Hani seslenirsin ya yenik durumdaki takımına hiç durmadan! Sesini duyurmaya çalışırsın ve zannedersin binlerce insan arasına senin sesin de eklenirse olacak! Gelecek galibiyet. Gırtlağın acır artık iyiden iyiye ama durmazsın yine de.
Yenik durumda olmak seni durdurmaz çünkü yenilse de yense de o senin takımındır!
Sonra ikinci yarının ortaları tüm beklentin hızla tükenmeye başlar ya. Hala bağırsan da içinden bir karamsarlık yükselir dakika dakika büyüyen. Git gide sesin kısılır ve ne kadar istemesen de kabullenmeye başlarsın. Umut bitmeye başlar ya hani, cılızlaşır, pörsür. Takıma bir yorgunluk çöker ve sen de çaresiz, işi artık şansa, "top yuvarlaktır"a bırakmaya hazırlanırsın ya...
...İşte tam öyle bir şey.
GECENİN GÜNLÜĞÜ
...Ay'da bir kadın dünyaya şarkı söylüyor...
Perşembe, Şubat 9
Salı, Nisan 6
:: qıız tam benlik kız optm bay ::
Bir nefis insan, bir ruh kardeşi burcuva'dan beni anlatan enfes bir modern şiir denemesi. AAAB CCCB şeklindeki kafiye düzeniyle gönüllere hoş bir sena, gözlere bir film şeridi bırakıyor ziyadesiyle.
Zaman geçiyor çabukçak ve insanları sevgiyle uğurlarken daima bir yanım keşke daha fazla vakit olsaydı diyor hep ama hep, okurhan. Ne yazık işte çünkü keşke diyeceğine bulup yarataydın ya vakit ya kamulan! diye bağırır buluyorum içimden kendüleri.
İlk görüşte geyikti bizimkisi
Mad Science’ın çılgın ikilisi
(Yamuklun) Ferruhsa ben neyim peki?
Hatırlar mısın ilk sohbetimiz silikonlu bir gay’di
Terlediğinde insanlıktan çıktığını bilirim Ayda,
Kuzey nere abla?
Hayda hayda dilayda
Qığğğz tam benlik kız öptm bay
(C.) bakışlım, al yazmalım
Birden vücudum attı napalım
Kayahanla hayatın anlamını bulalım
Qığğğz tam benlik kız öptm bay
Cat walk cat walk yürürsün,
Esprileri hep sündürürsün,
Film ortası sızıp beni güldürürsün
Qığğz tam benlik kız öptüm bay
Boğaziçinde okuyorsun
Edebiyatçıyım diye geçiniyorsun
Mutluluğun 6 anlamını bulamıyorsun
(Amcan) kadar olamıyorsun
Qığğz tam benlik kız öptüm bay
Bi anlattığını bi daha hatırlamazsın
Burcunun hafızaya sırtını dayarsın
Uyuyup uyumuyo numarası yaparsın
Uyanıp kaldığın yerden muhabbete dalarsın
Qıığz tam benlik kııız öpt bay
Gençliğine güzelliğine güvenme
Şaşşşırdı geneeeeeağğ
Ninca sevgilin var diye gerinme
Cüniyt abiye bi gönderme:
Topla tüfekle, ağır sanayi atılımlarınla seni beklemekte
Qıığz tam benlik kıız öpt bay
Medinaaanım, eaveağğt’larla geçti yazımız
Piramit yaparken ne kötüydü el yazımız
Fal için içtik kahve, olduk kabız
Bir tanesi tutsaydı bari baktığımız
Qığğğz tam benlik kız öpt bay
Fionna naaapar acaba şimdi
Birden aklıma geldi
Anam o kedi bizi ne gerdi
Boğaz manzarası bize fazla geldi
Qığğğz tam benlik kıız öpt bay
Facebook hesabın yok ama twitterda efsanesin
Fotoğraf karakterlerine sayıp söversin
Seçtiğim filmleri beğenmezsin
Qığğğz tam benlik kız öptm bay
Kayahan’ın hayatımızdaki yeri büyükmüş
Herhalde yolumuz sevgiden geçtiği içünmüş
Sabah kalktık mı tipimiz ecüş bücüş
Qığğz tam benlik kız öptm bay
Parmaklı çorabınla gönlümü fethettin
Benle bir ciciş yemini etmedin
Gözlüğü taktın beni mahvettin
Qıığz tam benlik kız öptm bay
Engin coğrafya bilgine saygı duyarım
Düğününde halay başın olayım
Tıkalı burnunun hastasıyım
Allaaaaağm lütfen allaaağm
Qıığz tam benlik kız öptm bay
Bizim şakşakçıyı özledim iyi mi
İşte kuzu kuzu geldim işte şip şip geldimi unuttum sandın di mi
3 kere 3; 4, 4 kere 4; 5, 18, 19, 28
Qıığz tam benlik kız öptm bay
Bu şiir bu gidişle bitmeez
Yeremeağz yeremeağz
Bu sefer son kez
Qıığz tam benlik kız öptm bay
by Burcuva Bollu
Yolun açık olsun cananım. Bir sonraki sahnemiz Almanya acı vatanda görüşmek üzere.
Yanındayım, yanımdasın...
Şimdilik son kez,
Qıız tam benlik qııız opt bıy...
Not: Şiirdeki gerçek hayata tekabül eden karakter isimleri parantezlerle genellenmiş olabilir, belli mi olur?
Salı, Aralık 1
:: kabal kapıları ::

Dei kobol una apita uthoukarana
Ukthea mavatha gaman kerimuta
Obe satharane mua osavathamanabanta
Api obata yagnya karama
Bir yürüyüştür gidiyor salınarak, alınarak zaman zaman olanlara, dosdoğru ileriye
Tastamam Gece'nin yaldızlı koynunda büyüyor rüyalar; rüyalar zaten ağlıyor usul usul uykularda.
Umutlar adaklardan uçup giderken karanlık rüzgarlarla
Bezeniyor çileli tabanlar keşke'lere, belki'lere ve ah çeken pişmanlıklara. Yarının büyülü bilinmezliği, dünün ağır derslerini bir adım geriye seriyor.
Dil bir kez dağlanınca sütten ağızlar da yanmıyor artık. Tadı tuzu kalmıyor karşıdan gelenlerin bu yürüyüşte.
Sırattan önce son çıkışı arıyor insan.
Son nefesten önce kurak, kırık, sıradan, acı, üşüyen, ıssız yolundan dönüp huzura, ışığa ve daha önce kimsenin duymadığı o şarkıya bezeli bir yolda yürümeye yelteniyor.
Yelteniyor.
Yaşam dediği bir yeltenişe sığıyor
ancak.
PS: 33 Don Juan Battlestar Galactica 4. Sezon Illiad Lilly Aldrin'in Tüm Kıyafetleri Milli Piyango Bayram Ran Celestial Order Reiki Box
Pazartesi, Eylül 7
:: sükut & hayal ::
Yaklaşık Perşembe gününden bu yana Boğaza nazır bir eve ve bu nefasetle ters orantılı asosyal bir kediye bakıcılık yapan zat-ı şahanem bu sabah 8 sularında çocuk sesleri yüzmeye başlayınca ani bir uyanışla uyandı, okurhan. Okullar mı açıldı nooldu ben tam anlamadım o kısmı ama çocuklar sanki salonun ortasında koşturuyolar o derece bir akıllara zararlık. Kalktım sözü geçen Boğaza nazır balkon kapısını kapatayım dedim ve havanın griliğiyle apıştım.Sonbahar gelmiş olabilir miydi, cidden? Yok canımdı. Genelde sonbahar tam olarak benim doğum günümde gelmeye alışmış bir mevsimdir. O güne kadar askılıları ve beyazları giymeye devam ederek yaza tutunmaya çalışan güruh da homurdana homurdana yağmurluk, hırka, şemsiye ve türevlerini dolaptan indirir. Derin bir iç çekişle kaldırır askılılarını, eteklerini, pembişlerini ve de beyazlarını. Bu dönem benim yaz uykusundan uyandığım dönem olur ve mahmure bir tavırla yaklışırım doğum günümün mevsimime. Bu blogu okuyup da benim, ilk olsun son olsun, bahar müdavimi bir insan olduğumu bilmeyen kaldıysa, cezalısın, en baştan başla. 6 ay sonra görüşürüz tekrar.
Alplerde bir dağ klübesinde olmadığım sürece kışta, Bahamalarda yeşil renkli denizi ince kumlu sahiline vuran, palmiyelerle gölgelenmiş bir plajda margaritamı yudumluyor olmadığım sürece de yazda anlam bulamayan birisiyim.
Neyse işte nerdeyse 5 gündür burdayım ama kedi de 5 gündür ortalıkta yok. Hayır bu sabah acaba kendini aşağıya mı attı diye her pencereden tek tek sarkıp kaldırımları, bahçeleri kontrol ettim, yok. Bu zibidinin sabahtan akşama kadar inzivada durduğu pervaza, efendim yatağın altına, küvete, koltuk arkalarına filan baktım yok yok yok. Dört dönüyorum evde ne diycem sahibine diye. Hayır ben dünyanın en güzel, en insan canlısı, en yumuşak göbekli, en sokulgan, en gözleriyle habire öpücük gönderen, en ipek gibi kedisi Mai'nin manevi annesi olarak böyle hayalet gibi kedilere alışkın değilim, asabım bozuldu. Hayatımda ilk defa bir hayvanla hiç bir iletişim kuramadım.
İşte kahvaltı filandı derken bi baktım tuvaletten çıkarken yakalandı bu. Ahah evet kesinlikle bu hayvan için doğru betimleme bu. Hayvanı görmüyosun evde; arada bir iş üstünde yakalıyosun. Mutfaktaki yemeğinden yemiş geri dönerken, pencere pervazından sıçrayıp yatağın altına girerken, hacet yolunda filan böyle ani bir karşılaşma oluyor ve sen daha "aa kedi, bıyık, kuyruk, kafa" diyemeden hayvan yine kayboluyor ortalıktan.
Bir kez daha gördüm ki kendime ait bir alanım oldu muydu huzuru, mutluluğu ellerimle yaratıyor, deneyimliyor ve hatta yiyorum. Nitekim ilk defa sadece kendime bir yemek yaptım ve her lokması rüya gibi geldi. Bak işte kendime yaptığım o fakir ama gururlu yemek. Bu yemeği el yapımı bir Asya haritasının üstündeki Maldiv adalarında yediğimi de eklemeliyim.Dün gece Bourgeois'mı ağırladım ve mutluluğumun boyutu yoktu o arada. Birlikte şu anda tam karşımızda demirlemiş Aida adlı cruise gemisine bakarak bir takım anlamlar çıkardık bu durumdan ve hemen ardından saçmalamaya devam ettik. Hayat sen nelere kadirsin diyor, bana bu fırsatı veren C.'ye ÇOK teşekkür ediyorum burdan. Sayesinde kafamı dinledim ve aynada, uzuuun süre benimle kalmasına duacı olduğum ışıl ışıl bir kadın görüyorum. Çok şükür dışımdaki butch lezbiyen'i tatile gönderdim.
Gelgelelim çok yakında okullar açılıyor ve biz öğrenci milleti yine sınıfları dolduruyoruz. Sanırım şu an bir dilek hakkım olsa bunu, kendimi 2011'in Şubat ayında bulmak için kullanırdım. O zamana kadar hadihadihadihadi biçeminde günlerin geçmesini bekliyor olacağım anlamına gelen bir cümle kurduysam da burdaki Fatih Ürek sound'unu duymadan da edemedim.
Salı, Ağustos 25
:: tir tir tirtir derine; yedinci yaz ::
Naber okurhan? Neyse şimdi ben bu şizofranüs biipkafalüsün taa çömleğine kadar biliyor musun? Hani yani yüzünü veyahut sesinin ve dahi tüm varlığının hayatımdan temelli defolup gittiği o gün, tüm ölmüşlerimize benden 10 (on) Yasin! Bak yazdım buraya. Ben kim, İmandere'de yaşamak kim ama bu hususta inanıyorum ki bir kuvvet var.
Hah, koş git yaz şimdi bakalım bu öğrendiklerini insan müsveddesi. Sana demedim, okurhan saçmalama allasen.
Çalışmak güzel şey. Lakin çalışmanın karşılığında hak ettiğini almak daha bir leziz, daha bir nefis. Ben aslen ve tam da bunun derdindeyim, biliyor muydun?
Kendi değerini belirlemezsen başkalarının sana o değeri vermesini de beklememelisin. Beklememeliyim. Bu para mevzu çok ikircikli bir konu zaten hoşuma gitmiyor ama gitse iyi olur. Gitsin o zaman ne bileyim?!
Şahane master programları buldum ve bir an önce 2011 gelsin istiyorum. Sürekli 2011 hayalleri kuruyorum. 2011 güzel bir yıl, üstelik de çok hem de.
Mavi Yeşil'in Çikolatalı ve Karamelli Bisküvisi var ya Allah onu yaratanı çok sevsin! İnsanlar onu çok alsın ve Mavi Yeşil Çikolatalı Karamelli Bisküvi köyleri kurulsun. Ben o köylerden birinde Gretel olayım. Deliriyor olabilirim sakin ol.
Seloschkam yine blog yazmaya başlamış. Ben yeni template'ini çok beğendim. Geçen gün aradı saatlerce konuştuk,
yetmedi.
Özledim, yanıyorum, ama seneye yaz olduğu zaman birlikteyiz o yüzden derin bir iç çekip sırt üstü yatağa düşüyorum yavaş çekimde. Bu görüntü bir ped reklamında ya da bir romantik korku filminde kullanılabilir, hiçbir hakkı mahfuz muydu, mahmut muydu neydi o kelime neyse, değildir.
Soğuk su sevmiyorum. Sıcak su sevmiyorum.
Su, serindir.
Başlığa bakınca, yaz bitti de zat-ı şahaneme ne klorlu havuz suyu ne de sofra tuzlu deniz suyu değmediği çağrıştı. Sonra daha önce hayatımın 6 yazının da benzer şekilde geçtiğini hatırlayıp yaşamıma devam ettim. Bu yedinci yaz oldu.
Bourgeois'm, canım cananım, kardeşi Elifique ve bu Fransız soyağacı da nerden (bak şimdi otomatik yazım denetleyicisi hem soyacağı'nın hem de nerden'in altını çizdi. Peki neymiş doğrusu diye tıklayınca bana soyağacı için soyacağı, nerden içinse rendeyi önerdi kendisi. Yazım denetleyicimin oruç başına vurdu) bu çıktı tam bilemedim ama neyse işte büyük ihtimalle Cuma günü bildiğin gün yapıcaz, okurhan. Buna karar verdik. Biraraya gelip, mutfağa gelip hayvan gibi yemekler yapıp, sonra hayvan gibi hatun muhabbetleri eşliğinde hayvan gibi yemek yiyeceğiz. Alpha female sohbetler ve yaşam tarzını buram buram içime çekiyorum. Öyle özlemişim ki anlatamam böyle saatlerce kıl, tüy ve üç hatundan beklenmeyecek saçmalıkta muhabbetler içersinde olmayı.
Bir de bunların dünyanın en şirin annesi olabilecek bir anneleri var ki Adile Naşit'in reenkarnasyonu olduğundan şüpheleniyorum. Dünyanın en güzel yemeklerini de yapıyor olabilir aynı zamanda. Hatta o dünyanın en güzel yemekleri dışında her fırsatta beni bıcır bıcır ağırlamasını ve bir de spiritüel bir kişilik olmasını da bu listeye ekliyor ve pes diyorum! Ona baktıkça insanın bir annesinin olmasının ne güzel bir şey olduğu günleri hatırlıyorum ve bana bunu hatırlattığı için daha da bir mıncıklayasım geliyor kendisini ama tutuyorum kendimi işte.
Biliyor musun bence git annene bir sarıl ya da ara onu ne bileyim, okurhan. Üzerinden 16 (on altı) yıl geçmiş benimki gideli. Artık hatırlamıyorum bile pek çok şeyi zaten hafızam balıklarla bir yarış halinde. Sadece o boşluğu hissediyor insan olmadık yerlerde. Boğazına bir yumru tıkanıyor. Hayatım tamamen erkeklerle çevrili şu anda. Evde babam ve ismilazımdeğil, se'glimin evi ise malum daimi erkekler yurdu... Nereye baksam erkekler var ve ben de malum butch bir lezbiyen gibi giyinerek dönemi tamamlamıştım en son.
Bu dişi enerjinin hayatımdaki eksikliğini farketmeye başladım son bir kaç gündür. Bakma her fırsatta söylerim dişileri sevmem diye ama Bourgeois'larda geçirdiğim gece, Seloschkam'la yetmeyen telefon konuşması esnasında etrafımdaki bıy bıy hatunluktan çok uzak kaliteli dişilere olan özlemim hortladı. Inferidiim'e de sarkıntılık etmeliyim en kısa zamanda. Hali nicedir, ne yer, ne içer...?
Bir de acaba Gülf İngiltere'den geri döndüğünde benimle eve çıkar mı? Ne alaka ama bu takıldı şimdi bak aklıma. Ne de güzel olur be, hayırdır inşallah bak. O diil de nooldu acaba son durum, du bi mesaj atiim Twitter'dan. Bitti.
Hah, koş git yaz şimdi bakalım bu öğrendiklerini insan müsveddesi. Sana demedim, okurhan saçmalama allasen.
Çalışmak güzel şey. Lakin çalışmanın karşılığında hak ettiğini almak daha bir leziz, daha bir nefis. Ben aslen ve tam da bunun derdindeyim, biliyor muydun?
Kendi değerini belirlemezsen başkalarının sana o değeri vermesini de beklememelisin. Beklememeliyim. Bu para mevzu çok ikircikli bir konu zaten hoşuma gitmiyor ama gitse iyi olur. Gitsin o zaman ne bileyim?!
Şahane master programları buldum ve bir an önce 2011 gelsin istiyorum. Sürekli 2011 hayalleri kuruyorum. 2011 güzel bir yıl, üstelik de çok hem de.
Mavi Yeşil'in Çikolatalı ve Karamelli Bisküvisi var ya Allah onu yaratanı çok sevsin! İnsanlar onu çok alsın ve Mavi Yeşil Çikolatalı Karamelli Bisküvi köyleri kurulsun. Ben o köylerden birinde Gretel olayım. Deliriyor olabilirim sakin ol.
Seloschkam yine blog yazmaya başlamış. Ben yeni template'ini çok beğendim. Geçen gün aradı saatlerce konuştuk,
yetmedi.
Özledim, yanıyorum, ama seneye yaz olduğu zaman birlikteyiz o yüzden derin bir iç çekip sırt üstü yatağa düşüyorum yavaş çekimde. Bu görüntü bir ped reklamında ya da bir romantik korku filminde kullanılabilir, hiçbir hakkı mahfuz muydu, mahmut muydu neydi o kelime neyse, değildir.
Soğuk su sevmiyorum. Sıcak su sevmiyorum.
Su, serindir.
Başlığa bakınca, yaz bitti de zat-ı şahaneme ne klorlu havuz suyu ne de sofra tuzlu deniz suyu değmediği çağrıştı. Sonra daha önce hayatımın 6 yazının da benzer şekilde geçtiğini hatırlayıp yaşamıma devam ettim. Bu yedinci yaz oldu.
Bourgeois'm, canım cananım, kardeşi Elifique ve bu Fransız soyağacı da nerden (bak şimdi otomatik yazım denetleyicisi hem soyacağı'nın hem de nerden'in altını çizdi. Peki neymiş doğrusu diye tıklayınca bana soyağacı için soyacağı, nerden içinse rendeyi önerdi kendisi. Yazım denetleyicimin oruç başına vurdu) bu çıktı tam bilemedim ama neyse işte büyük ihtimalle Cuma günü bildiğin gün yapıcaz, okurhan. Buna karar verdik. Biraraya gelip, mutfağa gelip hayvan gibi yemekler yapıp, sonra hayvan gibi hatun muhabbetleri eşliğinde hayvan gibi yemek yiyeceğiz. Alpha female sohbetler ve yaşam tarzını buram buram içime çekiyorum. Öyle özlemişim ki anlatamam böyle saatlerce kıl, tüy ve üç hatundan beklenmeyecek saçmalıkta muhabbetler içersinde olmayı.
Bir de bunların dünyanın en şirin annesi olabilecek bir anneleri var ki Adile Naşit'in reenkarnasyonu olduğundan şüpheleniyorum. Dünyanın en güzel yemeklerini de yapıyor olabilir aynı zamanda. Hatta o dünyanın en güzel yemekleri dışında her fırsatta beni bıcır bıcır ağırlamasını ve bir de spiritüel bir kişilik olmasını da bu listeye ekliyor ve pes diyorum! Ona baktıkça insanın bir annesinin olmasının ne güzel bir şey olduğu günleri hatırlıyorum ve bana bunu hatırlattığı için daha da bir mıncıklayasım geliyor kendisini ama tutuyorum kendimi işte.
Biliyor musun bence git annene bir sarıl ya da ara onu ne bileyim, okurhan. Üzerinden 16 (on altı) yıl geçmiş benimki gideli. Artık hatırlamıyorum bile pek çok şeyi zaten hafızam balıklarla bir yarış halinde. Sadece o boşluğu hissediyor insan olmadık yerlerde. Boğazına bir yumru tıkanıyor. Hayatım tamamen erkeklerle çevrili şu anda. Evde babam ve ismilazımdeğil, se'glimin evi ise malum daimi erkekler yurdu... Nereye baksam erkekler var ve ben de malum butch bir lezbiyen gibi giyinerek dönemi tamamlamıştım en son.
Bu dişi enerjinin hayatımdaki eksikliğini farketmeye başladım son bir kaç gündür. Bakma her fırsatta söylerim dişileri sevmem diye ama Bourgeois'larda geçirdiğim gece, Seloschkam'la yetmeyen telefon konuşması esnasında etrafımdaki bıy bıy hatunluktan çok uzak kaliteli dişilere olan özlemim hortladı. Inferidiim'e de sarkıntılık etmeliyim en kısa zamanda. Hali nicedir, ne yer, ne içer...?
Bir de acaba Gülf İngiltere'den geri döndüğünde benimle eve çıkar mı? Ne alaka ama bu takıldı şimdi bak aklıma. Ne de güzel olur be, hayırdır inşallah bak. O diil de nooldu acaba son durum, du bi mesaj atiim Twitter'dan. Bitti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)