:: koca aramıyorum ki oğlum ben bu yazılar niye? ::
"yaleelli yaleelli yalelli o zamaan"
kafa ütüleyeceğine gelip de şu çiçekleri vazoya yerleştirmeme yardım etsen diyorum da n'oluyor?
"ait olduğu yerden zorla koparılıp solmaya mahkum edilmiş bi tutam doğa parçasıyla bu böcek deliğini güzelleştirme çabana alet mi oliim? bah! yaleelli yaleelli ..."
*ellerini beline koyarak* pes pes !! bu çiçekleri pedere aldık heralde adamın gönlü hoş olsun torba dolsun diye uğraş veriyorum burda, sen bulabildiğin cücük kadar bi gölgede ahkam kesiyosun.... *arkasını döner ve çiçekleri yerleştirmeye devam eder*
"e kendi ağzınla söylüyosun kül tablam yeterince gölge yok yanına gelip yardım edebilmem için.."
iyi...
"ikebana'ya* sardıralım barim....o gülü daha biraz öne koy, kır çiçeklerini arka plana at... ee anlat bakiim nedir son durum?... öyle diil biraz daha geriye.... hıh oldu şindi."
iç güveyinden hallice... güvenmiyorum ona... ve dahi inanmıyorum da..
"aranızda kilometreler artı bikaç okyanus varken pek şaşırtıcı diil bu durum sanki"
güvenmeme sebebim sadece bu diil... biraz fazla gerçekdışı herşey, buraya döndüğünde açıklaması gerekenleri açıklamadığı sürece benden bişeyler beklemesine anlam veremiyorum sadece... hmm... bu köşeye papatya öbeği iyi gider...
"bişey hissediyo musun bu adama sen?"
*gülümser* hayır...
"iyi daha ne?"
dahası o bana karşı birşeyler hissettiğini söyleyip duruyor.... dahası ben tam da buna inanmıyor... ben tarzan sen jane mi oluyor? bilmem yeterince açık mıdır?
"d'ceğıldır"
bak şimdi ... tomi tomi tomi tomi hoop tomi hoop tomi tomi tomi tom.... aynısını yap bakiim...
"bak şimdi... tomi tomi tomi tomi hoop tomi hoop tomi tomi tomi tom"
vay yemeseydin...
"koskoca bi mitolojik figüre bu zıpçıktı numarayı yutturabileceğini sanan zihniyeti öperim ben."
dün gece partiye gitmedim... babam çiçekler ve bamya şerefine beni dışarı çıkardı...
"aile saadeti"
hmm... aynen öle.... nasıl oldu?
"beyaz gülle kırmızıyı yanyana koydun muydu olmuştur... bak yine alet ettin beni katliama pet şişesi."
'yemeyen' mitolojik figürüm benim.... heh hee... evet cidden güzel olmuştur... beğenmişimdir... içime bile sinmiştir inanmazsındır...
"yani diyosun ki babam yine monolog yaptı"
ohooo... adamın ses tonu yeter... eskiden arkadaşlarımdan cinsleri kız olanlar sırf adamın teatral sesini duyabilmek için ararlardı.... telefon çalar.... sona sessizliğe gömülür etraf... ben bi ara mutfağa meylederken babamı telefonda görürüm yanılırım ki telefon ona gelmiştir.... oysa ki ben aranmaktayımdır lakin karşı taraftaki kız babama hal hatır sorma antresini "nedense" biraz fazla mı uzatmıştır nedir?...
"oo bu tam bi 'bulut' sendromu** desene"
bi nevi.... bu kadar yeter.... hadi şimdi bir dem vakit öldürelim dostlarla buluşma vaktine kadar....
"öldürelim kim tutar?.... yaleelli yaleelli yalelli o zamaan"
* ikebana: japonyalıların naçizane çiçek düzenleme sanatsalı
** bulut sendromu: kulakları çınlayası dostun teatrallığı hayli fazla kaçmış olan belgeselsever babasının bir yılbaşı gecesi yaptığı 'güzel yavrum artık yeni yıla girdiğimize göre aç bakalım neyşinıl ceografiği hayvanlarımız yeni yılda ne yapmaktalar izleyelim görelim' yorumunun ardından, absürtlük katsayısı yüksek durumları anlamlandırmakta kullanılan terim.
kafa ütüleyeceğine gelip de şu çiçekleri vazoya yerleştirmeme yardım etsen diyorum da n'oluyor?
"ait olduğu yerden zorla koparılıp solmaya mahkum edilmiş bi tutam doğa parçasıyla bu böcek deliğini güzelleştirme çabana alet mi oliim? bah! yaleelli yaleelli ..."
*ellerini beline koyarak* pes pes !! bu çiçekleri pedere aldık heralde adamın gönlü hoş olsun torba dolsun diye uğraş veriyorum burda, sen bulabildiğin cücük kadar bi gölgede ahkam kesiyosun.... *arkasını döner ve çiçekleri yerleştirmeye devam eder*
"e kendi ağzınla söylüyosun kül tablam yeterince gölge yok yanına gelip yardım edebilmem için.."
iyi...
"ikebana'ya* sardıralım barim....o gülü daha biraz öne koy, kır çiçeklerini arka plana at... ee anlat bakiim nedir son durum?... öyle diil biraz daha geriye.... hıh oldu şindi."
iç güveyinden hallice... güvenmiyorum ona... ve dahi inanmıyorum da..
"aranızda kilometreler artı bikaç okyanus varken pek şaşırtıcı diil bu durum sanki"
güvenmeme sebebim sadece bu diil... biraz fazla gerçekdışı herşey, buraya döndüğünde açıklaması gerekenleri açıklamadığı sürece benden bişeyler beklemesine anlam veremiyorum sadece... hmm... bu köşeye papatya öbeği iyi gider...
"bişey hissediyo musun bu adama sen?"
*gülümser* hayır...
"iyi daha ne?"
dahası o bana karşı birşeyler hissettiğini söyleyip duruyor.... dahası ben tam da buna inanmıyor... ben tarzan sen jane mi oluyor? bilmem yeterince açık mıdır?
"d'ceğıldır"
bak şimdi ... tomi tomi tomi tomi hoop tomi hoop tomi tomi tomi tom.... aynısını yap bakiim...
"bak şimdi... tomi tomi tomi tomi hoop tomi hoop tomi tomi tomi tom"
vay yemeseydin...
"koskoca bi mitolojik figüre bu zıpçıktı numarayı yutturabileceğini sanan zihniyeti öperim ben."
dün gece partiye gitmedim... babam çiçekler ve bamya şerefine beni dışarı çıkardı...
"aile saadeti"
hmm... aynen öle.... nasıl oldu?
"beyaz gülle kırmızıyı yanyana koydun muydu olmuştur... bak yine alet ettin beni katliama pet şişesi."
'yemeyen' mitolojik figürüm benim.... heh hee... evet cidden güzel olmuştur... beğenmişimdir... içime bile sinmiştir inanmazsındır...
"yani diyosun ki babam yine monolog yaptı"
ohooo... adamın ses tonu yeter... eskiden arkadaşlarımdan cinsleri kız olanlar sırf adamın teatral sesini duyabilmek için ararlardı.... telefon çalar.... sona sessizliğe gömülür etraf... ben bi ara mutfağa meylederken babamı telefonda görürüm yanılırım ki telefon ona gelmiştir.... oysa ki ben aranmaktayımdır lakin karşı taraftaki kız babama hal hatır sorma antresini "nedense" biraz fazla mı uzatmıştır nedir?...
"oo bu tam bi 'bulut' sendromu** desene"
bi nevi.... bu kadar yeter.... hadi şimdi bir dem vakit öldürelim dostlarla buluşma vaktine kadar....
"öldürelim kim tutar?.... yaleelli yaleelli yalelli o zamaan"
* ikebana: japonyalıların naçizane çiçek düzenleme sanatsalı
** bulut sendromu: kulakları çınlayası dostun teatrallığı hayli fazla kaçmış olan belgeselsever babasının bir yılbaşı gecesi yaptığı 'güzel yavrum artık yeni yıla girdiğimize göre aç bakalım neyşinıl ceografiği hayvanlarımız yeni yılda ne yapmaktalar izleyelim görelim' yorumunun ardından, absürtlük katsayısı yüksek durumları anlamlandırmakta kullanılan terim.