu bu kadar büyük bir sevgiyle yapabilirdi ki?
yaşamına değdiğim andan itibaren herşeyin düzeleceğini söylediğimde bana inanmamıştın. ruhunun eşi olduğumu söylediğimde inanmadığın gibi. ama pekala herşey değişmedi mi? sana söylediğim ne varsa bir bir olmadı mı? birlikte olduğumuz her an büyüyü yaratmadık mı seninle? birbirimizden ayrı yerlerde aynı şeyleri düşünüp aynı anda yapmadık mı? aynı anda iyi aynı anda kötü aynı anda mutsuz aynı anda hüzünlü aynı anda mutlu olmadık mı? benim için ilk dileğinin nasıl o an gerçekleştiğini, senin için dilediğim ne varsa yoktan varolduğunu unuttun mu? beni düşündüğün her an orası, seni düşündüğüm her an burası değil miydi?
ve sana hiç yalan söyledim mi ben?
ortaya çıktım ve seni kaybedeceğimi bile bile sevdim seni. ruhların eşleri ne içindir ki? yıllar yılı seni beklemişken karşıma çıktığında sevmese miydim? iyileşmeni bir köşede beklese miydim? yardıma ihtiyacın varken seni yüzüstü bırakıp gizemli ve uzak kadını oynasaydım ve sen her insanın yapacağı gibi kaçanı kovalasaydın daha da yorulmayacak mıydın? oysa yanına çömeldim... elini tuttum... ve içindeki kadına rağmen gözyaşlarını öptüm tek tek "Adagio for Strings" eşliğinde...
ve böylesine bir "şey"in üzerine kapatmadım mı kalbimi? bundan "daha"sı ancak "biz" olmakla mümkünken...
"biliyorum sen de gideceksin" dedin...
doğru sen toparlanırken benim gitme vaktimdi.. kalamazdım.. sende bana dair hiçbirşey yoktu ayağa kalkarken... elimi tutarken bırakıverdin birden sadece dost olabileceğimizi söyleyerek.
gülümsedim.... iyileştiğin için.... ve zamanımın geldiği için.... sana hiç yalan söyleyemezdim ya hani.... ve gittim... senin "dostun olamayacağım" için hiç... bir parodiye teslim olmak "ruheşleri"ne yakışır mı? ben onlar gibi senin sevgini "dilenmedim". benden vazgeçtiğin anda bana düşeni yaptım yalnızca.
hem zaten kalmam için ne yaptın ki?
* "o olmamı ister miydin?"
evet
"o halde olacağım"
** "çok sevileceksin... hem de çok inan bana... sadece sabret, içimdeki bu zehirden kurtuluncaya dek sabret"
sabrediyorum merak etme. burdayım ve sen istedğin sürece de yanında olacağım.
*** "seni seviyorum"
sözler altları doldurulmadığı sürece havada asılı kalmaya mahkumdurlar
**** "...üstelik sonbaharda başlayan aşklar bitmezmiş"
***** dışarda tam bizim havamız var.
****** bu üç günün sonunda tek istediğim geri dönerken yağmur yağması.. (ve elimi tuttuğun an yağmur başladı)
******* güneş doğuyor
"gerçekten de... bütün gece konuştuğumuza inanamıyorum"
******** "yanımda olduğun ve beni sevdiğin için..." sadece bir kez, o da muhtemelen yanlışlıkla, syl/kyra.
********* maybe not from the sources you have poured yours
maybe not from the directions you are staring at
twist your head around, it's all around you
all is full of love, all around you
all is full of love (you just ain't receiving)
all is full of love (your phone's off the hook)
all is full of love (your doors are all shut) ...
********* "seni bırakıp gitmemeliydim"
önemli değil gitmeni ben istedim
"biliyor musun? biz onunla hiç böyle anları paylaşmadık"
anlıyorum..
*********** "yanımdayken uyuyacaksın söz veriyorum. hiç kabus görmeyeceksin ve ben bunun için elimden ne geliyorsa yapacağım."
çok canım yanıyor....
çok ....
[kanama başladı doktor]