<body><iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=9127430&amp;blogName=GECEN%C4%B0N+G%C3%9CNL%C3%9C%C4%9E%C3%9C&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fiynx.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

:: ayna ayna söyle bana ::

06.Ekim.2002
Saat 10:50
Yemek Odası


Günaydın babaların babası, padişahım, haşmetlum, sultanım, bezirganım.

(esneyerek) "Hayırdır kızım? Oo kahvaltı bile hazır"

Tabi babacım, sen ye güsel güsel ben de o esnada pencerede çekirdek çıtlatırım. Ne biçim tepkiydi o kahvaltı bile hazır tepkisi? Hiç mi hazırlamıyorum sanki?

"Öyle demedim evladım. Hani bu sabah sabah pür neşen çarptı birden."

İyidir iyidir hadi sen git banyoya, ben çayları koyuyorum.

-- bir dizim ardaşık esna'lar sonrası--

*cıvımaktan illa ki vazgeçemeyerek* Babacım şimdi hani biz yılbaşında şeysel adalarına gidecektik ya? Hani ben de ordan münih'e geçecektim..

"Allah Allah ee?"

Düşündüm de hani ayarlayamazsan diyorum Doğu expresinde bi hafta da geçirebiliriz. Tren yolculuğu çekti canım birden.

"Hayırdır kızım Hakkari'ye gitmek istemenin özel bir nedeni var mı?"

Nası yani?

"Doğu ekspresi filan malum..."

Ah şey... eee.... yok onu demedim. uçakla ispanya'ya gideriz ordan bineriz ben münihte inerim sen istanbulda.. hani meşhur... Agata Kristi ve "Doğu Expresinde Cinayet"ine ithafen.. hık mık..

"şimdi düğün cumaya mı?"

Hmm.. Yani baba, bozulmuyorsun değil mi ? Hani önümde bu tür örnekler olduğu sürece bir nebze zor gibi beni everip başından savman da.

(çayından bir yudum alarak) "Yok canım. Asıl evlenmeye niyetlenip, bir günahsızın başını yakarsan o zaman vahim. Böyle iyisin."

Pek şakacısın bu sabah lakin taş yerini buldu artık çok geç. *ekmeğinden bir ısırık alır* Hayır şimdi aşk dediğin şey olursa böyle birşey olmalı. Avustralya'da tanışan bir Türk ve Avustralyalı. Ange'in, Gökçer'le birlikte buraya gelip bir sene birlikte yaşamaya "evet" demesi. Düşünsene tüm hayatını geride bırakabiliyorsun sevdiğin insan için. Bu esnada evlenmeye karar vermeleri ve ardından önümüzdeki sene birlikte Avustralya'ya geri dönüp yaşamlarına devam edecek olmaları... Aşk budur işte. Karşılıklı fedakarlıkla büyüyen, kişiliğinden ödün vermeden de ortak amaçlarla devam eden, güvenle perçinleşen vesaire vesaire...

"Orası öyle."

Şimdi önünde böyle örnekler olunca da seni sevdiğini iddia eden bir adam kalkıp da beşitaştan taksime gelemiyorsa ne yapıyorsun? Güle güle diyorsun. Ondan sonra da bana "iyi ama aydacım sen de.."yle başlayan cümleler kuruyorlar.

"Kim kuruyor?"

Şey kuruyor..... eeee..... şey ..... yani canım işte kuranlar kuruyodur baabında, lafın gelişi. Sonra Ange'in annesi gelirken uçakta çok tatlı genç bir adamla tanışmış. Adam Avustralyalıymış. 3 yıldır internette konuştuğu Norveçli bir kız varmış. Kız evlenip boşanmış, bir de çocuğu varmış. Çocuk için aldığı hediyeleri göstermiş Mrs.Kilkenny'e ve tahmin et en son cebinden ne çıkarmış?

"Ne?"

Bir yüzük... Kıza evlenme teklif edecekmiş ve kabul ederse de Norveç'e yerleşecekmiş zira kız için apar topar Avustralyaya gelmek zor olabilirmiş. Adam bunları düşünmüş uzun uzun ve planlarını yapmış. Mrs. Kilkenny adam çok heyecanlıydı dedi iç geçirerek.

"Güzel anektotlar. Senin hayatına değmeleri de ilginç. Peki bu durumda nasıl bir çıkarım yaptın?"

Şöyle bir çıkarım yaptım. İyi ki hayatımda kimsenin olmasına izin vermiyorum. Çünkü biliyorum ki her insan böylesi bir ilişkiyi, böylesi bir mutluluğu hakediyor. Orta şekerli ilişkilere bulaşmaya hiç gerek yok. Hem kalbe hem akla zarar bu saatten sonra. Olacaksa böyle olsun olmayacaksa hiç olmasın daha iyi.

(gülümser) "Neden bunca zaman yaşadıklarına gül geç dedim sanıyorsun?"

-gölgelerin arasından bir fısıltı yükselir- "neden bunca zamandır yaşadıklarına gül geç dedim sanıyorsun?"

*aynı şekilde gülümser ve uzanıp babasının elini tutarken gözü bir an için köşedeki gölgelerde gezinir* Seni ne kadar çok sevdiğimi daha önce söylemiş miydim?

İsterseniz aşağıdaki bağlantılar yardımı ile bu yazıya yorum ekleyebilir veya yazıyı del.icio.us'a kaydedebilirsiniz.
Yorum yaz | Kaydet | Sayfa sonu